Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Courtney Love’ Category

>Bu konser ateşli olacak!

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 16 Aralık 2010

Rock müziğin başarılı kadın müzisyenlerinden Melissa Auf der Maur, 17 Aralık’ta İstanbul’da bir konser verecek. 38 yaşındaki Kanadalı sanatçı, Hole ve The Smashing Pumpkins gruplarında bas gitarist olarak yer aldı, aynı zamanda profesyonel bir fotoğrafçı.

Ben kendisini 2004 yılında New York’ta Robert Smith‘in düzenlediği Curiosa Festivali’nde canlı dinleme olanağı bulmuştum. İlk solo albümünü yayımladığı yıldı; sahnedeki enerji düzeyinin yüksekliğine tanık olunca, “Bu işin arkası gelir” demiştim. İkinci albüm için uzun süre ses çıkmadı ama beklenen haber bu yıl geldi.

Aradan geçen zamanda bu yeni albümü yapmak için “Out of Our Minds”da (OOOM) farklı bir yöntem izledi Melissa. Müziğini, çizgi roman ve film gibi farklı sanat dallarıyla buluşturan bir projeye dönüştürdü. Albümden esinlenerek çekilen kısa film, geçen yıl Sundance Film Festivali’nde yer aldı.

Melissa Auf der Maur ile röportaj yapma olanağı çıkınca, kendisine zaten bildiğimiz The Smashing Pumpkins ve Hole yıllarını sormayı düşünmedim. Özellikle disiplinlerarası sanat yaklaşımıyla yaptığı ikinci albüm çalışmaları üzerine odaklandım. OOOM’ın yaratım aşamasında müziğin görseli, görselin müziği etkileme süreci bana çok ilginç geldi. Çünkü bu süreci anlarsak, albümün içerdiği müziği de doğru yorumlayabileceğimizi düşünüyorum.

Daha çok müzik çalışmalarınızdan tanınıyorsunuz. İkinci solo albümünüz birçok sanat dalını kapsayan bir projeye nasıl dönüştü?

Çocukken Montreal’de harika bir sanat okuluna gittim. Orada görsel, işitsel ve performans sanatlarında eşit ağırlıkta eğitim vardı. Liseden mezun olunca üniversitede fotoğraf dalında çalıştım, daha sonra da bir barda DJ’lik yaparken kendi müzik grubumu kurdum. Bütün bu tutkular, benim için başından beri aynı derecede önemli oldu. Hole’a katılmam önerildiğinde, ki bütün zamanımı müzik yapmaya ayırabileceğim milyonda bir karşıma çıkabilecek bir fırsattı; diğer her şeyi bir süre durdurmak zorunda kaldım. Hole, The Smashing Pumpkins ve ilk solo albümümü de kapsayan bu süreci geride bıraktığımda, köklerime dönme vaktinin geldiğini biliyordum. İkinci solo albümümü yazmaya başladığım andan itibaren, kendi kendime bir söz verdim ve bütün ilgi alanlarımı tek bir projede bütünleştirme kararı aldım.

“İNSAN İÇİNDE VAR OLAN BİR SOUND İLE DOĞAR”

Bu projeye başlamadan önce nasıl bir sound elde etmek istediğinize dair net bir görüşünüz var mıydı, yoksa biraz da akışına göre mi şekillendi?

Ben, insanın içinde varlığını sürdüren belli bir sound doğduğuna inanıyorum. Onu rüyalarınızda ve ilk gençliğinizde duyuyorsunuz. Benim soundum da uzun zamandır iç benliğimde yaşıyor ve okuldaki eğitimle, yaptığım çalışmalarla ve dinlediğim diğer müziklerle gelişimini sürdürüyor. OOOM, ilk albümden bu yana doğal bir evrimleşme şeklinde gelişti. Hangi sesin benim için doğru olduğunu biliyorum. Bu, sadece onu arayıp bulma meselesi. Derinleştikçe daha çok gelişiyor. Örneğin, ben şarkı yazma tekniğimi ilerletmek için bilinçli bir tercihte bulundum. İlk albümümün tümü gitar üzerinde klasik rock riffleriyle yazıldı. Bu albümde de o şekilde yazılan şarkılar var; ama bunun yanı sıra piyano, bas gitar, davul ve autoharp üzerine yazılanlar da var. Sonuçta bas gitarist olduğum için, beni en çok hoşnut edenler de onlar. Ancak bas gitarla şarkı yazmanın yolları çok net değil. O nedenle yeni yollar arıyorum ve bu beni istediğim şarkıya ulaşma duygusuna daha da yaklaştırıyor. Albümdeki sesler konusunda ise, evet, gitar soundunun nasıl olması gerektiğine dair kesin fikirlerim var. Sanki suyun altından duyulan sesler gibi, flanger ve phaser’larla elde edilen sesler… Gitar bölümlerinin çoğu bu şekilde yazıldı.

Yeni albümü yaparken bunun dışında şarkı yazım sürecinde farklı ve olumlu bir değişim oldu mu?

Piyano, gitar ve bas üzerinde çalışmanın dışında, şarkıları yazmaya ara vermek, en büyük değişimi yarattı. Zorunlu bir araydı bu; çünkü albüm çalışmalarımızın tam ortasında plak şirketi, müzik endüstrisindeki eski modelin çöküş sürecine girdi. Şirketteki herkes bir günde işten kovuldu ve çok sayıda sanatçının sözleşmesi iptal edildi. Aslında bu tam da benim istediğim şeydi; ancak albüm üzerindeki haklar konusunda uzun süreli bir dava süreci başladı. Müzikteki geleceğim belirsizdi; her şeye ara vermeye karar verdim. Şans eseri tam o sırada yönetmen Tony Stone’la tanıştım ve OOOM’un film versiyonu için işbirliği yaptık. Bir yıl kadar çalıştık bunun için. 28 dakikalık bir film olsa da, tümüyle bütün prodüksiyonu biz yaptık, finansman ikimiz tarafından karşılandı. Güney Vermont’ta ufak bir barakada kalarak, ormanın içinde çektik filmi. Bütün prodüksiyon güneş enerjisi kullanılarak yapıldı. Film üretmek, tamamen başka bir amosferde işbirliği yapmak, olabilecek en iyi şeydi. Bu sürecin sonunda bütünüyle yenilenmiş bir şekilde albüm çalışmalarına döndüm ve aldığım ilhamı müziğe yansıttım. Ayrıca da albüm üzerindeki yasal haklarımı da elde ettim!

Albümün adını “Out of Our Minds” koymanızın özel bir anlamı var mı?

Kesinlikle! Bu dinleyici ve seyirciye bir davettir. Diyoruz ki; “Zihninizin dışına doğru, kalbinizin içine doğru yönelin. Kalplerimiz nicedir orada yanıbaşımızda duruyor…” Bu, özel bir ifade; bütün projenin özünü ortaya koyan parça.

ZAMANDA SEYAHAT HAKKINDA DÜŞSEL BİR FİLM

Bu projede uyguladığınız disiplinlerarası sanat yaklaşımının ne gibi avantajları oldu?

Duyguları aktarmak için daha çok araca ve insanlarla iletişim kurmak için daha fazla fikre sahip olduk. Projeyi açıklamak için alternatif yollar elde ettik. Söylemimize derinlik kazandırabildik. Tek bir tıkla indirilebilecek ya da internette tek bir sayfaya sığdırılabilecek olan bir içerikten daha fazlasını vermek istedik. Müziği çevreleyen daha derin bir dünya kurmak istedik. Bu projeyi tanıtmak için son 1.5 yıldır seyahat ediyorum. Tek bir projeyle, film festivallerine, çizgi roman ve bilim kurgu fuarlarına, çağdaş sanat müzelerine, rock barlarına ve müzik festivallerine konuk oldum. Bu benim için olağanüstü bir şey. Başka yaratıcı çalışmalar yapan gruplardan davetler aldım; bütün bunlar insan ve sanatçı olarak hayatımı zenginleştiriyor.

Albümün görsel versiyonlarının dinleyicinin hayal gücünü sınırlayabileceği yönünde bir endişeniz oldu mu hiç?

Bu çok iyi bir soru! Hayır, bu konuda endişelenmedim; görseller de kendi içinde yoruma oldukça açık. Benim istediğim, şarkının yansıttığı duyguyu yakalayan bir film yapmaktı. Filmi de şarkıyı yaptığım aynı yöntemle yaptım.

Filminizin ana öğeleri bir ormandaki kadın, ağaç, bir Viking ve bir kamyon. Birbirlerine kanla bağlanan bu öğeler arasındaki öyküyü şekillendirirken, müziğin dışında sizi ne etkiledi?

Bu zamanda seyahat hakkında düşsel bir film…Her şey albüme adını veren şarkıdaki nakarat kısmından geliyor. Birbirine koşut bir şekilde ortaya çıkan iki enerjinin hayali atmosferine giriş için bir davet bu. Akılla kalp arasındaki ikiliği keşfediliyor: Ağaçla balta, kadınla kamyon, cadı ile Viking arasında da bu ikilik var…

MÜZİKTE HER ZAMAN DAHA FAZLA GİZEM OLACAK…”

Aynı zamanda çalışmaları önemli dergilerde yayınlanan profesyonel bir fotoğrafçısınız. Şarkı yazarken hayalinizde beliren bazı manzaralar, görüntüler ya da sahneler size ilham veriyor mu?

Evet, belli atmosferler hayal ediyorum. Bu nedenle bu albümün etrafında gelişen bir film yapmak istedim.

Bana göre, bir karşılaştırma yapmak gerekirse, müziğin kendi başına yarattığı hayali atmosfer, görsel olandan çok daha güçlü. Sizin açınızdan OOOM albümü ile bundan uyarlanan çizgi roman ile film arasında böyle bir karşılaştırma yapmak olanaklı mı?

Evet, müzikte rüya benzeri erişilmez bir sihir var. Film ve çizgi romanda bunu elde etmeye çalıştım. Ne var ki, müzikte her zaman daha fazla gizem var olacak…

“HOLE’A GERİ DÖNMEME GEREK YOK AMA YENİDEN BİR ÇALIŞMA YAPMAK HOŞ OLUR”

Geçen yıl kendinizi Courtney Love ile ruh kardeşi gibi hissettiğinizi söylediniz. Gelecekte Hole ile birleşme olasılığı var mı yoksa solo çalışmalarınıza devam mı edeceksiniz?

Hole, bir şekilde yeniden birleşmiş durumda. Love’ın kararı, sanırım onun geçmişe değil geleceğe bakma arzusuyla ilgili. Geçmişimiz ortada, o geçmiş nedeniyle de daima ruhen bağlı olacağız. Gruba tekrar dönmeme gerek yok ama Hole ile geçirdiğim dönemden gurur duyuyorum. Bir noktada durup tekrar bir çalışma yapmak da hoş olur. Tura çıkmasak bile, bir best of çalışması, video, fotoğraf, röportaj ya da bir performans olabilir. Gelecek ne getirecek göreceğiz…

İstanbul’daki canlı performansınızla ilgili nasıl bir beklenti içine girelim?

Tamamen kalpten ve içten gelen bir ateş!

“Out of Our Minds” adlı şarkının videosu:

_

Written by zülalk

16 Aralık 2010 at 09:09

>Kurt Cobain Hair Metal Söyler mi?

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/ 3 Ekim 2009

Nasıl söylesin, 1994 yılında 27 yaşında yaşama veda etti,” diyorsanız yanılıyorsunuz. Yaşarken söylemese de, bugün Kurt Cobain’i Bon Jovi’nin “You Give Love A Bad Name” adlı şarkısını söylerken görmek olanaklı….

Hiç şaşırmayın; yıllar önce ölen müzisyenlerin bugünün sanatçılarıyla düet yaparken izlenebildiği, televizyon muhabirlerinin hologramla stüdyoya ışınlandığı ve insanların imzalamadıkları bir yazıyı imzalamış gibi gösterilebildiği bir çağda yaşıyoruz… Bir tür teknolojik büyü dönemindeyiz sanki…

Geçtiğimiz ay satışa sunulan Guitar Hero 5 adlı oyun da, işte bu dönemin son ürünlerinden. Bu yeni oyun, oyunculara Kurt Cobain’i karakterlerden biri olarak kullanma olanağını veriyor…

Ve böylece, “hair metal” denilen müzik türünün sonunu getiren Nirvana’nın vokalistine, bu türün en gözde temsilcilerinin şarkısı söyletiliyor…

KURT COBAIN NASIL OYUN KARAKTERİ OLDU?

Bunun nasıl olduğunu anlatmak için, Guitar Hero 5 hakkında genel bir bilgi vereyim. Bu oyun, dünyanın en çok satan müzik ve ritim temalı video oyun serisinin yeni halkası. Satın aldığınızda kutu içinde özel bir gitarla geliyor ve elektronik davul seti, mikrofon gibi kablosuz enstrümanlarla birleştirilerek, oyunculara kendi gruplarını kurma zevkini yaşatıyor.

Guitar Hero 5’da geniş bir şarkı listesi yer alıyor. 83 şarkıcıdan toplam 85 şarkıyı içeren bu listede, Van Halen, Linkin Park, Metallica vb. büyük grupların en sevilen parçaları var. Oyunculara sunulan gitar, aslında bir kontrol cihazı. Bu gitarla ekranda beliren notalara eş zamanlı basarak, müzik tarihinin en yetenekli rock gitaristleri gibi hissetmek olanaklı.

Oyundaki “Rock Star Creator” özelliği ile, avatar olarak kullanacağınız bir karakter yaratabiliyorsunuz. Giysilerinden vücut özelliklerine ve üzerindeki aksesuvarlara kadar istediğiniz her türlü düzenlemeyi yapabildiğiniz karakter, sizin “rock star”ınız oluyor.

Kurt Cobain’le ilgili sorun da tam bu noktada başladı. Yıllarca süren görüşmeler sonunda, birçok ünlü sanatçının bulunduğu oyunda, Cobain’in de olması konusunda anlaşma sağlandı. Böylece, grunge rock ikonu, unutulmaz şarkıları “Smells Like Teen Spirit” ve “Lithium” ile oyundaki yerini aldı.

Fakat sorun, Kurt Cobain karakterinin, oyuncular tarafından seçilip kendi karakterleri yapabilecek şekilde (unlocked playable character) tasarlanmasıydı. Bunun sonucunda, Cobain, gerçek hayatta söylemediği ve söylemeyeceği şarkıları oyunda söyler oldu…

EĞLENDİRİCİ Mİ ETİK Mİ?

Kimisi bu durumu eğlendirici bulurken, kimisi öfkeden çılgına döndü. Kurt Cobain’in telif haklarını elinde bulunduran eşi Courtney Love, ağır ifadeler kullanarak, konuyu yargıya taşıyacağını söyledi.

Oyunu piyasaya süren Activision firması, bu konuda Courtney Love ile sözleşme imzalandığını açıklarken, Love, Cobain’in sadece kendi şarkılarını söylemesi için izin verdiğini bildirdi.

Nirvana grubunun eski üyeleri ise, Kurt Cobain’in “başkalarına ait şarkıları aynı bir pandomimci gibi söylemesini izlemek rahatsız verici” dediler…

Belli ki, bu konu Activision açısından sadece bir iş… Courtney Love da, yıllardır Cobain’i çeşitli şekillerde pazarlayarak onun üzerinden para kazanıyor; ama demek ki onun bile içi elvermedi bu kadarına…

Çünkü Bon Jovi, Kurt Cobain’in temsil ettiği her şeyin tam karşıtıydı. “Hair band” denilen imaj odaklı grupların mesaj kaygısı duymayan şarkılarını söylemezdi Cobain… “Smells Like Teen Spirit”ti hair metal’i bitiren…

Bir insanın gerçekte söylemeyeceği şeyleri teknolojik oyunlarla söylemiş gibi gösterilmesi, zaten başlı başına sahtekarlık. “Ne var bunda büyütecek? Sonuçta bu bir oyun,” diyenler olabilir…

İyi ama bunu hayatta olmayan bir insana yapmak doğru mu? Kendi görüşünü savunamayacağı için, bu yapılan ona yapışıp kalmaz mı? Ayrıca her şeyden önce, bu onun anısına saygısızlık olmaz mı?

Düşünsenize; en sevdiğiniz grubu birden bire karşınızda hiç hoşlanmadığınız bir şarkıyı çalarken bulsanız, ne hissedersiniz? “İlk 10 saniye afallar, sonra eğlenirim,” diyenler var. Ben Joy Division’ı 50 Cent’in küfür dolu berbat şarkılarını çalarken görsem, hiç de eğlenmem.

Bir internet sitesinde bu konuda ilginç bir yorum çarptı gözüme: “John F. Kennedy’ye Nixon’ın sözlerini söyletmek gibi bir şey bu!

Ya da demokrat bir yazarı darbecilikle suçlamak için, yazdıklarının kesilip biçilip yeni bir forma sokulması gibi… Gerçek hayatta bu olursa, video oyunlarda neler olmaz ki…

Geçmiş olsun Kurt Cobain…

Written by zülalk

03 Ekim 2009 at 21:16