Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Caetano Veloso’ Category

>Vitrindeki Abümler 4:

with 3 comments

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/31 Ocak 2010

MERCEDES SOSA-CANTORA (Sony Music)

“Sessiz yığınların sesi”, Arjantinli şarkıcı Mercedes Sosa’nın ölmeden önce tamamladığı son albüm “Cantora” Türkiye’de de yayımlandı. Geçen ekim ayında yaşamını kaybeden Sosa, sosyal ve politik içerikli şarkılarıyla, Latin Amerika’da sosyalist direnişin en ünlü seslerinden biriydi.

Askeri cunta döneminde yasaklanan sanatçı, geride çok sayıda unutulmaz albüm bıraktı. Bana göre, hepsinin içinde bu son çalışmasının ayrı bir değeri var. Çünkü Latin Amerikalı müzisyenlerle yaptığı düetlerden oluşan bu albümle, önemli bir mesaj veriyor Sosa…

Bu müzisyenlerin kimisi dünya çapında ünlü, kimisi kendi ülkelerinde çok sevilen sanatçılar. Ancak bazıları da, Sosa’nın ancak torunu olacak yaşta, yeni tanınmaya başlayan sesler. Sosa gibi efsanevi bir ses, büyük bir alçakgönüllülükle genç sanatçılarla birlikte söyleyerek, bir anlamda sahneyi onlara devrediyor…

18 şarkının yer aldığı albümde, sadece geleneksel folk şarkıları yok. Müzisyenlerin tarzına uygun olarak, bilinen şarkılarda yeni düzenlemeler yapılmış.

Örneğin, Victor Heredia’nın “Cancion para un nino en la calle” adlı şarkısında, Sosa’nın tangoya uygun dokunaklı söylemi Rene Perez’in rap tarzıyla birleşmiş. Ortaya çıkan karşıtlığın uyumunu çok ilginç ve güzel bulduğumu söyleyebilirim.

La Maza” adlı şarkı ise, kanımca, Shakira’nın özüne dönmesi gerektiğinin son kanıtı. “Cantora, baştan sona, aralarında Lila Downs ve Daniela Mercury’nin de olduğu, çok güzel seslerle yapılan düetlerle dolu. Benim favorim, çellonun eşliğindeki enfes Sosa-Caetano Veloso düeti.

Gracias Mercedes Sosa!

Written by zülalk

31 Ocak 2010 at 20:27

>Kocaman Yürekli Brezilya İkonu İstanbul’da

leave a comment »

>

© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/5 Temmuz 2008

Tarih: 7 Ağustos 1942. Yer: Brezilya’nın kuzeydoğusunda Bahia bölgesi. Genç bir çiftin 5. çocuğu Caetano dünyaya gelir. Çok geçmeden sanatsal yetenekleriyle çevresindekilerin dikkatini çeker; edebiyata, sinemaya ve müziğe meraklıdır. 17 yaşında bossa nova’nın meşhur sesi Joao Gilberto’nun müziğini duyduğu an, hayatında bir dönüm noktası olur.

1960 yılinda Salvador’a taşınır. Üniversitede felsefe okumaktadır. Sinemacı olmak isterken müziğin derinliklerine dalar. Kızkardeşi Maria Bethania için şarkılar yazmaktadır. 1960’ların ortalarında bir grup Bahialının arasına katılır. Kızkardeşinin yanı sıra, Brezilya’nın Kültür Bakanı Gilberto Gil ve Gal Costa da vardır aralarında.

Halkının büyük kesiminin fakirlik içinde yaşam savaşı verdiği Brezilya’da solcu hükümet, 1964 yılında bir askeri darbe ile devrilir. 20 yıl sürecek olan diktatörlük başlamıştır…

Caetano’nun arkadaşlarıyla kurduğu Tropicalismo hareketi, soluyla sağıyla ülkedeki bütün kesimleri rahatsız eder. Çünkü müzikleri alışılmışın dışındadır; geleneksel ile çağdaş arasında köprü kurup farklı bir karışım yaratmaktadır. Fado’dan, psychedelic rock’a, bossa nova’dan klasik müziğe birçok müzik türünü kullanarak folk geleneklerini deneyselci bir anlayışla yeniden yapılandırırlar. Tiyatro ve şiiri de işin içine katarak oluşturdukları söylemlerinde öne çıkan diktatörlük karşıtı görüşler, giderek bir kültürel harekete dönüşür. Yoksulluk, adaletsizlik gibi temaları işleyen şiirsel şarkı sözleri, bambaşka bir boyuta taşır Brezilya müziğini. İçinde punk tavrı olan, başkaldıran bir harekettir bu.

O kadar ki, genç rock grubu Os Mutantes ile verdikleri bir konserde, dinleyicilerin büyük bir kısmı arkalarını sahneye dönerek oturunca, grup üyeleri de onlara sırtlarını dönerek şarkılarını söyler. Portekizli şair/ressam Fernando Pessoa’nın bir şiirini okumaya hazırlanan Caetano, bu durum üzerine kalabalığa doğru bağırarak şunları söyler: “Siz gücü ele geçirmek istediğini söyleyen gençler! Politik tavrınız da müzikteki gibiyse, bittik demektir!” Neye uğradığını şaşıran dinleyici grubu, birden topluca dönerek sahneye bakar.

Uluslararası Sao Paulo Şarkı Festivali’nde yine Os Mutantes’le birlikte plastikten yapılma kıyafetler içinde çıkar sahneye. Amaçları, “E Proibido Proibir” (Yasaklamak Yasaktır) adlı şarkıyı söyleyip, hem müzikte hem de siyasette statükocu ve baskıcı tavra karşı çıkmaktır. Geleneksel Brezilya müziğinin, dans ritimleriyle ve rock soundu ile birleştirilerek zenginleşeceğini savunurlar.

Fakat bu tür özgürlükçü fikirler diktatörlerin hiç hoşuna gitmez…1968 yılı Brezilyası, darbe içi bir darbeye sahne olur. Giderek polis devletine dönüşen ülkede baskılar yoğunlaşır. Caetano ve Gilberto’nun Tropicalismo hareketini durdurmak isteyen faşist yönetim, soruşturma açıp her iki sanatçıyı da tutuklatır. Ardından Londra’da geçen 2.5 yıllık sürgün dönemi gelir.

1972’de ülkesine geri dönen Caetano’nun Londra yılları karanlık ve zordur. 70’ler ve 80’lerde en çok ses getiren eserlerini yazar. Artık Brezilya’da bir ikon seviyesine gelmiştir ve bugüne kadar neredeyse her yıl yeni bir albüm yayımlar.

Müzik yaparken, daima bir sanatçı duyarlılığı ile politik konularda topluma görüşlerini aktarır. 1992 albümü “Circulado”, o dönemde ABD Başkanı olan baba Bush’un “yeni dünya düzeni”ne bir karşı duruşken, 1997 albümü “Livro”, Amerikan kültürünün kendi kuşağı üzerinde nasıl iz bıraktığını anlatır.

Amerika’nın yarattığı kültür emperyalizmini eleştirirken, bir yandan da bu ülke ile onun müziğini ayrı tutmayı başarmıştır Caetano. 2004’te “A Foreign Sound” adıyla tamamen Amerikan şarkılarından oluşan bir albüm çıkarır. Cole Porter, Gershwin, Nirvana, Talking Heads ve Elvis Presley gibi büyük isimlerin şarkılarını yorumlayarak, hayatı daha zengin kıldıkları için onlara teşekkür eder.

Caetano, bugün Brezilya müziğinin en güçlü seslerinden birisi. En çok Grammy kazanan Brezilyalı sanatçı olarak ülkesinin tarihine geçti. Ama etkisi kıtaları aşıp dünyaya yayıldı; David Byrne gibi bir entelektüele, Devendra Banhart ve Beck’in de aralarında olduğu rock müzisyenlerine uzandı.

Öyle ki David Byrne, Caetano’nun bir konseri sonrasında ona duyduğu hayranlığı internetteki günlüğüne yazdı. “Odeio” adlı şarkısında “Senden Nefret Ediyorum” derken bile bunu punk ya da emo gruplar gibi adeta hırlayarak değil, şaşırtıcı bir hüzünle söylediğine dikkat çekti. Şaşırtıcıydı; çünkü kendisini birinden nefret ettiğini söylerken bulmanın yarattığı hüzündü bu…

Sevgili müzikseverler, Caetano Veloso, 10 Temmuz’da Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde! O, yalnızca çağımızın en önemli müzisyenlerinden birisi değil, kocaman yürekli bir insan hakları savunucusu ve yazar. Kaçırılmayacak bir konser!

Written by zülalk

06 Temmuz 2008 at 11:44

Caetano Veloso, Gilberto Gil kategorisinde yayınlandı

>Cesaria Evora: "Deniz manevi güç kaynağıdır."

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/17 Haziran 2006

Hüzünlü Şarkıların Divası Cesaria Evora temmuzda Türkiye ve KKTC’de

Birçok kişi, Cesaria Evora ‘yı sahnede yalınayakla şarkı söylediği için müzik dünyasının Çıplak Ayaklı Divası olarak tanıyor. Portekiz fadolarından Küba ve Afrika müziklerine uzanan geniş bir yelpazeyi yansıtan şarkılar söylen sanatçı, bugün dünyada albümleri en çok satan sanatçılardan birisi. Grammy ödüllü şarkıcı, muhteşem sesiyle hayat verdiği hüzünlü şarkılarını doğduğu Cape Verde adasından tüm dünyaya yaymayı sürdürüyor ve yeni çıkan albümü ”Rogamar” ın Avrupa turnesi kapsamında gelecek ay ülkemize geliyor.

Cesaria Evora, şu anda turne öncesinde tatilini sürdürse de, sorularımı elektronik posta ile yanıtlamayı ihmal etmedi.

50 yaşındayken torun sahibi olduğunuz bir dönemde uluslararası üne kavuştunuz. Şu anda da 65 yaşındasınız ve yakında yine dünya turnesine çıkacaksınız. Bu nasıl bir his?

”Sadece yaşlanıyorum ve yaşadıklarımdan dolayı memnunum. Yeni albümüm çok başarılı bulunuyor ve hayranlarım da çok mutlu görünüyor. Şu anda Cabo Verde’de tatildeyim. Seyahat etmek bazen çok yorucu olsa da, Haziran sonunda yeniden tura çıkmak için kendimi oldukça hazır hissediyorum.”

Birçok sanatçı tura çıkmanın bir anlamda yıpratıcı olduğunu diğer yandan da sanatçının gelişimini sağladığını söylüyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

”Tura çıkmak, özellikle sanatçının yeni insanlarla ve hayranlarıyla buluşup tanışmasını sağladığı için besleyici ve zenginleştirici bir deneyim. Fakat ne yazık ki, gittiğim yerlerde çevreyi görmek için yeterince zamanım olmuyor.”

Söylediğiniz müzik doğduğunuz yerde ‘morna’ olarak adlandırılıyor. Bu bir çeşit o bölgeye özgü ulusal blues. Bu müzik, daha çok hangi konular üzerinde yoğunlaşır? Morna’nın Cape Verde’de yaşayan insanlar için anlamı nedir?

”Ben Cape Verde’de doğup gelişen ‘morna’ ve ‘coladera’ diye adlandırılan müzik türlerini icra ediyorum. Bu müzikleri dinleyerek büyüdüm, hala da onları dinliyorum. Morna, tamamen Cape Verde’ye özgü bir terim ve diğer dillere tam bir tercümesini yapmak mümkün değil. Aşk, neşe, nostalji, buluşma ve ayrılık gibi konuları işler daha çok.”

1991 yılında, Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde, sizin bar şarkıcılarının aristokrasisi içinde yer aldığınız şeklinde bir yorumda bulundu. Bu yorumu okuduğunuzda ne düşündünüz?

”Kariyerimin çok güzel bir dönemiydi o. Barlarda şarkı söylediğim yıllarda çok şey öğrendim ve o barlar benim gelişimime büyük katkıda bulundu.”

Müziğinizin tüm dünyada bu kadar çok insanı etkilemesini neye bağlıyorsunuz?

”Müziğin sınırları yok. Çok sayıda hayranım konserlerden sonra gelip bana, şarkılarımı dinlerken ne kadar etkilendiklerini anlatıyor, bazıları müziğimi dinledikten sonra hayatlarında ilk kez aşık olduklarını, hatta kimisi yakınlarının cenaze töreninde ‘Sodade’ adlı şarkımı çaldıklarını söylüyor. Bu anıları hayatım boyunca saklayacağım.”

Şarkılarınızı Portekizce ile Afrika dillerinin bir karması olan Creole adlı bir dilde söylüyorsunuz ve dünyada birçok insan o dili anlamadığı halde şarkılarınızı hissedebiliyor. Bunun nedenini neye bağlıyorsunuz? Müziğinizin yansıttığı melankolik havaya mı, sesinizin özelliğine mi?

”Cape Verde’nin müziği çok ahenkli, akılda kalıcı bir müziktir. Taşıdığı melankoli ve yansıttığı his herkesi etkiler. İnsanlar az rastlanan bir sesim olduğunu söylüyorlar. Belki de bunun doğru olduğuna inanmalıyım.”

Bazı sanatçılar yaratıcı olmak için acı çekmek gerektiğini; çünkü keder, yalnızlık ve acının yaratım sürecini beslediğini söylüyorlar. Bu konuda hemfikir misiniz?

”Bilmiyorum. Fakat bir sanatçının söylediği, yaptığı ya da ilgisini çeken her şey, özellikle daha önceden yaşadıklarına bağlıdır.”

Müzik kariyerinizde işbirliği yapmak istediğiniz bir sanatçı var mı?

”Birçok sanatçı ile işbirliği yaptım ve daha başkalarıyla da yapmak isterim. Fakat bu tür şeyler kendiliğinden ortaya çıkıyor.”

Hangi çağdaş müzisyenleri izleyip beğeniyorsunuz?

”Brezilya’dan Caetano Veloso , Marisa Montes , Angela Maria , Fransa’dan Charles Aznavour , Eddy Michel .. Madonna ve birçok diğer sanatçı..

Blues ve soul şarkıcılarının çoğu, kilisedeki gospel müzikten etkilendiklerini söyler. Siz bu tarz müzikten etkilendiniz mi?

”Kilisede çok şarkı söyledim. Çünkü bir zamanlar manastırdaydım. Fakat benim müziğim de gospel gibi keder ve acıyla dolu olsa bile, bu tarz müzikten etkilendiğimi düşünmüyorum. Söylediğim her şarkıdaki esin kaynağı kalbimin derinliklerinden geliyor.”

Fransa’da kaydettiğiniz yeni albümünüzün adı ‘Rogamar’ , ‘rogar’ (dua etmek) ve ‘mar’ (deniz) kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor. Deniz sizi ne yönde etkiliyor?

”Cape Verde’de doğan herkes için deniz manevi bir güç kaynağıdır, kendimize olan güvenimizi denizden alırız. Denizciler ve annelerimiz ona sahip olduğumuz için dua ederler. Deniz rahatlatıcıdır ve sanatçılar ona yakın olduklarında ilham alırlar.”

Cesaria Evora, 8 Temmuz’da Bodrum Antik Tiyatro’da, 9 Temmuz’da İstanbul’da ve 10 Temmuz’da 10. Magusa Kültür ve Sanat Festivali çerçevesinde Salamis Antik Tiyatro’da müzikseverlere ve denize merhaba diyecek.

Written by zülalk

18 Haziran 2006 at 19:21