Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘George Harrison’ Category

>Her Daim The Beatles!

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/23 Aralık 2006

Müzik tarihinin gelmiş geçmiş en önemli topluluklarından The Beatles yeni bir albümle yine aramızda! Üyelerinin ikisi yaşama veda etmiş olan bir grubun nasıl yeni albümü olur? Böyle düşünerek “yeni” sözcüğüne karşı çıkabilirsiniz ve çok da haksız sayılmazsınız.

20. yüzyılın hem popüler kültürüne ve hem de müziğine büyük etki yapan The Beatles’ın yayımlanan son albümü “Let It Be” 1970 tarihini taşıyordu. Aradan geçen 26 yıl içinde grubun şarkılarını bir araya getiren birçok toplama albüm yayımlandı. İngiltere’de ve Amerika’da bir numara olan single’ları toplayan “The Beatles 1”, yeni bir milenyuma girerken yayımlandığında, grubun müziğinin geçen zamana karşı eskimediğini bir kez daha ortaya koymuştu. Şimdi ise elimizde bu ay piyasaya çıkan 26 şarkılık “Love” adlı heyecan verici yeni bir albüm var. Albümün yeniliği, herhangi bir toplama albüm olmayışı. Artık her biri klasikleşmiş olan The Beatles şarkıları yeni düzenlemelerle, yepyeni bir dokunuşla tekrar mikslenmiş.

Albüm projesi, dünyaca tanınan gösteri grubu Cirque du Soleil’in, albümle aynı adı taşıyan şovlarında The Beatles şarkılarının yeni yorumlarını kullanmak istemesiyle gündeme gelmiş. Sonuçta, The Beatles’ın prodüktörü George Martin ve yine kendisi gibi bu alanda ün kazanan oğlu Giles Martin, bu proje için stüdyoya girerek grubun özgün kayıtlarını yeniden düzenlemişler. Ve ortaya öyle bir canlı sound çıkmış ki, dinlerken sanki John Lennon, Paul McCartney, George Harrison ve Ringo Starr tekrar bir araya gelip yeni bir albüm yapmışlar gibi hayal kurduruyor insana.

İç İçe Geçen Şarkılar

Albümün en dikkat çeken özelliği, The Beatles şarkılarının değişik partisyonlarının ve akorlarının aynı parçada bir araya getirilmesi. Örneğin, “Get Back” adlı şarkının yeni versiyonu, baterist Ringo Starr’ın “The End” parçasındaki solosu ile “A Hard Days Night”ın özgün kayıtlarının açılış akorlarını birleştiriyor. Bana göre sonuç tek kelimeyle mükemmel.

Bir diğer ilginç düzenleme, “Being For The Benefit Of Mr. Kite!”ın kapanış kısmı ile “I Want You (She’s So Heavy)”nin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmış. “Blackbird” adlı şarkının akustik gitarıyla başlayan şarkı ise, birden “Yesterday” parçasına dönüşüyor. “Sun King” adlı şarkının toplam 55 saniyelik yeni yorumu oldukça yaratıcı. Şarkının bir bölümü tersten çalınıp, vokaller de tersten alınınca, adı da doğal olarak “Gnik Nus” olmuş! Albümde yer alan tek yeni kayıt, “While My Guitar Gently Weeps” için, akustik gitar versiyonunun üzerine yaylı partisyonları yazılarak yapılmış. Benim favorim ise, “Strawberry Fields Forever”ın yeni düzenlemesi. Özellikle son kısmı öylesine hareketli bir hale dönüştürülmüş ki, adeta bir dans şarkısı havasında.

Eskimeyen The Beatles Müziği

Kimi The Beatles hayranlarının bu projeye olumsuz baktıklarını biliyorum. The Beatles’ın müziğinin yeniden düzenlemeyi gerektirmeyecek kadar iyi olduğunu belirterek, bu tür projelerin grubun mirasından ticari kazanç sağlamak için yapıldığını söylüyorlar. “Love” projesi, grubun yaşayan iki üyesi Paul McCartney ve Ringo Starr ile, John Lennon’ın eşi Yoko Ono ve George Harrison’ın eşi Olivia Harrison’ın desteğiyle gerçekleştirilmiş. Projenin mimarları prodüktör George Martin ile oğlu Giles Martin’in hayli yüklü miktarda kazanç sağlayacakları kuşkusuz. Fakat televizyon kanallarında sürekli video kliplerini izlediğimiz kimi popüler şarkıcıların berbat müzikler eşliğinde sadece bedenlerini sergileyerek elde ettikleri kazançlara bakınca, insan, “varsın böyle yaratıcı projeler kazansın milyonları” diyor.

“Love” albümü, son derece yaratıcı ve teknik açıdan çok başarılı bir proje. Üstelik The Beatles’ın müziğinin hiç eskimediğini, tersine yeniliklere nasıl açık olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca bu tür yeni düzenlemeleri ve miskleri dinlemek, eskileri dinlemeye de engel değildir.

Prodüktör Giles Martin, albüm kapağındaki yazısında, “Tomorrow Never Knows” ile “Within You Without You” adlı şarkıların bas ve davul partisyonlarının birleştirilmesiyle ortaya çıkan şarkının miksini yaparken, kendisini “Mona Lisa’ya bıyık çiziyormuş” gibi hissettiğini yazıyor. Ortaya çıkan sonucu da “Beatles açık görüşlülüğü”ne borçlu olduğunu belirtiyor. Ben, bıyıklı Mona Lisa’yı oldukça ilginç buldum. Tabii, Mona Lisa olmasa, bıyıklısı da olmazdı…

Written by zülalk

24 Aralık 2006 at 21:38