Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Janelle Monae’ Category

>Vitrindeki Albümler 57:

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 13 Şubat 2011

JANELLE MONAE-The Archandroid (Bad Boy Records)

2009’da yapılan Rock’n Coke hakkında yazdığım yazıda “Festivalin yıldızı Janelle Monae’ydi” diye yazmıştım. Ana sahnede Kaiser Chiefs’i dinlemeye giden herkes, aynı anda alternatif sahnede çıkan Monae’yi kaçırmıştı. Tahmin ettiğimden çok daha dinamik, olağanüstü başarılı bir performanstı; kesinlikle festivalin en iyisiydi; o kadar ki “Bu Prince’in kadın versiyonu” demiştim.

O sırada sadece bir EP’si yayınlanmıştı; ama İstanbul’u da kapsayan turnesi boyunca yeni şarkılar yazmış Janelle Monae. Amerika ve Avrupa’da 2010’da çıkan bu ilk albümü, ülkemize ancak ulaştı.

Geçen yılın en iyi albümler listelerinde de adına sık rastlanan bu çalışmayla kendisinden bekleneni fazlasıyla gerçekleştirmiş Monae.

The Archandroid”, ünlü bilimkurgu filmi “Metropolis”ten esinlenen bir konsept albüm. Janelle Monae, albümde kendisine ilginç bir rol biçmiş: Yaşadığı zalim dünyada kendi insanlarını özgürleştirmeye çalışan yarı insan yarı robot şeklinde bir kurtarıcı rolünde.

Ama esin kaynakları bununla da bitmiyor; Walt Disney ve Salvador Dali işbirliğinde yapılan kısa animasyon filmi “Destino”, Andy Warhol, Jack White’ın bıyıkları, Peter Pan, Muhammed Ali’nin yumrukları, Rachmaninoff, Bonnaroo Festivali’nde gerçekleşen bir stage dive vb. birçok ilginç isim ve olay var şarkıların ardında.

Böylesine bir çeşitlilik Monae gibi bir yetenekle birleşip arkasına da OutKast’ten Big Boi, Sean “Diddy” Combs gibi büyük destekleri de alınca ortaya mükemmel bir pop albümü çıkmış.

Funk, glam, R & B, hip-hop, caz, afro-beat gibi birbirinden çok farklı türleri kaynaştıran çok güzel bir çalışma. Janelle Monae’nin yaratıcılığı ve sahne performansındaki başarısının yanı sıra, elbette en önemli özelliği, birçok türü kusursuzca yorumlamasına olanak sağlayan güçlü sesi. Kuşkusuz son yıllarda pop müzik dünyasına gelen en iyi seslerden birisi.

Pop müziğin günümüzde listelerin tepesinde gezinen yıldızları arasında yeri çok farklı Janelle Monae’nin. Çünkü cinsiyetini ve bedenini öne çıkarıp müziği ikinci plana itmiyor; aksine, giyim tarzı ve davranışlarıyla android bir görüntü veriyor. Onun videolarını kadın bedeni görmek için izlemiyorsunuz; dinleyiciyi şarkılarıyla kurduğu fantastik dünyaya konuk edip yeni hikayeler anlatıyor.

Umarım bu tavrını ve müziğe yaklaşımını hiç değiştirmez.

“The Archandroid”, bir müzisyen için gerçekten çok çarpıcı bir başlangıç. Monae, bu başarısını nasıl aşacak, ikinci albümü nasıl olacak şimdiden çok merak ediyorum.

Big Boi ile birlikte yorumladığı “Tightrope”un videosuna YouTube üzerinde yer alıyor ama bloglara eklenmesi için izin verilmemiş. Bu linke tıklayarak izlemenizi öneririm.
http://www.youtube.com/watch?v=pwnefUaKCbc
_

Written by zülalk

13 Şubat 2011 at 11:23

Big Boi, Janelle Monae, OutKast, Sean "Diddy" Combs kategorisinde yayınlandı

>Eğrisiyle Doğrusuyla Rock’n Coke

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet / 21 Temmuz 2009

Türkiye’nin en büyük açık hava etkinliği Rock’n Coke, geçtiğimiz hafta sonunda İstanbul Park’ta yapıldı. Önce olumsuz eleştirilerimi belirtip, sonra alkışladıklarımı yazacağım.

Bu sene mekan olarak Hezarfen Havaalanı yerine İstanbul Park’ın seçilmesi, iyi bir tercih olmadı. İstanbul Park, motor sporları açısından dünyanın en iyi pistlerinden birisi olabilir; ama asfalt zeminin bir müzik festivalinin ruhundan bir şeyler alıp götürdüğü kesin.

Bunun dışında, parlak ışıklarla bezeli oyun alanları da, rock festivalinden daha çok bir fuarı andırıyordu.

Ama mekanın fizik şartları ile ilgili asıl önemli sorun, ana sahnede çalan müziğin alternatif sahnedeki müziği bastırmasıydı. Böyle bir durumun ortaya çıkmaması için, gelecek yıl mutlaka bir çözüm bulunması gerekir.

Festival katılımcılarının yakındıkları bir diğer konu da, bilet fiyatlarının ülke standartlarında pahalı oluşuydu. Çünkü bu tür festivallerin asıl hedef kitlesi üniversite gençliği. Fakat onlar bilet ücretini karşılayamayınca, festivalin izleyici kitlesi dramatik bir şekilde değişiyor. Nitekim hafta sonunda İstanbul Park’a müzik için değil sosyalleşmek için gelen epeyce insan vardı.

Ana sahnenin karşısına yerleştirilen dev sponsor çadırı, sahnenin birçok açıdan görülmesini engelledi. Bu da genel tepki alan uygulamalardan biriydi.

Performans sıralamasında bazı tercihlerin doğru olmadığını da söylemek gerek. Ülkemize ilk kez gelen ünlü alternatif rock grubu Jane’s Addiction’ın Duman’dan önce sahneye çıkmasının nedenini kimse anlayamadı.

Festivalin Yıldızı Janelle Monae

En anlaşılmaz olansa, Janelle Monae alternatif sahneye çıktığında aynı anda ana sahnede Kaiser Chiefs’in olmasıydı. İkisini de ilk kez dinleme şansını bulan dinleyici, tercih yapmak zorunda kaldı. Bu durumda, birçok kişi, herhalde “ana sahne daha önemli” diye düşünerek Kaiser Chiefs’i dinlemeye gitti ve festivalin en iyi performansını kaçırdı.

Janelle Monae, bu yıl Rock’n Coke’da dinlediğim en etkileyici isimdi. Michael Jackson’ı anmak için taburenin üstüne çıkıp, onun en sevdiği “Smile” adlı şarkıyı söyledi. Sonra da çok başarılı bir Moonwalk denemesi yaptı. Ama o muhteşem sesiyle söylerken, ana sahneden Kaiser Chiefs’in inleyen gitarları karıştı müziğe…

Janelle Monae’ye Prince’in kadın versiyonu diyorlar, Amerika’nın Shirley Bassey’i diyenler de var. Ne denirse densin ama kesinlikle olağanüstü bir yetenek. Festival yetkililerine Monae’yi İstanbul’a getirdikleri için teşekkür borçluyuz.

İki gün boyunca vasat olanların yanı sıra, tatmin edici performanslar da dinledik. Linkin Park, güçlü yorumuyla herkesi etkiledi. Dinleyicilerin şarkılara hep bir ağızdan eşlik edişi, festival ortamına canlılık getirdi.

Birinci günün sonunda gece yarısı sahneye çıkan The Prodigy, ülkemizde daha önce konser vermesine karşın yine büyük ilgiyle karşılandı ve festival alanını adeta ateşledi. O ana kadar asfalt üzerinde oturanlar, grubun çılgın ritimlerine dayanamadı ve ayağa kalkıp dansa başladı.

Festivali düzenleyenler bir diğer övgüyü de, Nine Inch Nails konusunda hak ediyor. Sonunda bu efsane grubu İstanbul’a getirmeleri, rock dinleyicisini çok memnun etti. Ben onlar sahnedeyken, kuliste The Prodigy röportajını beklediğim için, performansın önemli bir bölümünü çok üzülerek kaçırdım…

Yorucu ama müzikle dolu güzel bir hafta sonuydu. Katkıda bulunan herkese teşekkürler…

Written by zülalk

21 Temmuz 2009 at 21:09