Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

>3 Kadın 3 Albüm

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/21 Nisan 2007

Bugün üç yeni albümden söz edeceğim. Üçü de muhteşem sesli çok güzel üç kadın sanatçıya ait. Üçü de kansere yakalanıp yaşama veda etti. Ama üçü de hala sesleriyle yaşamaya devam ediyor…

Nina Simone- Remixed & Reimagined

Tam dört yıl önce bugün Nina Simone aramızdan ayrıldı. Bugün onun anısına yayımlanan yeni bir albümü dinliyorum. Nina Simone’u tanıtmaya gerek var mı bilmiyorum. Gelmiş geçmiş en güzel seslerden biri. Besteci, şarkı sözü yazarı, aranjör, piyanist. Irkçılığa karşı verilen insan hakları mücadelesinin en önemli isimlerinden biriydi Nina Simone. Daha 10 yaşındayken verdiği ilk konserinde ırkçılığın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenmişti. Konser salonunda ilk sırada oturan annesiyle babası yerlerini beyaz bir çifte bırakmak zorunda kalmıştı. Daha sonraki yıllarda, resmen açıklanmasa da prestijli müzik okulu Curtis Enstitüsü’ne derisinin rengi nedeniyle kabul edilmedi. Erken yaşta yaşadığı bu olaylar, daha sonraki yıllarda sanatının asıl işlevini, içinde yaşadığı dönemi yansıtmak olarak tanımlamasına ve toplumsal konularda hiç çekinmeden tavır almasına neden oldu.

Nina Simone, 2003’te öldüğünde arkasında bestelediği 500’den fazla şarkı, 60’tan fazla albüm bıraktı. Müziği çoğunlukla caz olarak nitelense de o hiçbir sınıflamayı kabul etmedi; ona göre “jazz” sözcüğü birçok beyaz için siyahlarla ve ucuz, değersiz şeylerle özdeşleştiriliyordu. Bu nedenle “jazz” tanımlamasını reddediyor ve siyahların klasik müziğini yaptığını vurguluyordu. Gerçekten de kariyeri boyunca blues, soul, R& B, gospel, funk, jazz gibi birçok müzik türünden esinlenen şarkılar söyledi. Nina Simone’nin hayatı ve müziği; disko dönemi sonrası 70’lerin sonu ve 80’lerin başında New York ve Chicago’da önem kazanmaya başlayan club underground kültürünün yükselişiyle güçlü bir etki yarattı.

Sony & BMG Music tarafından yayımlanan bu yeni albüm ise, Nina Simone’un olağanüstü sesini ve müziğindeki Afrika ritimlerini elektronik altyapı ile buluşturan yaratıcı bir çalışma. Coldcut, François K., Chris Coco, DJ Logic, Organica gibi günümüz dans ve elektronik müziğinin ünlü DJ/yapımcılarının yeniden hayat verdiği bu şarkılar, efsanevi sanatçının 1967-74 yılları arasındaki en sevilen eserlerini kapsıyor. Öyle görünüyor ki, bu şarkılar önümüzdeki günlerde dans kulüplerinde çok sık duyulacak. Her zaman kendi çağının ötesinde bir müzik anlayışına sahip olan Nina Simone, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarındandı. Kendi döneminde yaşayan birçok müzisyeni etkilediği gibi, bugün de hala ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Lorraine Hunt Lieberson Sings Neruda Songs

Geçtiğimiz yaz 52 yaşındayken göğüs kanserinden yaşamını yitiren Amerikalı ünlü mezzo-soprano Lorraine Hunt Lieberson’ın Neruda şarkılarını yorumladığı yeni bir albüm yayımlandı. Lieberson, kariyerine keman çalarak başlamış, olağanüstü güzellikteki sesi ve başarılı performanslarıyla sahnelerin yıldızı olmuştu.

2001’de Musical America tarafından “Yılın Vokalisti Ödülü” ile onurlandırılan sanatçı, 2005 yılında eşi Peter Lieberson’un Şilili şair Pablo Neruda’nın aşk şiirlerine yaptığı besteleri, dünyaca ünlü şef James Levine yönetimindeki Boston Senfoni Orkestrası eşliğinde yorumlayarak büyük beğeni kazandı. Ölümünden sonra, bu eserlerden beş tanesi bir araya getirilerek 32 dakikalık bir albüm olarak yayımlandı. Bir anma albümü niteliğindeki bu çalışma, her biri aşkın farklı bir yönünü yansıtan Neruda şiirlerinin Lieberson’un muhteşem sesiyle buluştuğu eşsiz bir bir klasik müzik ziyafeti sunuyor.

Rosemary Clooney-The Reprise Years

Bu isim ilk anda pek tanıdık gelmeyebilir ama soyadını herhalde duymuşsunuzdur. 1950’lerin ünlü caz şarkıcısı ve oyuncu Rosemary Clooney, aynı zamanda günümüzün yaşayan en seksi erkeği olarak ilan edilen aktör George Clooney’in halası. 1968 yılında yakın arkadaşı Robert F. Kennedy cinayetine tanık olduktan sonra, geçirdiği psikolojik rahatsızlık sonucunda çalışmalarına ara veren Rosemary Clooney, 1976 yılında müziğe geri döndü. 2002’de akciğer kanserinden öldüğü tarihe kadar da her yıl bir albüm yayınlamayı sürdürdü.

ER dizisindeki rolüyle Emmy Ödülü’ne aday gösterilen sanatçı, ölmeden kısa bir süre önce 2002 Grammy Ödüllerinde Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne değer görüldü. Bu yıl yayımlanan “The Reprise Years” adlı albüm, efsanevi ses Frank Sinatra’nın markası Reprise Records için kaydettiği 21 şarkıdan oluşuyor. Caz ve blues sevenlere, özellikle 1950’lerin ve 1960’ların caz müziğine ilgi duyanlara hitap edebilecek sıcacık, romantik bir albüm.

Reklamlar

Written by zülalk

22 Nisan 2007 19:53

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: