Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Daft Punk’ Category

>Vitrindeki Albümler 49:

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 19 Aralık 2010

DAFT PUNK- Tron: Legacy Soundtrack (Walt Disney Records)

Walt Disney’in merakla beklenen bilimkurgu filmi Tron: Legacy’nin soundtrack albümü, Fransız elektronik müzik ikilisi Daft Punk’ın imzasını taşıyor.

Tekno, house ve disko müziği karıştırıp yarattıkları “French house” sounduyla tanınan ikili, filmde de bir gece kulübünde DJ’lik yaparak rol alıyor.

Bir bilimkurgu filminin müziklerini yapmak için daha uygun bir isim düşünmek zor doğrusu. Hem müzikleriyle hem de canlı performanslarında kullandıkları robot kıyafetleriyle bunun için tam biçilmiş kaftan Daft Punk.

Orijinali 1982’de çekilen filmin o dönemdeki soundtrack albümü Moog synthesizer ile gerçekleştirdiği elektronik müzik çalışmalarıyla tanınan Amerikalı besteci Wendy Carlos tarafından yapılmış ve doğal olarak synthesizer soundu öne çıkmıştı.

Daft Punk ise, filmin bu yeni versiyonu için, şaşırtıcı bir şekilde çok daha az elektronik öğeye yer vermiş. Düzenlemeleri ve orkestrasyonu Joseph Trapanesein yaptığı soundtrack, 100 kişilik bir orkestra ile yorumlanan daha akustik bir sounda sahip.

O kadar ki, eğer müziği Daft Punk’ın yaptığını bilmeseniz, bunu tahmin etmeniz zor. Hatta zengin orkestrasyonu duyunca, “Hans Zimmer mi yaptı acaba?” diye düşünmeniz bile mümkün. Ancak “The Son of Flynn” ve “Arena” adlı parçalardaki elektronik-akustik karışımları da sizi şüpheye düşürecektir.

Toplam 22 parçalık albümde, dinler dinlemez “Bu Daft Punk!” diyebileceğiniz üç parça var: “Derezzed”, “End of Line” ve kapanış jeneriğinde yer alan “Tron Legacy”. Nitekim grup, albüm için ilk resmi videoyu da “Derezzed” adlı parçaya çekti.

İkilinin yaratıcılık sınırlarını çok zorladığı bir çalışma olmasa da, albümün filmin içinde kaynayıp gitmemesini, ayrıca zaman ayrılarak dinlenmesini dilerim. Çünkü her şeyden önce, klasik müzik ile elektronik müziği oldukça başarıyla bütünleştiriyor.

Özellikle belirtilmesi gereken bir nokta, orkestradaki yaylılarla synthesizer’ların uyumu. Filmi izlerken hayranlık verici bu uyumun farkına varmak olanaklı olmayabilir. O nedenle sadece müziğe odaklanmak için soundtrack albümü ayrıca dinlemek gerekir.

Sonuçta “Tron: Legacy”, belki Daft Punk’ın bildiğimiz sounduna hayran olanları çok hoşnut etmese de, kanımca, gruba yeni hayranlar kazandırabilecek bir albüm.

Written by zülalk

19 Aralık 2010 at 14:05

Daft Punk, Hans Zimmer, Joseph Trapanese, Wendy Carlos kategorisinde yayınlandı

>Chill Out Festival İstanbul 3 Yaşında

leave a comment »

>

© Zülal Kalkandelen 2008
Cumhuriyet Hafta Sonu/17 Mayıs 2008

Özellikle İstanbul gibi stresi bol kentlerde yaşayanlar, hafta sonları rahatlamak için kaçacak yer arıyor. Kışın hepimiz yeterince kapalı mekanlarda tıkılıp kaldık. Ama artık bahar geldiğine göre, seçeneklerimiz daha fazla. “Gelecek hafta sonu nereye gitmeli?” diye düşünüyorsanız, size iyi bir önerim var: 25 Mayıs Pazar günü Kemerburgaz’daki Kemer Golf & Country Club’a doğru yola çıkabilirsiniz. Hayır, golf oymamak için değil; çimenlere uzanıp müzik dinlemek için! Çünkü Chill-Out Festival İstanbul, üçüncü yılını bu 10 kilometrelik orman alanının içindeki mekanda kutlayacak.

FARKLI ZEVKLERE HİTAP EDEN MÜZİK

Ülkemizin beğenilen downtempo müzik radyosu Lounge 102 tarafından düzenlenen festival, öğle saatlerinde başlayacak ve kesintisiz 12 saat sürecek. Etkinliğin en dikkat çekici özelliklerinden birisi, katılan sanatçıların cazdan trip-hop’a, latin’den etnik tarzlara kadar geniş bir müzikal yelpazeden seçilmiş olması.

Canlı performansları izlenebilecek grup ve sanatçılar arasında en merak edileni Morcheeba. İngiliz grup, trip-hop, rock, R & B ve pop etkilerini yumuşak vokallerle birleştiren müziğiyle ünlü. 1990’ların ortasında müzisyen kardeşler Paul ve Ross Godfrey’in kurduğu grup, toplama downtempo albümlerinin de vazgeçilmez ismi.

Bana göre Morcheeba’yı en ilginç kılan özellik, yaptıkları müziği kategorize etmenin zor oluşu. Zaman zaman değişik yöntemler kullanıp hiç beklemediğiniz yollara sapabiliyorlar, Bu bazen ilk anda garip gelse de, ortaya çıkan eklektik soundu bu maceracı anlayışa borçluyuz. Solistleri Skye Edwards’ın olağanüstü güzellikteki duygusal vokalinin, grubun uluslararası başarısındaki katkısı büyük. Morcheeba, İstanbul’da, sevilen eski şarkılarının yanı sıra, bu yıl çıkardıkları “Dive Deep” adlı albümden de yeni şarkılar çalacak.

EUROVISION’DA FRANSA’YI TEMSİL EDEN TELLIER DE GELİYOR

Festivalin bir diğer ilginç konuğu Sebastien Tellier. Ülkemizde ilk kez konser verecek olan Tellier, bu yıl Eurovision Şarkı Yarışması’nda Fransa’yı temsil ediyor. Üstelik Fransa için bir ilki gerçekleştirip şarkıyı İngilizce söyleyecek. Yarışmanın ertesi günü festivale katılacağı için, belki de bir Eurovision galibini ağırlıyor olacağız.

Tellier adını, özellikle 2001 yılında Fransız elektronik müziğinin en başarılı temsilcilerinden Air ile çıktığı turda duyurdu. 2005 yılında yaptığı hümanizm, sevgi ve barış konularına değinen “Politics” adlı albümüyle oldukça iyi tepkiler aldı. Bu albümde yer alan “La Ritournelle” adlı şarkı, bir dönem hemen her yerde çalıyordu ve birçok reklam filminde kullanıldı. Tellier, bu yıl ünlü grup Daft Punk’ın katkılarıyla “Sexuality” adlı bir albüm yayımladı. Adından da anlaşılabileceği gibi, albümdeki şarkıların esin kaynağı, aşk ve sevişme… Dinlemeye değer mutlaka.

Kaliforniyalı ikili Bitter:Sweet ise, melodileriyle Kemerburgaz’a Hollywood esintilerini taşıyacak. Çünkü onları özellikle film ve dizi müzikleriyle tanıyoruz. Şarkıları, “The Devil Wears Prada” başta olmak üzere birçok Hollywood yapımında ve “Grey’s Anatomy”, “Nip Tuck”, “Desperate Housewives” gibi ülkemizde de yayınlanan dizilerin soundtrack albümünde yer aldı. Kendileri, trip-hop ile caz’ı birleştiren müziklerini, Portishead, Zero 7, Serge Gainsbourg ve Everything But the Girl karışımı olarak tanımlıyorlar. Gerçekten heyecan verici bir tanımlama…

Bu yazıya ayrılan yerde 12 saatlik bir festivale katılan tüm gruplardan söz etmek olanaklı değil tabii ki. Bu nedenle fikir vermesi açısından bazı örnekler seçtim. Bunların dışında, İngiltere’den Ralfe Band, The Cuban Brothers, ABD’den Pacha Massive ve Avusturya’dan Parov Stelar’ın da aralarında olduğu başka katılımcılar da var. Ama bundan daha da fazlası, açık hava, bol oksijen ve yeşillik Chill Out Festival İstanbul’da!