Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘John Legend’ Category

>Vitrindeki Albümler 54:

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 23 Ocak 2011

CEE LO GREEN- The Lady Killer (Elektra Entertainment)

2010’un en çok konuşulan ve en iyi albümler listelerinde adına sık rastladığımız “The Lady Killer”, birkaç ay gecikmeyle de olsa ülkemizde de piyasaya çıktı.

Hip-hop dünyasının en başarılı rapçilerinden biri olan Cee-Lo Green, aynı zamanda prodüktör, şarkı yazarı ve vokalist olarak da büyük beğeni topluyor.

Aslında Green’i DJ/Prodüktör Danger Mouse ile birlikte yer aldığı Gnarls Barkley ikilisinde yaptığı çalışmalardan tanıyoruz. 2006 yılının en büyük hitlerinden “Crazy”deki muhteşem vokaliyle, bu şarkıyı unutulmaz kılmıştı.

Yaklaşık altı yıllık aradan sonra çıkardığı bu solo albümü, Green’in hip-hop ile soul müziği buluşturarak hayranlık uyandıran çalışmalarının en yeni örneği. Albüm ilk olarak, “Fuck You” adlı ilk single’ın YouTube üzerinde yayınlanmasıyla büyük ilgi gördü.

Cee-Lo Green’in bu albümdeki en büyük başarısı, 1960 ve 70’lerin soul soundunu hip-hop ve pop ile son derece akılda kalıcı, güzel melodilerde buluşturması. Bunun en önemli nedeni, elbette Green’in aşık bir erkeğin yoğun duygularını yansıtan vokallerdeki yeteneği.

Ancak albümün başarısında işbirliği yaptığı prodüktörlerin de büyük payı var. Örneğin Amy Winehouse ile çalışan prodüktör Salaam Remi, Alicia Keys ve John Legend’ın prodüktörü Jack Splash ve Nelly Furtado ile çalışmalar yapan Fraser T. Smith bunlar arasında sayılabilir.

En popüler şarkı “Fuck You” olsa da, kanımca albümün bütünü ilgiyi hak ediyor.

Albümden yayınlanan ikinci single “It’s OK”:

“Bright Lightb Biggir City”:

Written by zülalk

23 Ocak 2011 at 12:50

>Vitrindeki Albümler 30:

with 2 comments

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 8 Ağustos 2010

HERBIE HANCOCK-The Imagine Project (Sony Music)

Caz piyanisti Herbie Hancock, 70. yaşını kutlarken barışa uzanan yolda küresel işbirliğinin gücünü gösteren bir albüm yapmak istemiş. Pop va cazı buluşturmak Hancock için yeni bir şey değil. Ancak bu albümde, Hindistan’dan Mali’ye, Kongo’dan Brezilya’ya uzanarak çok farklı kültürleri işin içine katmış.

Marcus Miller, Tinariwen, Dave Matthews, Pink, Chaka Khan, Anoushka Shankar, K’Naan ve Los Lobos’u bir araya getirmeyi herhalde ancak Hancock başarabilirdi…

10 şarkılık albüm, bir John Lennon klasiği “Imagine” ile açılıyor. Hancock’a bu parçada pop müzik şarkıcısı Pink ve R & B’nin sevilen sesi Seal’in düeti eşlik ediyor.

“Imagine” bugüne kadar sayısız kere cover’landı; ama bu dinlediğim en farklı versiyon. Şarkı, 2. dakikadan sonra Amerikalı neo-soul sanatçısı India.Arie, gitarist Jeff Beck, Kongolu grup Konono No 1 ve Malili müzisyen Oumou Sangare’nin de katılımıyla, bambaşka bir karaktere bürünmüş.

Bir başka ilginç cover, Peter Gabriel ve Kate Bush’un kusursuz düeti “Don’t Give Up” için yapılmış. Pink ve R & B’nin devlerinden John Legend‘ın düetinde, özellikle Pink’in performansı beni olumlu anlamda şaşırttı.

Bob Dylan’ın en sevilen şarkılarından “The Times, They Are A’ Changin’ ”, İrlanda geleneksel müziğinin popüler grubu The Chieftains ve vokalde Lisa Hannigan’ın mükemmel uyumuyla nefis bir yorum kazanmış.

Altı ayrı ülkede kaydedilen “The Imagine Project”, caz yönü geri planda kalsa da, sonuçta iyi bir pop albümü.

_

Written by zülalk

08 Ağustos 2010 at 15:45

>İtalyan Göçmeni Bakkalın Dünyaca Ünlü Müzisyen Oğlu

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/25 Kasım 2006

New York’ta yaşayan İtalyan göçmeni bakkal bir babanın, 3 Aralık 1926 tarihinde bir oğlu dünyaya gelir. Adını Anthony Dominick Benedetto koyarlar. Delikanlı New York’un kozmopolit ortamında büyürken, gençlik idolleri Nat King Cole ve Bing Crosby’den etkilenir. Manhattan’daki Endüstriyel Sanatlar Okulu’na devam eder ve 2. Dünya Savaşı sırasında üç yıl orduda görev yapar.

1949 yılında Long Island City’deki kulüplerde şarkı söylerken hayatının teklifini Bob Hope’dan alır. O güne dek “Joe Bari” adıyla sahne alan Benedetto, Hope’un fikriyle “Tony Bennett” adıyla Paramount Tiyatroları’nda şarkı söylemeye başlar. Ertesi yıl ilk hit şarkısı “Boulevard of Broken Dreams”i yayınlar. 1950 yılında Columbia Records ile anlaşma yapar ve aradan geçen 55 muhteşem yıla 50 milyondan çok satılan 100’den fazla albüm sığdırır, toplam 13 Grammy ödülü kazanır.

Tony Bennett’ten 80. Yaşında Muhteşem Bir Düet Albümü

Bugün artık 80. doğum gününü kutlayan Tony Bennett’in bir filmi andıran kısa yaşam öyküsü böyle. Sanki o hep anlatılan Amerikan rüyası hikayelerinden biri gibi: Göçmen ve kendi halinde bakkal bir babanın oğlu, Amerika’da başarı kazandıktan sonra ünü tüm dünyaya yayılır ve müzik dünyasının en saygın isimlerinden biri haline gelir…

İster bir Amerikan rüyası deyin, ister şansı yaver gitmiş diye düşünün; Tony Bennett’in hikayesinin arkasında büyük bir yetenek ve inanılmaz bir tutku var. İşte yine bu nedenle, ilerlemiş yaşına karşın hala üretmeye devam eden Bennett, bu yıl “Duets/An American Classic” adlı bir albüm yaptı. Sanatçı, Sony Music tarafından ülkemizde de yayımlanan bu albümde, bugüne kadar tek başına yorumladığı aşk şarkılarını, bu defa Bono, Elton John, Elvis Costello, Michael Bublé, Dixie Chicks, Juanes, Billy Joel, Diana Krall, Tim McGraw, k.d. lang, John Legend, Paul McCartney, George Michael, Sting, Barbra Streisand, James Taylor ve Stevie Wonder gibi müzik dünyasının en önemli isimleriyle birlikte söylüyor.

Albümle ilgili olarak dikkatimi çeken beş husus var:

1. Tony Bennett’in sesi hala çok güzel.

2. Bennett, albümdeki şarkıların hepsini, düet yaptığı müzisyenlerle stüdyoda bir araya gelerek kaydetmiş. Bu nedenle, albümü dinlerken sanatçıların arasındaki etkileşimi hissedebiliyorsunuz. Örneğin, Barbra Streisand’la seslendirdikleri “Smile” adlı şarkıda, Bennett Streisand’a, “I love your style, Barbra” deyince, Streisand da ona flört eder bir havayla gülerek, “I love your smile, Tony” şeklinde karşılık veriyor. Stevie Wonder’la yaptıkları düette ise, şarkının sonunda birbirleriyle konuşmaları duyuluyor. Bütün bunlar albüme ayrı bir güzellik katmış.

3. Albümdeki şarkıların kimisi hafif hüzünlü aşk şarkıları olsa da, tümünü dinleyince insanda garip bir neşe uyanıyor.

4. Bennett’le düet yapan sanatçılar, Celine Dion dışında, onun tarzına çok iyi uyum göstermişler.

5. Tony Bennett ve George Michael’ın seslendirdikleri “How Do You Keep The Music Playing?”, bana göre albümün en başarılı şarkısı. Bugüne kadar iki erkek müzisyenin gerçekleştirdiği en başarılı düetlerden birisi kesinlikle.

Ayrıca albüme trompeti ile ünlü müzisyen Chris Botti’nin ve kemanı ile Pinchas Zukerman’ın da konuk olduğunu belirtmek gerek. 60’ların ve 70’lerin romantik caz şarkılarından hoşlanıyorsanız, usta yorumcu Tony Bennett’in bu son çalışması, içinizi hoş bir duyguyla dolduracak enfes bir albüm.