Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Global Gathering’ Category

>20. Yılında Orbital

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/ 4 Temmuz 2009

Bugün elektronik müzik sevenler için önemli bir gün. Çünkü elektronik müzik festivali “Global Gathering”, bugün İstanbul Maslak’taki Refresh the Venue’de gerçekleşiyor.

Radyo FG 93.7 ve PD organizasyonuyla yapılan etkinlik, bu yıl tek güne indirildi ve Kilyos’taki plajlar yerine şehir içinde bir mekan tercih edildi. Geçen yıl Kilyos’a müzik dinlemekten çok plajda güneşlenmek amacıyla gelenlerin fazlalığı dikkat çekiciydi. Yeni mekan bu durumu ortadan kaldıracak.

Bu yıl Maslak’ta açık alanda kurulacak büyük sahnenin yanında, kapalı alanda ikinci bir dans sahnesinin olacağı söylendi. Ama mekanın geçmişteki yetersizliğini bildiğimden, yenilenen haliyle nasıl sonuç vereceğini merak ediyorum doğrusu…

Global Gathering’in bu yaz da yine önemli katılımcıları var. Uzun bir aradan sonra Türkiye’ye tekrar gelen teknonun dev ismi Carl Cox, festivalin en gözde konuklarından. Ama herkesin heyecanla beklediği asıl isim, elektronik müzik efsanesi Orbital.

Phil ve Paul Hartnoll adlı kardeşlerin kurduğu İngiliz ikili, bu yıl müzikteki 20.yılını kutluyor. Aslında beş yıl önce müzikteki birlikteliklerine son verip kendi solo projelerine yönelmişlerdi. Fakat geçen yıl sürpriz bir kararla, yıldönümlerini sahnede kutlamaya karar verdiler. Ayrıca bu ay, içinde yeni remikslerin ve canlı kayıtların da bulunduğu, iki CD’lik retrospektif bir albüm yayınladılar.

Bugüne kadar yaptıkları müzikle kendilerini hem elektronik hem de rock dinleyicisine kabul ettirmiş bir ikili Orbital. Başlarına taktıkları lambalar, kullandıkları ışık ve videolar, performanslarını her zaman farklı kılıyor. En önemli özellikleriyse, elektronik müzikte ender görülen bir şekilde, çalarken emprovizasyona yer vermeleri.

İkilinin 20. yılında Phill Hartnoll’la Orbital ve müzik hakkında konuştuk.

Yeni Akımlar Yeraltından Çıkar

2004’te “Blue Album”ün son çalışmanız olduğunu ve Orbital’ın dağıldığını duyurdunuz. Nasıl yeniden bir araya geldiniz?
Zamanla düşüncelerimiz değişiyor sanırım. Bizim için çok heyecan verici bir durum. Ayrıca kendimizi zorlayıcı bir sürece sokmamız iyi bir şey. Eski Orbital şarkılarının üzerinden geçip, daha önce canlı çalarken hiç yapmadığımız şeyleri deniyoruz. Bu nedenle bir aradayız.

20 yıllık geçmişinize baktığınızda, size göre müzikteki en büyük başarınız neydi?
En önemlisi bir ikili olarak işe başlamaktı. O kadar yıl hiç ayrılmadan performanslar yapmak ve stüdyoda kayıtlar gerçekleştirmek… 20 yılda bunu başardık.

Geçmişte kullandığınız sample’lar aracılığıyla, bazı politik ve toplumsal konularda müziğinize yorumlar kattınız. Elektronik müzikte sık görülmeyen bir durum bu…
Yeni dünya düzeni ve politika, elbette çok etkili… Müziğimizde bir sır ya da gizli bir mesaj yok; yaptığımız müziğin sınırların arasında sıkışıp kalmasını değil, onun dışına çıkmasını istiyoruz.

Siz Orbital olarak hep istediğiniz müziği yaptınız ve pop dünyasına uygun olmadığınız için radyolarda fazla çalınmamayı umursamadınız. Sizce bugünün kültürel ortamında, sadece müziğin kalitesine odaklanmaya hevesli yeterince dinleyici var mı?
Sanırım bu klasik tüketici davranışıyla ilgili. Size sunulan alternatiflere bağlı olarak, hoşlandıklarınıza karşı esnek bir tavır alırsınız. Radyoda yayınlanabiliriz ya da en çok satanlar listesinde yer alabiliriz de, ama bir koleksiyon ürünü yaratıyormuşuz gibi davranmamıza da gerek yok.

Elektronik müziğin bugünkü durumunu, ticari ve yeraltında doğup gelişen türler bakımından, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yeraltında doğup gelişen, ticari olmayan tür başlangıç noktasıdır. Eğer başarıyı bir parabol olarak düşünürseniz, en temel nokta orasıdır. İnsanların ilgisine ve market dinamiklerine bağlı olarak, sizin başarınızın parabolü de yükselir ya da alçalır. Genelin benimsediği tür hep var olacaktır, ama müzikteki akımlar daima o sözünü ettiğim temel noktadan çıkar. Demek ki, daha çok yeraltında gelişen müziğe ihtiyacımız var. Bununla birlikte, kaliteden çok ödün vermedikçe, orta noktada bir yerde durmak da iyidir.

Akustik Müzik Esin Kaynağı

Orbital, kendisinden sonra gelen birçok müzisyeni etkiledi ve hâlâ da ilham veriyor. Siz yeni grupları, akımları takip ediyor musunuz?
Rock, caz ve deneysel müziği heyecanla takip ediyoruz. Ama akustik müzik, bizim için gerçek bir esin kaynağı.

Rave partilerinin gözde olduğu 90’lardan bu yana açık hava festivallerinde ne gibi değişiklikler oldu sizce?
Rave döneminin ruhu, tuvalet bile olmayan çamurlu İngiliz kırsalında polisten kaçıp devasa depolara doluştuğumuz ve parti yapıp sabaha kadar dans ettiğimiz dönemi yansıtır. Polis, o dönemde kalabalığı dağıtmak için o partileri basardı. Bugün artık festivaller hijyenik ortamlarda yapılıyor, VIP çadırlar, modern yemek servisleri var. Kesinlikle aynı ruh yok artık…

Orbital, görkemli canlı performanslarıyla ünlü. Bu defa İstanbul’da nasıl olacak?
90’ların sonundan ve gelecek prodüksiyonlarımızda yer alan parçalar çalacağız. Ayrıca bu kez sahnede muhteşem bir yeni bir set tasarımı olacak. Tabii her zamanki gibi kafamıza taktığımız lambalar olacak. Etraf karanlıkken o lambaların başımızdan ışık saçması çok etkileyici bir görüntü yaratıyor!

Orbital’ın bundan sonraki takvimi belli mi?
Geleceğin Orbital için öngörülebilir olduğunu söylesek bile, ne olacağını tam olarak bilemeyiz. Muhtemelen birkaç yeni film müziği ve prodüksiyon olabilir…

Reklamlar

Written by zülalk

05 Temmuz 2009 at 14:32

Carl Cox, Global Gathering, Orbital kategorisinde yayınlandı

>Eğlenceden "Eğlemce"ye

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/16 Ağustos 2008

İstanbul, geçtiğimiz hafta sonunda iki ayrı festival vardı. İkisinde de birer gün geçirdim. Bu yazıda onlarla ilgili gözlemlerimi anlatacağım.

Cuma günü Kilyos’ta Global Gathering’in eğlence dünyasını ziyaret edip, cumartesi günü soluğu Sarıyer’de Barışarock’ın “eğlemce” ortamında aldık. Bu “eğlemce” ifadesi kulağa hoş geliyor. Eğlence ve savaş karşıtı eylem bir arada gerçekleştirildiği için katılımcılar böyle tanımlıyorlar Barışarock’ı. Onun ayrıntılarına girmeden önce dönüyorum cuma gününe…

DENİZ, KUM, GÜNEŞ VE MÜZİK

Dünyada çeşiti ülkelerde düzenlenen çok büyük bir dans müzik festivali Global Gathering. Türkiye’de de ilk olarak geçtiğimiz yıl Electronica Festival ile birleştirilerek yapıldı. Bu yıl ise, ayrı bir etkinlik olarak Kilyos Seanergy Beach’te gerçekleştirildi.

Öncelikle, ülkemizin sayılı elektronik müzik radyolarından FG’yi böyle bir çabaya giriştiği için kutlamak gerek. Çünkü elektronik müzik, Türkiye’de çok büyük kitlelere hitap eden bir müzik türü değil. Belli bir dinleyicisi var tabii, ama henüz Avrupa’daki noktaya gelmedi. Global Gathering, İngiltere’de 55-60 bin kişinin katılımıyla yapılıyor. İstanbul için 25 bin katılımcı hedeflendiği açıklanmıştı… Umarım gelecekte bu sayıya ulaşmak olanaklı olur.

Yeri gelmişken burada elektronik müziği küçümseyenlerin savunduğu bir görüşe karşılık vermek istiyorum. Sık sık duyarsınız; birileri bilgisayar ve ileri derecede teknoloji kullanılarak yapıldığı için, elektronik müziği değersizleştirmeye çalışır. Onlara şunu sormak gerekir: “Bir filmi seyrederken ekranda gördüklerinizden etkilenip, görsel efektlerin başarısından söz ediyorsunuz ve hiçbir zaman o filmin o anda gözünüzün önünde çekilip kurgulanmasını beklemiyorsunuz. Kullanılan ileri teknoloji o filmin sanatsal değerini azaltmıyor. Ama iş müziğe gelince, o yöntemle üretilen müzikleri küçümsüyorsunuz. Neden?” Sonuçta ikisi de insan aklının ve yaratıcılığının ortaya çıkardığı bir ürünse, çöp kovasına vurularak da müzik yapılabilir, bilgisayar ortamında da…

Global Gathering’e geri dönersek… Festivalin plajda yapılması bir açıdan olumlu. Böylece, denize girme olanağı da sunulmuş oluyor ve katılımcı sayısı artıyor. Fakat bir yandan da, önceliği müzik yerine plaj olanların da gelmesine yol açıyor. Bunun ne zararı olduğunu soracak olursanız, ne çalarsa çalsın umursamadığı belli olanların arasında müziğe odaklanmak bir ölçüde güçleşiyor.

Türkiye’deki elektronik müzik etkinliklerinde dikkatimi çeken bir başka nokta da, katılımcılar arasındaki erkeklerin kadınlara göre ezici bir çoğunlukta oluşu. Neredeyse 2’ye 1 oranında… Nedenini anlamış değilim. Bunu müziğin türüne bağlamak olanaklı değil; çünkü yurtdışındaki aynı tür festivallerde böyle bir durum yok.

Belirttiğim bu bir iki noktaya ek olarak, Global Gathering’le ilgili olarak asıl söylenmesi gereken şey, gerçekten iyi müzik dinleme olanağı verdiği. Bu yıl Sasha, Eric Prydz, Samim, Calvin Harris, Dubfire, Sander Van Doorn gibi çok başarılı isimleri konuk ettiler. Festivalin gelecek yıllarda daha kapsamlı organizasyonlarla gelişerek büyümesini diliyorum.

ALTERNATİF FESTİVAL 6 YAŞINDA

Barışarock, 2003’te Rock’n Coke festivalinin alternatifi olarak başlamıştı. 6. yaşını kutladığı bu yıl, Rock’n Coke düzenlenmedi; Global Gathering’le aynı tarihlere rastlayınca da sanki onun alternatifi gibi oldu. Global Gathering’e gideceğimi duyup, “Barışarock varken ne işin var orada?” diyenler oldu. Ama ben “eğlemce”den de geri kalmadım, 3 YTL’lik rozetimi alıp Barışarock’ın festival alanına da girdim.

“Festival Üstü Barış” sloganıyla düzenlenen Barışarock, klasik anlamda bir müzik festivali değil. Atölye çalışmaları, söyleşileri ve sergilerileriyle, savaşa, işgale ve kapitalizme karşı görüşlerin tartışıldığı bir platform. Nitekim, festivalcilerin konuştuğu ana konu, müzik değil, Irak ve Güney Osetya’daki savaştı. Nükleer enerji ve çevre korunması hakkında da ilginç tartışmalar yapıldı.

Bu yıl önceki yıllara oranla, daha fazla müzik grubunun katılması ve bu grupların türlerine göre iki ayrı sahnede yer alması festivale canlılık katmış. Sokaktaki birçok gencin festivale gelenler gibi barış şarkıları söyleyip haksızlıklara karşı gelmediği açık… Ama en azından duyarlılığın geliştirilmesi için bir çaba ve Barışarock gibi önemli bir platform var. Bu umut verici. Ancak festivale gelecek yıl ara verecek olmaları ise üzücü…

Written by zülalk

16 Ağustos 2008 at 21:06

Barışarock, Global Gathering kategorisinde yayınlandı