Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

>"AT OLMAK İSTİYORUM!"

with 3 comments

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 25 Ekim 2010

Yenilikçi ve genç müzikleri sekiz yıldır İstanbul’a taşıyan Phonem By Miller etkinliği, bu yıl çarpıcı bir açılış yaptı.

Cumartesi gecesi İKSV binasındaki Salon’un sahnesinde deneysel rock’ın önemli gruplarından Liars vardı.

Birçok kişi yaptıkları müziği dans-punk diye nitelendirse de, bence istedikleri müziği hiçbir sınır tanımadan yaptıkları için en uygun tanımlama deneysel rock.

Angus Andrew (vokal ve gitar), Julian Gross (davul) ve Aaron Hemphill’den (vurmalı çalgılar, gitar ve synth) kurulu Liars’ın bugüne kadar yaptığı her şey sıra dışı. Bir albümden diğerine değişen soundlar, bir cümle uzunluğunda şarkı isimleri, kimi zaman minimalist kimi zaman sofistike CD tasarımları ve elbette vahşi gitarlarla ses deneylerini buluşturan müzikleri, onları diğerlerinden belirgin şekilde ayırıyor.

ÜRKÜTÜCÜ AMA EĞLENDİRİCİ

Gece 23:15’te sahneye çıktı Liars ekibi. Bu arada yeri gelmişken bir noktaya değinmek isterim. Neden Türkiye’de bu tip konserler yurtdışında olduğu gibi 20:30 ya da 21:00’de başlamıyor? 23:15’te sahneye çıkan bir grup yaklaşık iki saat çalınca, dinleyicinin İstanbul trafiğinde eve dönmesi gece saat 2’yi buluyor. Liars’dan önce ön grup olarak Türkiye’den Ayyuka çaldı ama onlar da sahneye 22:00’de çıktı. Üstelik bu durum hafta içi etkinliklerde bile aynı. Organizatörler, konserlerin saatini biraz öne almayı düşünürler umarım.

Angus Andrew, sahnede sergilediği çılgın tavırlarıyla ünlü. “Acaba bunu şovun bir parçası olarak mı yapıyor?” diye merak ediyordum. Ancak canlı gördükten sonra kararımı verdim; onlar sahnedeyken her şey kendiliğinden gelişiyor.

Angus, adeta yaramaz çocukları andıran bir edayla sahnede o kadar kontrolsüzce geziniyor ki, bir ara davulu düşürdü, bira şişesine çarpıp zemine bira döktü, gitaristin bacağına dolandı. Bazen çok ciddi gözükerek, bazen kurnazca gülümseyerek kalabalığı etkilemesini de çok iyi biliyor. Grubun diğer elemanlarının sadece enstrümanlarını çalmakla ilgilendiğini düşünürseniz, Liars’ın ürkütücü ama eğlendirici müziğini ancak böyle bir vokalist sunabilirdi.

YALNIZLAŞAN İNSAN

Üstelik o müzikle neler anlattıkları da belli. Yeni albümleri “Sisterworld”, son yıllarda Amerika’ya pompalanan mantıksız iyimserliğe bir tepki olarak ortaya çıkmış. Müziğin, çevrelerinde gelişen dünyadan kopma noktasında alternatif bir dünya yarattığını söylüyor Liars. Genişleyen nüfus ve gelişen iletişim teknolojilerine karşın giderek yalnızlaşan insanın kurduğu yeni bir dünya bu…

Böyle bir düşünceden yola çıkan bir grubun müziği elbette agresif olacaktır. Bunu anlatmasını sağlayacak en iyi müzik türü de tabii ki punk’dır.

Bazıları Liars’ı fazla uçuk bulur. Ancak bis sırasında çaldıkları “Broken Witch”de Angus’un neden “At olmak istiyorum” diye bağırdığını anlamak için onları biraz tanımak lazım. Savaşlarla kana bulanan dünyada insanlığından utanıp at olmak isteyen birinin çığlığıdır o…

Yaklaşık iki saatlik konserde hem “Sisterworld”den hem de önceki çalışmalarından şarkılar çaldı Liars. Sahne mükemmel bir şekilde kaotik, müzik doyurucuydu.

Gecenin sonunda insanlar at olmak istediğini haykırıyordu. Bundan daha fantastik konser olur mu?

(Fotoğraflar: Zülal Kalkandelen)

Reklamlar

Written by zülalk

25 Ekim 2010 18:31

Liars, Phonem By Miller kategorisinde yayınlandı

3 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. >Konser saatleri konusundaki yorumunuza tamamen katılıyorum. Bu konunun mekan sahipleri ve organizatörlere her fırsatta hatırlatılması gerekiyor. Şahsen benim hafta için konserlere gitmeme (gidememe değil) sebebim çoğu zaman budur… Hafta için konserleri saat 00.00 da bitecek şekilde ayarlanmalı bence…

    Anonymous

    26 Ekim 2010 at 06:56

  2. >İşin organizasyon tarafında yer alan biri olarak, konserlerin daha erken başlamasını bence de güzel olurdu diyebilirim… Avrupa'da konserler cidden bize göre daha erken saatlerde başlıyor, tamam. Ama bu aslında biraz da "hayat tarzı" farkından kaynaklanıyor sanırım. Bizde gece gerçekleşen / gece hayatı ile ilgili herşey biraz daha geç başlıyor. Bunun değişmesini sadece organizatörlerden beklemek de haksızlık olur aslında. Acaba seyirciler de ağırlıklı bu görüşte mi, herkes / çoğunluk konserlerin daha erken başlamasını istiyor mu? Mesela Caz Festivali'nde Açıkhava Sahnesindeki konserleri 9'da başlatıyoruz, herkes vaktinde geliyor, kimse de erken diye şikayet etmiyor. Ama tabi o konserlerin de yaş ortalaması eminim kapalı bir kulüp konserinden daha yüksektir, ayrıca açık alanda saat sınırlamaları var vs. Konser yorumun için eline sağlık bu arada, gerçekten konserin ruhunu çok güzel açıklamışsın 🙂

    usagi yojimbo

    26 Ekim 2010 at 07:47

  3. >Elbette sadece organizatörlerle ilgili bir konu değil bu. Ancak bu konuda bir adım atılacaksa, o adımı da yine organizatörler atacak. Örneğin The Veils geldiğinde Babylon'da saat 20.30'da başladı konser. Nedeni neydi bilmiyorum ama günlerce önceden ısrarla duyurulunca insanlar o saatte geldiler konsere. Belki ilk zaman alışmaları zor olur, fakat sonuçta böyle bir düzen kurulursa oturur sistem. Burada insanlar konserlere sanki club'da DJ dinlemeye gider gibi gidiyor. Geceyarısına doğru başlayan konserler, gruplar çalarken devamlı konuşmalar da bunun bir göstergesi bence. Bunun yanı sıra tabii ki club mantığı içinde geç başlayacak performanslar da olabilir ama onlar ayrılabilir diye düşünüyorum.Tanıdığım birçok insan ertesi gün işe gitmek için sabah erken kalkacağından konserlere gidemediğini söylüyor. Yazı için belirttiğin düşüncene teşekkür ederim 🙂

    Zülal Kalkandelen

    26 Ekim 2010 at 07:58


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: