Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘George Michael’ Category

>Zamana Meydan Okuyan Ses: Aretha Franklin

leave a comment »

>

© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/ 2 Şubat 2008

“Soul Müziğin Kraliçesi” ifadesi, son yıllarda birçok şarkıcı için kullanılmaya başlandı. Fakat gerçek şu ki; bu tanımlamayı en çok hak edenlerin başında Aretha Franklin gelir. 65 yaşındaki sanatçı, zamana meydan okuyan sesi ve başarılarıyla bugünlerde yine müzik gündeminin üst sıralarında. Kısa bir süre önce, Franklin’in ünlü şarkıcılarla yaptığı düetleri bir araya getiren “Jewels in the Crown: All-Star Duets With the Queen” adlı yeni bir albüm yayımlandı. Ayrıca, Amerikan Müzik Kayıtları Akademisi’ne bağlı MusiCares Vakfı, 8 Şubat’ta bu yılki MusiCares Person of the Year (Yılın Adamı) ödülünü Aretha Franklin’e sunacak. 1989 yılından bu yana verilen bu ödül, müzik dünyasının en prestijli ödüllerinden biri.

Aretha Franklin’in olağanüstü sesini bugüne kadar hiç duymamış olan herhalde pek fazla değildir. 1967 tarihli Otis Redding bestesi “Respect”e getirdiği yorum ile şarkıyı adeta feminist hareketin adeta marşlarından biri haline dönüştürdüğünü hatırlayanlar vardır mutlaka. Ya da 1998 Grammy Ödül Töreni’nde “Nessun Dorma”yı söyleyişini hafızasından çıkaramayanlar olmalı. Aslında o törende bu aryayı Luciano Pavarotti’nin söylemesi planlanmış, fakat sanatçı aniden rahatsızlanınca onun yerine Aretha Franklin sahneye çıkmıştı. Bu durum kendisine törenden yalnızca 10 dakika önce bildirilmiş olduğu için prova yapma olanağı bile bulamamış ama performansıyla beğeni kazanmıştı.

RAHİP BABANIN ÜSTÜN YETENEKLİ KIZI

Aretha Franklin, müzikal kariyerindeki başarılarıyla en popüler sanatçılardan biri olmayı başardı. Üstelik bunu, günümüzün moda olan yöntemlerine başvurmadan, yani özel yaşamının ayrıntılarını reklam olsun diye gazete sayfalarına taşımadan yaptı. Ünlü sanatçı, yaşamını filme çekmek için yapılan önerileri bugüne kadar hep reddetti, ama yine de onun hakkında çok yazılıp çizildi, biyografiler kaleme alındı. Rahip bir baba ve piyanist bir annenin beş çocuğundan birisi Aretha Franklin. Annesiyle babasının evliliği, sorunlu bir evlilik. Bu birliktelik, o 6 yaşındayken boşanmayla sonuçlanıyor ve henüz 10 yaşındayken, kalp krizi geçiren annesini kaybediyor. Piyanodaki yeteneği ve güçlü sesiyle etrafındaki herkesin dikkatini çekiyor. İlk esin kaynağı, kilisede çalınan gospel müzik. 14 yaşına geldiğinde üstün yetenekli bir çocuk olarak ilk plak sözleşmesini imzalıyor. İlk gençlik döneminde, 13 ve 15 yaşlarında hamile kalıyor ve iki oğlan çocuk dünyaya getiriyor. 18 yaşında Colombia Records ile sözleşme imzaladıktan sonra, kariyerinde hızla yükseliyor ve yıllar içinde dünyaca tanınan bir ses haline geliyor.

Bunlar, Aretha Franklin’in yaşamının sadece ana hatları; daha nice büyük zorluklar ve müthiş başarılar var bu 65 yılın içinde. Örneğin, bugüne kadar 17 kez kazandığı Grammy ödülleri; yine aynı ödüller kapsamında 1991 tarihli “Yaşayan Efsane” ve 1994 tarihli “Yaşam Boyu Başarı” ödülleri var. 1999 yılında ABD Başkanı Bill Clinton tarafından Ulusal Sanat Madalyası verilen ünlü sanatçı, 2005 yılında da George W. Bush tarafından en yüksek Amerikan sivil ödülü olan “Özgürlük Madalyası” ile onurlandırıldı. Ahmet Ertegün’ün kurduğu Rock and Roll Hall of Fame’e (Rock & Roll Şöhretler Kulübü) kabul edilen ilk kadın sanatçı olmasının yanı sıra, Time dergisinin kapağında yer alan ilk siyah kadın da o oldu.

YENİ ALBÜME KADAR ESKİ DÜETLER

Bugünlerde müzik dünyasında Aretha Franklin’in bu yıl yeni bir albüm yayımlayacağı ve bunun otobiyografik olacağı söylentileri dolaşıyor. Sanatçının hayranları, bu albüme kavuşmak için biraz daha bekleyecek. Ama bu bekleyiş sürerken, geçtiğimiz günlerde yayımlanan düet albümünü dinlemek mümkün. Bu arada, bu albümdeki düetlerin çoğunun Franklin’in eski albümlerinde yer aldığını belirtmek gerek. Bunlar arasında George Michael, Frank Sinatra, Elton John, Annie Lennox, Whitney Houston, Gloria Estefan, Luther Vandross, Keith Richards, Mary J. Blige gibi pop, rock, R & B ve soul müziğin ünlüleriyle yapılan düetler bulunuyor.

Albümün diğer derleme albümlerinden tek farkı ise, sunduğu iki yeni şarkı. Birisi, Franklin’in 2004’te Amerikan Idol Yarışması ile üne kavuşan Fantasia ile yorumladığı “Put You Up On The Game”; diğeri de R & B’nin son yıllarda büyük çıkış yapan isimlerinden John Legend ile seslendirdiği “What Y’All Came To Do”. Fakat bana sorarsanız, ne Fantasia ne de John Legend, albümün diğer düetlerinde duyduğumuz mükemmel yorumlara erişebiliyor. Sonuç olarak, “Jewels in the Crown”, bu iki yeni şarkı için değil ama, eğer arşivinizde yoksa, meşhur eski düetleri için dikkate değer.

>Hediyeler En İyilerden Seçilir

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/2 Aralık 2006

Yeni yıl yaklaşırken siz de etrafınızdakilere ufak da olsa ne hediye alacağınızı düşünenlerdenseniz, bir önerim var. Ben her türlü kutlama vesilesiyle armağan olarak kitap ya da cd almaktan ve vermekten çok mutlu oluyorum. Nedeni basit; bir kitap ya da müzik cd’si armağan ettiğiniz kişinin dünyasına kültürel anlamda katkıda bulunmuş oluyorsunuz. Bir kazak, çorap ya da çanta gibi değildir onlar. Zaman geçse de atılmaz saklanırlar; bir kere okunup dinlendikten sonra artık o insanın zihninde yaşarlar. Bu düşünceyle, son dönemde çıkan bazı “best of” albümleri sıralamak istedim. Çünkü bu albümler, “Acaba nasıldır?” kaygısına kapılmadan alabileceğiniz, sanatçıların en iyi şarkılarını bir araya toplayan çalışmalar.

Depeche Mode- The Best Of Depeche Mode Volume 1: New wave akımının önde gelen temsilcilerinden Depeche Mode, tartışmasız günümüzün en başarılı gruplarından biri. 26 yıl önce kurulmuş olmalarına karşın, MTV’nin bu yılki en iyi grup ödülüne layık görülmeleri de bunun bir kanıtı. Yeni yayımladıkları bu en iyiler albümü, grubun kariyerlerindeki en sevilen şarkıları bir araya getiriyor. “Martyr” adlı tek bir yeni şarkının bulunduğu albümü baştan sona dinleyince, grubun geçen yaz Kuruçeşme Arena konserindeki enerjiyi bir kez daha hissediyorsunuz içinizde.

Moby- Go-The Very Best Of Moby: Onu tanıyanlara söylemeye gerek yok ama, şimdiye kadar bu sıra dışı müzisyenin müziğiyle tanışmamış olanlar için bu albüm kaçırılmaz. Moby, elektro’dan rock’a, hip-hop’tan blues’a kadar birçok farklı müzik türünü elektronik altyapılar eşliğinde eşsiz biçimde yeniden biçimlendirmekle ünlü. 2006 tarihli bu albüm, sanatçının “Porcelain”, “Natural Blues”, “In My Heart”, “Feeling So Real” gibi en sevilen şarkılarını içeriyor. Albümün sürprizi ise, 80’lerin alternatif pop gruplarından Blondie’nin solisti Debbie Harry’nin vokalde yer aldığı “New York, New York” adlı yeni şarkı. Tam bir arşiv albümü.

Jamiroquai-High Times Singles 1992-2006: 1990’larda acid jazz akımıyla funk ve disco’yu birleştirerek dünya çapında ün kazanan İngiliz grup Jamiroquai’ın son albümü. İngiltere albümler listesinin bir numarasında yer alan bu çalışma, grubun 1992-2006 arasında yayımladığı en iyi single’ları bir araya getiriyor. Albümde, grubun aralarında “Deeper Underground”, “Virtual Insanity”, “Cosmic Girl” gibi sevilen 16 şarkısının yanı sıra, “Runaway” ve “Radio” adlı iki yeni single’ı da bulunuyor.

George Michael- Twenty Five: George Michael’a da bu yakışırdı! Bugüne kadar birbirinden güzel şarkılara imza atan sanatçı, müzikteki 25. yılını çift cd’den oluşan bir albümle kutluyor. “For Living” adlı ilk cd, hızlı ritimli şarkıları toplarken; “For Loving” adlı ikinci cd, tüm zamanların en romantik aşk şarkılarından birisi olan “Careless Whisper”, “Last Christmas”, Elton John ile düet yaptığı “Don’t Let The Sun Go Down On Me” ve Paul McCartney ile birlikte yorumladığı “Heal The Pain” gibi duygusal şarkıları bir araya getiriyor. Ayrıca çift cd’lik bu muhteşem albümün tek cd fiyatına satıldığını da söylemeliyim.

Sarah Brightman- Diva: The Singles Collection: Tüm zamanların albümleri en çok satan sopranosu olan Sarah Brigthman’ın şimdiye kadar yayımladığı single’lar bu albümde toplandı. Sanatçının 30 yılı aşkın kariyerinin görkemini sergileyen enfes bir albüm. Steve Harley ile düet yaptığı “Phantom Of The Opera” ve Andrea Bocelli ile birlikte seslendirdiği “Time To Say Goodbye” gibi ünlü hit’lerin de yer aldığı albüm, klasik müzik ve opera severlerin çok ilgisini çekecek bir çalışma.

Aerosmith- The Very Best Of Aerosmith: Amerika’nın adı efsaneleşmiş rock gruplarından biri Aerosmith. Otuz yıldır müzik sahnesinden inmediler, 100 milyonu aşkın albüm satışları var. Grubun klasikleşmiş şarkılarının toplandığı bu albüm, Aerosmith hayranlarının dışında rock müzik severler için de iyi bir fırsat sunuyor. Albümde, “Sedona Sunrise” ve “Devil’s Got A New Disguise” isimli iki yeni şarkının yanı sıra, grubun 1998 tarihli Armageddon filmi için seslendirdiği “I Don’t Want To Miss A Thing” adlı şarkının değişik bir remiks’i de yer alıyor.

FAITHLESS HAYRANLARINA ÖNEMLİ DUYURU

Dans müziğinin dünyaca ünlü grubu Faithless’ın bu ay piyasaya çıkacak olan yeni albümü “To All New Arrivals”ı herkesten önce dinleyebilirsiniz! “Bombs” adlı muhteşem single’ı ile dönüşünü müjdeleyen Faithless’ın beklenen albümü, bütün dünyada piyasaya sürülmeden önce internet kullanıcılarının takip ettiği gençlik platformu Yonja.com üzerinden dinleyicilere ulaşacak. Albümde yer alan bütün şarkılar, 5 Aralık tarihine kadar www.yonja.com/faithless adresinde dinlenebilecek. SONY BMG tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye’de bir ilk olan bu uygulama, bana göre müzik dünyası açısından önemli bir gelişme. Çünkü, bir albümü almadan önce dinleyebilmek bir lüks değil, bir haktır.

Written by zülalk

03 Aralık 2006 at 18:41

>İtalyan Göçmeni Bakkalın Dünyaca Ünlü Müzisyen Oğlu

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/25 Kasım 2006

New York’ta yaşayan İtalyan göçmeni bakkal bir babanın, 3 Aralık 1926 tarihinde bir oğlu dünyaya gelir. Adını Anthony Dominick Benedetto koyarlar. Delikanlı New York’un kozmopolit ortamında büyürken, gençlik idolleri Nat King Cole ve Bing Crosby’den etkilenir. Manhattan’daki Endüstriyel Sanatlar Okulu’na devam eder ve 2. Dünya Savaşı sırasında üç yıl orduda görev yapar.

1949 yılında Long Island City’deki kulüplerde şarkı söylerken hayatının teklifini Bob Hope’dan alır. O güne dek “Joe Bari” adıyla sahne alan Benedetto, Hope’un fikriyle “Tony Bennett” adıyla Paramount Tiyatroları’nda şarkı söylemeye başlar. Ertesi yıl ilk hit şarkısı “Boulevard of Broken Dreams”i yayınlar. 1950 yılında Columbia Records ile anlaşma yapar ve aradan geçen 55 muhteşem yıla 50 milyondan çok satılan 100’den fazla albüm sığdırır, toplam 13 Grammy ödülü kazanır.

Tony Bennett’ten 80. Yaşında Muhteşem Bir Düet Albümü

Bugün artık 80. doğum gününü kutlayan Tony Bennett’in bir filmi andıran kısa yaşam öyküsü böyle. Sanki o hep anlatılan Amerikan rüyası hikayelerinden biri gibi: Göçmen ve kendi halinde bakkal bir babanın oğlu, Amerika’da başarı kazandıktan sonra ünü tüm dünyaya yayılır ve müzik dünyasının en saygın isimlerinden biri haline gelir…

İster bir Amerikan rüyası deyin, ister şansı yaver gitmiş diye düşünün; Tony Bennett’in hikayesinin arkasında büyük bir yetenek ve inanılmaz bir tutku var. İşte yine bu nedenle, ilerlemiş yaşına karşın hala üretmeye devam eden Bennett, bu yıl “Duets/An American Classic” adlı bir albüm yaptı. Sanatçı, Sony Music tarafından ülkemizde de yayımlanan bu albümde, bugüne kadar tek başına yorumladığı aşk şarkılarını, bu defa Bono, Elton John, Elvis Costello, Michael Bublé, Dixie Chicks, Juanes, Billy Joel, Diana Krall, Tim McGraw, k.d. lang, John Legend, Paul McCartney, George Michael, Sting, Barbra Streisand, James Taylor ve Stevie Wonder gibi müzik dünyasının en önemli isimleriyle birlikte söylüyor.

Albümle ilgili olarak dikkatimi çeken beş husus var:

1. Tony Bennett’in sesi hala çok güzel.

2. Bennett, albümdeki şarkıların hepsini, düet yaptığı müzisyenlerle stüdyoda bir araya gelerek kaydetmiş. Bu nedenle, albümü dinlerken sanatçıların arasındaki etkileşimi hissedebiliyorsunuz. Örneğin, Barbra Streisand’la seslendirdikleri “Smile” adlı şarkıda, Bennett Streisand’a, “I love your style, Barbra” deyince, Streisand da ona flört eder bir havayla gülerek, “I love your smile, Tony” şeklinde karşılık veriyor. Stevie Wonder’la yaptıkları düette ise, şarkının sonunda birbirleriyle konuşmaları duyuluyor. Bütün bunlar albüme ayrı bir güzellik katmış.

3. Albümdeki şarkıların kimisi hafif hüzünlü aşk şarkıları olsa da, tümünü dinleyince insanda garip bir neşe uyanıyor.

4. Bennett’le düet yapan sanatçılar, Celine Dion dışında, onun tarzına çok iyi uyum göstermişler.

5. Tony Bennett ve George Michael’ın seslendirdikleri “How Do You Keep The Music Playing?”, bana göre albümün en başarılı şarkısı. Bugüne kadar iki erkek müzisyenin gerçekleştirdiği en başarılı düetlerden birisi kesinlikle.

Ayrıca albüme trompeti ile ünlü müzisyen Chris Botti’nin ve kemanı ile Pinchas Zukerman’ın da konuk olduğunu belirtmek gerek. 60’ların ve 70’lerin romantik caz şarkılarından hoşlanıyorsanız, usta yorumcu Tony Bennett’in bu son çalışması, içinizi hoş bir duyguyla dolduracak enfes bir albüm.