Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

>"Bilgisayar hâlâ en yakın arkadaşım"

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 10 Temmuz 2010

Uluslararası İstanbul Caz Festivali, bu yıl “Yeni Ozanlar” serisinde yine sıra dışı bir ismi konuk ediyor. Folk ve elektronik müziği birleştiren çalışmalarıyla başarı kazanan müzisyen Imogen Heap, 10 Temmuz’da İstanbul Modern’de bir konser verecek.

33 yaşındaki İngiliz şarkıcı, aynı zamanda şarkı sözü yazarı, besteci ve multi-enstrümantalist. Geçen yıl “Ellipse” adını taşıyan son albümüyle En İyi Düzenleme Dalında (Non-Classical) Grammy kazandı.

Myspace, Facebook, Twitter ve kendi blogu üzerinden yürüttüğü yazışmalarla çok sayıda hayran sahibi olan Imogen Heap, “Ellipse”in kayıt döneminde blogunda 40 ayrı video yayınlayarak bu süreci dinleyicileriyle yakından paylaştı. Teknolojiyi çok etkin kullanıp bir internet fenomeni haline gelen sanatçıyla ilginç bir söyleşi yaptık.

Son albümünüz “Ellipse”i kaydetmeden önce stüdyonuzu yenilediğinizi duydum. Bu değişikliğin sizin için özel bir önemi var mıydı?

Daha önce Londra’da bir stüdyom vardı. Çok gürültülü bir yerde olduğundan kırsal alandaki aile evimizi stüdyoya dönüştürme kararı aldım. Çocukken o evin bodrum katında oyun oynardık. Oraya yeniden hayat vermek için teknik ekipmanımı taşıdım. Eski oyun alanım şimdi benim yeni oyun alanım oldu.

Elektronik aletlerle çalışırken, şarkıları ekipmana uyacak şekilde mi biçimlendiriyorsunuz, yoksa şarkıya uyacak doğru ekipmanı mı buluyorsunuz?

Son albümümü seyahatlerim sırasında yazdım. Hawaii, Tazmanya, Hong Kong, Japonya, Pekin, Tayland gibi yerleri dolaştım. Yanımda basit bazı aletler ve mikrofonum vardı. Şarkıların demolarını piyano üzerinde çalarak kaydettim. O nedenle şarkılar kendi yolunu biraz kendisi buldu.

Ben de bunu soracaktım. Demoları genellikle piyanoyla mı kaydediyorsunuz?

Bu defa böyle oldu. Ama geçmişte demo kayıtları elektronik aletler aracılığıyla yaptığım da oldu. Bugüne kadar yaptığım tüm kayıtları düşünecek olursak yarı yarıya diyebilirim.

Bir şarkıyı aklınızda geliştirip ona uygun sesin hangisi olduğuna karar veremediğiniz oldu mu?

Sanırım kalbimin derinliklerinde seslerin nasıl olması gerektiğine dair güçlü hislerim var. Şarkıları yaparken sesleri katmanlar halinde düşünüp ilerliyorum. Her bir katmandan sonra bir sonrasını hayal ediyorum, bunun nasıl olmasını istediğimi biliyorum. Bazen stüdyoya girdiğimde işe nerden başlayacağımı bilmediğim de oluyor. O zaman seslerin yönlendirişine bırakıyorum kendimi. Örneğin son albüm için stüdyoya girdiğimde, evdeki çeşitli sesleri, kapı sesi, rüzgar sesi vb. kaydedip sample olarak kullandım.

Ben elektronik müziğin geleceğe bakmakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Bu tür müziği küçümseyenlere sizin bir yanıtınız var mı?

Elektronik öğeleri kullanıyorum ama müziğim çok fazla elektronik değil. Elbette elektronik müzik yapmak için buna uygun aletler kullanmak gerekiyor. Ama çok açık ki, bu şekilde müzik yapmak için, bunu geliştirebilecek bir vizyona, donanıma sahip olmak lazım. Pek çok insan elektronik müziği soğuk bulduğunu söyler. Ben buna katılmıyorum. Günlük yaşantımıza bakın. Herkesin arabası ya da cep telefonu aracılığıyla teknolojiyle kurduğu bir ilişki var. Neden bu müzikte farklı olsun ki? Bu da teknolojinin bize sağladığı bir olanak.

Fever Ray, “Bazen yapay bir ses daha gerçek gelebilir” demişti. Katılır mısınız buna?

Fever Ray, bu dünyadaki en farklı, kendine özgü seslerden birisi. Akord ve ses efektleri yardımıyla duyabileceğiniz en karanlık, en derin insan sesini elde ediyor. Bana göre, esas olan kalbinizde yatan sese ulaşmak. Son tahlilde teknolojiyi kullanan da insan; duygusuz, soğuk bir yaratık değil. Teknoloji ile elde edilen şey de, yine insan aklının ve duygularının ürünü.

Deneysel çalışmalarla kendini zorlayıp çıtayı yükseltirken bir yandan da pop sınırları içinde kalmayı başarabilenlerdensiniz. Bu konudaki temel yaklaşımınız ne?

Bir albüme başlamadan önce herhangi bir plan yapmıyorum, nereye gitmek istediğimi belirlemiyorum. Sadece başladığım işi tamamlamayı istiyorum. Kendimi zorlamayı ya da albüm soundunun “cool” olmasını hesaplamıyorum. Tek istediğim dinleyicilerle bağ kurmak. Popun ana hedefi de budur. İnsanlara müzikle, şarkı sözleriyle duygusal olarak dokunmak, onlarla iletişim kurmak amacım. Popun saydam ve açık bir tavrı var. Ayrıca pop müzik çok yaratıcı da olabiliyor. Kendimi zorlama kısmına gelince, stüdyomda kendimle baş başa kalmam zaten yeterince zorlayıcı…

Albümlerinizi film gibi düşünsek, yönetmen, senarist, yapımcı ve başrol oyuncusu da siz olurdunuz. Mükemmeliyetçi misiniz, yoksa tamamen özgür olmak mı istiyorsunuz?

Başka müzisyenlerle işbirliği yapmayı seviyorum. Ama iş kendi albümümü hazırlamaya gelince, bunu ben yaptım diyebilmeyi istiyorum. Çünkü bu böyle devam ettikçe, kafamdakini gerçekleştirmeye daha çok yaklaşıyorum. Ben asla en mükemmelini yaptım demiyorum ama kendi adıma kendi aklımdaki özgünlüğü yakalamaya çalışıyorum.

Milyonlarca hayranınızla günümüzün internet fenomenlerinden birisiniz. Bunun sizin için anlamı ne?

Buradaki en önemli şey, insanlarla bağ kurmak. Blog yazmak, internet üzerinde dinleyicilerle konuşmak, Myspace’de şarkılarınızı paylaşmak, bunların hepsi çevrenizdekilere yakınlaşma fırsatı ve benim hayatımın çok büyük bir parçası. Yaptığım şeyi yapmaya devam etmemi sağlıyor. Bunu hem hayranlarım hem de kendim için sürdürüyorum. Ayrıca benim başka müzisyenler gibi bir yapım ekibim, tasarımcım vs. yok. Her şeyle kendim ilgileniyorum. Bu tür konuları internette insanlarla paylaşıp ortak bir yol buluyorum.

Bilgisayar hâlâ en yakın arkadaşınız mı?

Evet, hâlâ öyle.

Brian Eno, bir keresinde “Müzisyenler bilgisayarlardan daha eğlenceli. Çünkü bilgisayarlar belli bir gelişim düzeyinin altında” demişti.

Öyle mi dedi? Doğru, insanlar daha eğlenceli. Bilgisayarların aklımızdan geçeni tam olarak bilebilecek durumda olmasını isterdim. Düşünün; bir tuşa basıyorsunuz, bilgisayar istediğinizi aynen anlayıp uyguluyor. Bu bugün bir hedef aslında. Bu nedenle insanlara daha çok uyum gösterecek bilgisayarlar geliştirilmeye çalışılıyor.

İstanbul konseriniz nasıl olacak? Sahnede size bas kutusu, papağan ve bilgisayar mı eşlik edecek? Yoksa sizin deyiminizle “uzay gemisinde uçup şarkı söyleyen bir kız” mı göreceğiz?

Piyanom var, bilgisayarım ve başka aletlerim de var. Konserde önceden kaydedilmiş olan unsurları kullanarak değil, daha çok doğrudan aletleri çalarak müzik yapmayı istiyorum. İnsanlara ulaşmak için sahnede icra etmek istediğim müziği yapacağım. Albüm kayıt sürecinde çok sayıda farklı ses kullandık. Bunları sahnede canlı seslendirebilmek için kullandığım ekipman da var tabii. Bana eşlik eden bir perküsyoncu var, vokalde de yer alıyor bazen. Bas gitar ve viyola çalan arkadaşlarımız var. Gerçek insanlarla müzik aletlerini çalarak seslendirdiğimiz eski ve yeni parçalar da var, synthesizerların devreye girdiği daha elektronik parçalar da. Güzel şeyler oluyor sahnede…

Reklamlar

Written by zülalk

10 Temmuz 2010 02:25

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: