Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Chill Out Festival İstanbul’ Category

>Lamb İstanbul’da

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/ 16 Mayıs 2009

İstanbul’un beğenilen müzik etkinliklerinden Chill-Out Festival’ın dördüncüsü 24 Mayıs Pazar günü yapılıyor. Downtempo radyosu Lounge 102 tarafından düzenlenen festivalin bu yılki konukları, Güney Afrika’dan Yoav, Arjantinli Axel Krygier, Almanya’dan Jazzamor ve Boozoo Bajou, İngiltere’den The Shortwave Set ve Lamb

Kemer Golf & Country Club’da öğle saatlerinde başlayıp kesintisiz 12 saat boyunca sürecek olan festivalin en ilgi çekici konuğu ise, kuşkusuz Lamb… Manchesterlı ikiliyi, 2000’de Ömerli’de yapılan H2000 Festivali’nde, sağanak yağmur altında donma pahasına dinlemiştik. Unutulmaz bir gündü… Ama unutulmazlığın nedeni, yağmur ya da soğuk hava değildi. İliklerimize kadar hissettiğimiz şey, müziğin olağanüstü gücüydü; örneğine az rastlanacak kadar etkili bir canlı performans dinlemiştik.

1994 yılında Andy Barlow ve Lou Rhodes tarafından kurulan Lamb, trip-hop, caz ve drum’n bass’ı bir araya getiren karmaşık bir müzik yapıyor. Lou Rhodes’un yumuşak vokalinden yansıyan melankoli, Barlow’un elektronik sesleri ile garip bir uyum içinde… Gitar, davul, trompet ve yaylıların eşlik ettiği müziğin farklı bir çekiciliği var.

Öyle ki, “Cotton Wool”, “Gabriel”, “All In Your Hands” adlı şarkılar, dinlediğiniz anda alışkanlık yapabilir. Polonyalı klasik müzik bestecisi Henryk Gorecki’nin 3. Senfonisi’nden esinlenerek yazdıkları “Gorecki” ise, bana göre, gelmiş geçmiş en güzel aşk şarkılarından birisidir.

Beş albüm yaptıktan sonra, 2004 yılında ayrıldıklarında onları bir daha canlı dinleyemeyeceğimizi düşünüp üzülmüştük. Ama zaman, değişimi de beraberinde getirdi. Andy ve Lou, kendi solo çalışmalarına devam etseler de, bu yaz küçük bir Avrupa turnesine çıkmaya karar verdiler. Bu kapsamda İstanbul’a gelmeleri de büyük şans. Konserden önce melek sesli Lou Rhodes’la konuştuk.

Lamb’in bu yaz Avrupa’da gerçekleştireceği performanslar, bir birleşme işareti mi, yoksa daha ötesi var mı?

Bu yaz birlikte konser vermek üzere bir araya geldik… Fakat şu anda bunun ötesinde bir planımız yok.

2004 yılında Amsterdam Paradiso’daki konserinizi, Lamb’in son performansı olarak duyurmuştunuz. O günlerde grubun çalışmalarına son vermenizin nedeni neydi? Sadece ara vermeye mi ihtiyaç duydunuz, yoksa ciddi sorunlar mı yaşıyordunuz?

Ben, sadece ayrılıp kendi müziğimi yapmak istiyordum. Daha yalın ve akustik tarza yönelme eğilimindeydim. Ayrıca o dönemde, Lamb’in devrini tamamladığını düşünüyordum. Ama şu anda bu konudaki düşüncem oldukça farklı…

Ne değişti?

Ayrı kaldığımız dönemde, Andy de ben de kendi projelerimizle meşguldük. Ben iki solo albüm yayınladım ve şu anda üçüncü albümüm üzerinde çalışıyorum. Kendi solo konserlerimi veriyorum. Ayrıca “Ma Fleur” adlı albümde The Cinematic Orchestra ile çalıştım. “Crimson Wing” adlı Disney filmi için bir şarkı yazdım. Bütün bunlar, Lamb’in yeniden konser vermesi düşüncesine farklı bir açıdan yaklaşmama neden oldu. Sonuç olarak, kendimi yenilenmiş ve daha özgür hissediyorum.

Lamb olarak yeni bir CD ya da DVD çıkarma olasılığı var mı?

Ünlü Paradiso konserinden beri bir konser DVD’si yayınlamaya çalışıyoruz. Umarım yakında çıkarabiliriz!

Lamb’i farklı kılan ana unsur, müziğinizin tam olarak tarif edilememesi… Ama kesin olan şu ki, müziğiniz gerçekten çarpıcı… Bunun nedeni, müziğin içinde barındırdığı karşıtlıklar mı?

Evet, Andy ile ben birbiriyle çelişen yöntemlerle çalışıyoruz. Bunun temel nedeni, benim şarkı yazarı, onunsa prodüktör ve programcı olması. Ayrıca dünyadaki duruşumuz da farklı. Bir tür yin ve yang durumu söz konusu… Fakat neyse ki, iki karşıt unsuru bir araya getirdiğinizde, hiç beklenmedik şekilde büyülü bir şeyin doğabileceğini çok önceden anlamış durumdayız.

Gelecek hafta İstanbul’da konseriniz var. Nasıl bir performans olacak? Daha önceki yıllarda size eşlik eden müzisyenler de olacak mı konserde?

Son durumun nasıl olacağını tartışıyoruz hala ama Jonny Thorne’un (bass) bizimle olacağı kesin. Şarkıların üzerinden geçip hangilerini çalacağımıza karar vermeye çalışıyoruz. Bu yaz vereceğimiz konserleri ilk planladığımız sırada, Andy ve ben, her ikimiz de, şarkıların büyük bir kesimini ilk albümün yansıttığı yalınlığa çekmek istediğimizi hissettik. Ama sonuç olarak canlı performanslar, her türlü değişikliğe açık…

Reklamlar

Written by zülalk

17 Mayıs 2009 at 07:32

>Chill Out Festival İstanbul 3 Yaşında

leave a comment »

>

© Zülal Kalkandelen 2008
Cumhuriyet Hafta Sonu/17 Mayıs 2008

Özellikle İstanbul gibi stresi bol kentlerde yaşayanlar, hafta sonları rahatlamak için kaçacak yer arıyor. Kışın hepimiz yeterince kapalı mekanlarda tıkılıp kaldık. Ama artık bahar geldiğine göre, seçeneklerimiz daha fazla. “Gelecek hafta sonu nereye gitmeli?” diye düşünüyorsanız, size iyi bir önerim var: 25 Mayıs Pazar günü Kemerburgaz’daki Kemer Golf & Country Club’a doğru yola çıkabilirsiniz. Hayır, golf oymamak için değil; çimenlere uzanıp müzik dinlemek için! Çünkü Chill-Out Festival İstanbul, üçüncü yılını bu 10 kilometrelik orman alanının içindeki mekanda kutlayacak.

FARKLI ZEVKLERE HİTAP EDEN MÜZİK

Ülkemizin beğenilen downtempo müzik radyosu Lounge 102 tarafından düzenlenen festival, öğle saatlerinde başlayacak ve kesintisiz 12 saat sürecek. Etkinliğin en dikkat çekici özelliklerinden birisi, katılan sanatçıların cazdan trip-hop’a, latin’den etnik tarzlara kadar geniş bir müzikal yelpazeden seçilmiş olması.

Canlı performansları izlenebilecek grup ve sanatçılar arasında en merak edileni Morcheeba. İngiliz grup, trip-hop, rock, R & B ve pop etkilerini yumuşak vokallerle birleştiren müziğiyle ünlü. 1990’ların ortasında müzisyen kardeşler Paul ve Ross Godfrey’in kurduğu grup, toplama downtempo albümlerinin de vazgeçilmez ismi.

Bana göre Morcheeba’yı en ilginç kılan özellik, yaptıkları müziği kategorize etmenin zor oluşu. Zaman zaman değişik yöntemler kullanıp hiç beklemediğiniz yollara sapabiliyorlar, Bu bazen ilk anda garip gelse de, ortaya çıkan eklektik soundu bu maceracı anlayışa borçluyuz. Solistleri Skye Edwards’ın olağanüstü güzellikteki duygusal vokalinin, grubun uluslararası başarısındaki katkısı büyük. Morcheeba, İstanbul’da, sevilen eski şarkılarının yanı sıra, bu yıl çıkardıkları “Dive Deep” adlı albümden de yeni şarkılar çalacak.

EUROVISION’DA FRANSA’YI TEMSİL EDEN TELLIER DE GELİYOR

Festivalin bir diğer ilginç konuğu Sebastien Tellier. Ülkemizde ilk kez konser verecek olan Tellier, bu yıl Eurovision Şarkı Yarışması’nda Fransa’yı temsil ediyor. Üstelik Fransa için bir ilki gerçekleştirip şarkıyı İngilizce söyleyecek. Yarışmanın ertesi günü festivale katılacağı için, belki de bir Eurovision galibini ağırlıyor olacağız.

Tellier adını, özellikle 2001 yılında Fransız elektronik müziğinin en başarılı temsilcilerinden Air ile çıktığı turda duyurdu. 2005 yılında yaptığı hümanizm, sevgi ve barış konularına değinen “Politics” adlı albümüyle oldukça iyi tepkiler aldı. Bu albümde yer alan “La Ritournelle” adlı şarkı, bir dönem hemen her yerde çalıyordu ve birçok reklam filminde kullanıldı. Tellier, bu yıl ünlü grup Daft Punk’ın katkılarıyla “Sexuality” adlı bir albüm yayımladı. Adından da anlaşılabileceği gibi, albümdeki şarkıların esin kaynağı, aşk ve sevişme… Dinlemeye değer mutlaka.

Kaliforniyalı ikili Bitter:Sweet ise, melodileriyle Kemerburgaz’a Hollywood esintilerini taşıyacak. Çünkü onları özellikle film ve dizi müzikleriyle tanıyoruz. Şarkıları, “The Devil Wears Prada” başta olmak üzere birçok Hollywood yapımında ve “Grey’s Anatomy”, “Nip Tuck”, “Desperate Housewives” gibi ülkemizde de yayınlanan dizilerin soundtrack albümünde yer aldı. Kendileri, trip-hop ile caz’ı birleştiren müziklerini, Portishead, Zero 7, Serge Gainsbourg ve Everything But the Girl karışımı olarak tanımlıyorlar. Gerçekten heyecan verici bir tanımlama…

Bu yazıya ayrılan yerde 12 saatlik bir festivale katılan tüm gruplardan söz etmek olanaklı değil tabii ki. Bu nedenle fikir vermesi açısından bazı örnekler seçtim. Bunların dışında, İngiltere’den Ralfe Band, The Cuban Brothers, ABD’den Pacha Massive ve Avusturya’dan Parov Stelar’ın da aralarında olduğu başka katılımcılar da var. Ama bundan daha da fazlası, açık hava, bol oksijen ve yeşillik Chill Out Festival İstanbul’da!