Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Hercules and Love Affair’ Category

>2008’in En İyileri

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/27 Aralık 2008

Bazı okuyucular, neden en çok satan albümler listesi yayınlamadığımızı soruyor. Benim kişisel görüşüme göre, çok satanlar listesi her zaman en iyi olanları içermez. Bu listeler, genel eğilimi gösterse de, çoğunlukla, piyasa koşulları içinde en çok reklamı yapılan ve dolayısıyla satışı çok olan ürünleri kapsar.

O nedenle, en çok satanlar listesi yerine, yıl içinde yeni albümleri tanıtıp, yıl sonunda da en iyiler listesi vermek daha faydalı bana göre. Bu amaçla, bütün bir yıl ağırlıklı olarak, yabancı indie rock/elektronik müzik türünde alternatif albümleri tanıtmaya çalıştım. Şimdi sıra yılın en iyileri listesinde!

Albümleri yıl içinde ayrıntılı olarak anlattığım için, bugün yalnızca çok kısa bilgiler vereceğim.

20- Autechre- Ouaristice: Intelligent Dance Music denilen elektronik müzik türünün temsilcisi Autechre’nin son albümü. Kolay dinlenilebilir bir müzik olmadığını belirtmek gerek. Özellikle bu türü sevenler için…

19-Vampire Weekend- Vampire Weekend: 2007’den beri en çok konuşulan gruplardan birisi. Punk ve afrobeat’i karıştırıp dans edilebilir melodiler yarattılar ve indie rock’ın gözdesi haline geldiler.

18-The Last Shadow Puppets- The Last Shadow Puppets: 1960’ların orkestral pop melodilerini dinleyip o romantik döneme geri dönmek için bire bir. Arctic Monkeys’den Alex Turner ve The Rascals’dan Miles Kayne’in kurduğu grubun müzikleri, Ennio Morricone ve Scott Walker’ı hatırlatıyor.

17-British Sea Power- Do You Like Rock Music? : İngiliz grup, “Do You Like Rock Music?” adlı albümüyle indie rock çevrelerinden tam not aldı. The Pixies’i anımsatan müzikleri ve şarkı sözleriyle dikkat çekici.

16-Coldplay- Viva La Vida or Death and All His Friends: Coldplay’in yazın çıkardığı albüm, efsanevi müzisyen Brian Eno’nun prodüktörlüğündeki ilk albümleri olduğundan beklentiler yüksekti. Evrensel temaları işleyen daha yavaş ve karanlık bir albüm yaptılar ama beklentileri de boşa çıkarmadılar.

15-Hercules and Love Affair- Hercules and Love Affair: Antony and the Johnsons grubundan Antony Hegarty ve DJ/Prodüktör Andrew Butler’ın önçülük ettiği bir proje. Melankoli ve Afrika ritimleri soslu disco/house eşliğinde dans etmek isterseniz kaçırmayın.

14-Moby- Last Night: Dinleyeni, 1970’lerin Diana Ross’lu disko dönemine götüren, ambient ve house’un müstesna örneklerini içeren başarılı bir albüm. Bu yıl, En İyi Dans Albümü kategorisinde Grammy için yarışıyor.

13-Fennesz- Black Sea: Minimalist elektronikanın saygın ismi Fennesz, kendisine özgü elektro-akustik bir teknikle yaptığı müzikle büyüleyici bir uyum yaratıyor. Yılın en yaratıcı albümlerinden biri ve tabii ki en çok satanlar listesinde yok…

12-Hot Chip- Made in the Dark: Hot Chip’in, electropop’u akıllıca yazılmış şarkı sözleriyle birleştiren albümü, bu yıl çok sayıda insanı dans pistine çekti.

11-MGMT- Oracular Spectacular: Hippi görüntülü ikilinin indie rock, psychedelic rock ve elektropop esintili çalışması “Oracular Spectacular”, yıla damgasını vuran albümlerden biriydi.

10-Nick Cave and the Bad Sees- Dig!!! Lazarus, Dig!!! : Nick Cave’in, The Bad Sees ile yaptığı bu 14. albümde her zamankinden daha sert bir rock soundu var. Cave’in yeni bıraktığı görkemli bıyığı ve bariton sesiyle de müthiş uyumlu…

9-Goldfrapp- Seventh Tree: Goldfrapp, 60’ların Amerikan folk’u ve ambient müzik ile pastoral bir dinginlik yarattı Seventh Tree’de. İlk albüm “Felt Mountain”ı sevenler için ideal.

8-Foals- Antidotes: Dans-rock’ın son keşiflerinden biri Foals. Franz Ferdinand ya da Klaxons dinleyicileri için yeni bir heyecan.

7-Glasvegas- Glasvegas: Yine 50’li, 60’lı yılları anımsatan, sosyal gerçekçi melodramatik pop şarkıları.The Jesus and Marry Chain’den sonra Glasgow’dan çıkan en iyi grup olarak görülüyorlar. En çok da Roy Orbison’u hatırlatıyorlar.

6-David Byrne & Brian Eno- Everything That Happens Will Happen Today: İki büyük müzisyenin 27 yıl aradan sonraki ilk ortak çalışması. Müzikal olarak ilk albümlerinden çok farklı; kendilerinin deyişiyle bir tür “elektronik gospel”.

5-Grace Jones- Hurricane: Yılın en çarpıcı geri dönüşlerinden birisini Grace Jones yaptı. Albümde, Afrika reggae ritimlerinin disko ve new wave ile bütünleştirildiği elektro funk türünde şarkıların yanı sıra, trip-hop etkisindeki şarkılar da var.

4-Kings of Leon- Only by the Night: Kings of Leon, vokal ağırlıklı rock şarkıları ve hareketli gitar riff’leriyle donattığı 4. albümüyle oldukça iddialı.

3-Portishead- Third: Trip-hop’ın dev ismi Portishead’in 97’den beri yayımladığı ilk albüm. Psychedelic rock’ın başucu albümlerinden biri olmaya aday. Yine uçuruyor…

2-Sigur Ros- Med sud I Eyrum Vid Spilum Endalaust: İzlandalı Sigur Ros’un, müzikal kalitesinden ödün vermeden daha dinlenilebilir olmayı başardığı mükemmel bir post-punk albümü.

1-TV on the Radio- Dear Science: Brooklyn’li art rock beşlisinin kariyerindeki en güzel albüm. Post-punk, funk, rap, electro, drum & bass, caz, shoegaze, akapella, soul; hepsinin özgün bir karışımı.

>Herkül ve Aşk…

leave a comment »

>

© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/26 Nisan 2008

Yaklaşık bir ay önceydi; New York’ta bir konser öncesinde çalan DJ’i dinliyorduk. Birden o çok tanıdık sesi duyduk; vokalde Mercury ödüllü Antony Hegarty’nin eşlik ettiği bir dans şarkısıydı çalan. Antony and the Johnsons’ın “I Am A Bird Now” adlı albümünü dinleyen herkesin, hayatının geri kalanında Antony’nin o farklı sesini anında tanıyacağına şüphe yok. Konsere birlikte gittiğim arkadaşım da hemen tanıdı ama ardından soruları sıralamaya da başladı. Tamam vokaldeki oydu, ama neydi bu şarkı? Birisi remiks mi yapmıştı, yoksa vokalleri sample olarak mı kullanmıştı?

Antony’nin bir süredir New York’lu yeni bir grupla işbirliği yaptığını bildiğimden, ne dinlediğimizi tahminde zorlanmadım: “Hercules and Love Affair”in grupla aynı adı taşıyan yeni albümüydü çalan. Önceden bu konuda bilgim olmasa, ben de arkadaşım gibi şaşırabilirdim doğrusu. Çünkü Antony’nin o son derece duygusal yorumuyla disco/house esintili dans müziğinin arasında doğrudan bir bağlantı kurmak zor.

MİTOLOJİK KARAKTERLER ESİN KAYNAĞI

1978 doğumlu prodüktör/DJ Andrew Butler’ın öncülük ettiği “Hercules and Love Affair”, son aylarda dinlediğim en yaratıcı projelerden birisi. Butler, albüm için şarkıları yazarken, özellikle Yunan mitolojisinden ve ilk gençlik döneminin müzikal kahramanlarından etkilenmiş. Gökkuşağı Tanrıçası Iris ve Akıl Tanrıçası Athena’nın adını taşıyan iki şarkının yer aldığı albümde, aşk, egodan kurtulup başkalarını düşünme duygusu, yalnızlık, kuklalar vb. birçok farklı esin kaynağı var.
Müzikal açıdan ise, 70 ve 80’lerin gözde disco soundu retro bir anlayışla yorumlanarak adeta yeniden diriltilmiş. Grubun Antony dışında Kim Ann Foxman ve Nomi adlı iki genç vokalisti daha var. Kim Ann, Hawaili bir takı tasarımcısıyken yolu Andrew Butler ile kesişmiş. Nomi ise, daha önce CocoRosie grubuyla ve bir dönemin ikonlarından Debbie Harry ile çalışmış.

DANS VE MELANKOLİ BİR ARADA

Grubun müziğinin dikkat çekmesinde Antony’nin sesinin önemini özellikle belirtmek gerek. Çünkü dans pistlerine melankoliyi taşımak gibi ender görülen bir katkı sağlıyor. Albümün açılış şarkısı “Free Will”e “Bana Yalan Söyleme,” dizeleriyle öyle dokunaklı bir sesle başlıyor ki Antony, dans etmeye konsantre olmanız zorlaşabilir. Ama melodiyi önceden bilenler için durum farklı. Çünkü şarkı, house müziğin ilk klasiklerinden biri olarak kabul edilen “Your Love”ın bir tür yeniden yorumu. House’un büyükbabaları olarak adlandırılan Frankie Knuckles ve Jamie Principle’ın yarattığı bu muhteşem şarkı, aradan geçen 22 yıla karşın hiç eskimedi. (Bu arada, Frankie Knuckles’ın 25 Nisan’da İstanbul Otto Santral’de canlı performansı var. House müzik sevenleri uyaralım şimdiden.)

Albümün ilk single’ı olarak yayımlanan “Blind”, son günlerde radyolarda en sık çalan şarkılardan birisi. Akılda kalıcı müthiş melodisi ve Antony’nin benzersiz yorumuyla benim de favorim. Frankie Knuckles’ın kendisinin de remikslediği şarkının, bu yılın klasiklerinden birisi olacağı kesin. Üzerinde durulması gereken bir diğer şarkı ise, ilk dönem Chicago house müziğini anımsatan “You Belong”.

Özetle söylemek gerekirse, “Hercules and Love Affair”, müzikte yenilikçi çalışmaları izleyenler için gerçekten heyecan verici. Vogue dergisi, grubun müziği için, “Ziggy Stardust house müzik yapsa böyle olurdu,” şeklinde bir değerlendirme yapmış. Ziggy Stardust’ın (nam-ı diğer David Bowie) ne yapacağını kestirmek, bana göre pek kimsenin harcı değildir. Ama Afrika ritimleri soslu synth tekrarları ve güçlü baslarla yaratılan müziğin melankolik sözlerle oluşturduğu ilginç uyuma Ziggy de hayır demezdi herhalde…

Written by zülalk

27 Nisan 2008 at 11:11

Antony Hegarty, David Bowie, Hercules and Love Affair kategorisinde yayınlandı