Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Anjani’ Category

>Yeni Müzik Yeni Heyecan

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/5 Mayıs 2007

Yaz yaklaştıkça ardı ardına birçok yeni albüm yayımlanıyor. İşte yeni müzikleri takip etmek isteyenler için, raflara henüz yerleşen dikkate değer albümlerden birkaçı…

The Bird and The Bee

Los Angeleslı müzisyenler Greg Kurstin ve Inara George, birkaç yıl önce tanışmışlar ve caz müziğine karşı aynı standartlarda bir yaklaşımı paylaştıklarını keşfetmişler. Bildikleri bütün şarkıları çaldıktan sonra, birlikte şarkılar yazmış ve sonra da stüdyoya kapanıp ilk albümlerini kaydetmişler. Sonuçta ortaya, bossa nova ve cazı elektro-popla bir araya getiren, dinlenmesi kolay bir albüm çıkmış. Adı da grupla aynı: The Bird and The Bee. Tahmin ettiğim gibi, “kuş” olan dişi (Inara), “arı” olan da erkek (Greg).

Daha önceleri Beck, The Flaming Lips, Lilly Allen, Peaches gibi isimlerle çalışan Inara, vokallerde ve basta eşlik ederken, yine Beck ve Red Hot Chili Peppers ile çalışmalar yapmış olan prodüktör Greg, keybord ve gitar başta olmak üzere birçok aleti çalıyor. Kendi müziklerini, “Brezilya’da kurulan 1960’ların fütüristik Amerikan film seti” olarak tanımlıyorlar. Dinlerken herkes aynı etkiyi hisseder mi bilmem ama bana göre uygun bir tanımlama. Grubun ilk single’ı “Again and Again” radyolarda sık sık duyuluyor, fakat “Fucking Boyfriend” de albümün en ilginç şarkılarından biri; özellikle erkek arkadaşlarına sakince kızmak isteyenlere salık verilir…

ANJANI-Blue Alert

Honolulu doğumlu şarkıcı/söz yazarı/piyanist Anjani Thomas, hayatının büyük kısmını, yakasını bir türlü bırakmayan depresyon nedeniyle, büyük sıkıntılar çekerek geçirmiş. Fakat sonunda şans ona gülmüş ve Leonard Cohen gibi efsanevi bir müzisyenle çalışma olanağı bulmuş. İlk olarak Cohen’in 1985’teki ünlü “Hallelujah” kaydı sırasında geri vokallerde yer almış. O zamandan bu yana Cohen’e hem klavyede hem de vokalde eşlik etmeyi sürdüren Anjani, aynı zamanda onun sekiz yıldır hayat arkadaşı. Anjani’nin buğulu sesinden ve yeteneklerinden etkilenen Cohen, onun bu üçüncü albümünün prodüktörlüğünü üstlenmiş. Ama bununla da kalmamış; daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış el yazmalarından Anjani’nin faydalanmasına izin vermiş. Bunun hikayesi de ilginç. Anjani, bir gün Leonard Cohen’in masasında duran karalama defterinde birkaç satır görür: “There’s perfume burning in the air/ bits of beauty everywhere”. Genç sanatçı bu satırlardan aldığı ilhamla yaptığı şarkıya kendi şarkı sözlerini yazar. İşte albüme de adını veren “Blue Alert” adlı şarkı böyle doğar.

Albümdeki on şarkı da ikili tarafından birlikte yazılmış, düzenlemeler ise Anjani’ye ait. 73 yaşındaki müzik dehası Leonard Cohen’in, hayatını paylaştığı 48 yaşındaki bir caz şarkısıcıyla yaptığı ortak bir albüm, elbette ilk anda kulağa ilginç geliyor. Cohen’in esin perisinin nasıl şarkı söylediğini kim merak etmez ki? Albüme karşı merak dürtüsünü harekete geçiren ilk faktör bu olsa da, dinleyince iyice anlıyorsunuz ki, Anjani, etkileyici bir caz yorumcusu. “Blue Alert”, özellikle romantik caz baladlarını sevenlerin hoşlanabileceği başarılı bir albüm.

LCD Soundsystem-Sound of Silver

Punk, funk ve disco house karıştırılırsa nasıl olur? Dinamik ve eğlenceli olur. New Yorklu prodüktör James Murphy’nin projesi LCD Soundsystem’in “Sound of Silver” adlı albümü de aynen öyle. Akıllıca yazılmış şarkı sözleri, dans etmeye uygun, hareketli ve enerjik bir müzikle bir araya gelmiş. DFA Records’ın kurucularından olan James Murphy’nin kendi plak şirketinden çıkan bu ikinci albümü, son günlerde oldukça popüler. LCD Soundsystem, aslında ilk olarak kendi adını taşıyan 2005 albümle uluslararası alanda dikkat çekmişti. “Daft Punk Is Playing at My House” adlı şarkı, FIFA O6’nın yanı sıra, birçok video oyununda da kullanıldı. 2005 yılında bu şarkıyla “En İyi Dans Kaydı” dalında, albümle de “En İyi Elektronik/Dans Albümü” dalında Grammy ödülüne aday gösterildiler.

LCD Soundsystem’in bir diğer ilginç projesi, Nike firmasının isteği üzerine yazdıkları “45:33” adlı müzik parçası. Parça, adından da anlaşılabileceği gibi, 45 dakika 33 saniye sürüyor.

“Sound of Silver”, 80’lerin new wave akımını, disco electro house ile başarılı bir şekilde birleştiren bir albüm. Herhangi bir elektronika albümünden beklenebilecek olanın üstünde bir yaratıcılık taşıyor. Piyano, klarnet, organ, keman, viyolonsel, çan, kalimba gibi aletler de kullanılarak zengin bir müzik yaratılmış. Bu albümün listeleri zorlayacak şarkısı ise “North American Scum”. Şarkı, George W. Bush yüzünden, kendilerini dünyadan özür dilemek zorunda hisseden Amerikalılar hakkında. Benim için şarkının en önemli özelliği ise, açılıştaki Young Marble Giants etkisi. Eh, üzerine bir de “Get Innocuous!”adlı şarkıdaki Brian Eno etkisini eklerseniz, bu albüme neden kayıtsız kalınmamasını önerdiğim daha iyi anlaşılır.

Reklamlar

Written by zülalk

06 Mayıs 2007 at 20:22