Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Lady Gaga’ Category

>Kasırga Geliyor!

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 1 Temmuz 2010

Bu ülkede müzik yazarları bazen öyle çalışmaları göz ardı ediyorlar ki, insan anlamakta zorluk çekiyor. Bir albüm çok başarılı da olsa, büyük bir plak şirketinden çıkmadığı ya da reklamı fazla yapılmadığı takdirde, onların ilgi alanına girmiyor.

Bunun en ilginç örneklerinden birisi, 2008’in son aylarında yaşandı. 1980’lerin ikonu Grace Jones, 20 yıl aradan sonra 60 yaşında, Brian Eno, Tony Allen, Tricky gibi isimlerin katkısıyla yeni bir albüm yapıp sahneye geri dönmüş; ancak bizim medya bu konuyu ilgiye değer bulmamıştı.

O dönemde yazdığım bir yazıda, yılın en heyecan verici olaylarından birisi diye nitelemiştim bu dönüşü. Jones’un uzun bir aradan sonra çıkardığı albüm, 2008’in en iyi albümlerini sıraladığım listede de 5 numaradaydı.

Grace Jones, geri dönüşünü müjdeleyen bu muhteşem albüme “Hurricane” adını vermişti. Gerçekten de kontralto sesiyle tam bir kasırga gibi esip gürlemiş, insanda ürkmekle hayran kalmak arasında bir etki yaratan görkemli imajıyla yeniden boy göstermişti.

Bir heykeli andıran bedeni ve etkileyici yüz hatlarıyla görsel açıdan her zaman çarpıcıydı Grace Jones. Bu özellikleri, New York’un hedonistik Studio 54 döneminde Andy Warhol’un da dikkatinden kaçmadı; Jamaikalı sanatçı, pop-art’ın yaratıcısının esin perisi oldu.

70’li yıllarda model olarak başladığı kariyerine daha sonra oyunculukla devam edip, bir dönemin sembollerinden biri haline geldi. Çok sayıda kalitesiz filmin yanı sıra, Conan ve James Bond gibi büyük bütçeli filmlerde de rol aldı. Alışılmadık tarzı ve ses rengiyle sahnelerin en parlak şovlarını sergileyerek bir fenomene dönüştü.

Ama bugün sahne kostümleriyle onu taklit etmeye çalışan Lady Gaga gibi pop yıldızlarından çok farklıydı o. Müzikteki sığlığını, giyimiyle ya da sansasyonlarla kapatmaya çalışanlardan biri değildi.

Evet, aklı ve hayalleri zorlayan androjen görüntüsü ve tavrıyla daima provokatifti. Ama o uyumsuz ve kışkırtıcı tavır, onun için bir pazarlama stratejisi değil, karakterinin en belirgin özelliğiydi.

Daha lisedeyken sosyal açıdan uyumsuz olduğu rapor edilmişti. Kilisede çalışan din görevlisi bir babanın aşırı baskısı altında yetişmiş, özgürlüğü keşfedince de kurallara meydan okumuştu.

Bu meydan okuyuş, bağımsız bir plak şirketinden çıkardığı “Hurricane”de de gösterdi kendisini. “Corporate Cannibal” adlı şarkı, Jones’un 21. yüzyılın ticari yamyamları dediği büyük plak şirketlerine başkaldırısının simgesi oldu.

1980’lerde daha çok Afrika ritimlerini, reggae, new wave, disko ve R & B ile harmanladığı şarkılarla ünlenmişti ünlü sanatçı. Reggae, funk, dans, rock ve trip-hop buluşturan “Hurricane” ise, yine ritimlere tutsak. Post-disko döneminde yaptığı en güzel çalışmalardan “Night Clubbing” (1989) ile Massive Attack’in “Protection” adlı unutulmaz albümünün bir karışımı sanki…

2008’de Grace Jones hakkında yazdığım yazıyı “O ayrıksı bir kasırga…” diye bitirmiştim. O kasırgayı 16 Temmuz’da Açık Hava Sahnesi’nde bütün kuvvetiyle hissetmek için sabırsızlanıyorum!

Reklamlar

Written by zülalk

01 Temmuz 2010 at 20:00

>2009’da Dünyada Müziğe Genel Bir Bakış

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/21 Aralık 2009

Yılın en önemli müzik olayı, kuşkusuz Pop Müziğin Kralı Michael Jackson’ın ölümüydü. 50 yaşındaki yıldızın, yeni bir konser serisine hazırlandığı sırada, hiç beklenmedik bir anda gelen ölüm haberi, dünyada şok etkisi yarattı.

Los Angeles’ta düzenlenen cenaze töreni, aynı anda tüm dünya televizyonlarından izlendi. Jackson’ın yeni single’ını da içeren “This Is It” adlı albümü, satış listelerine 1 numaradan girdi ve ilk bir ayda tüm dünyada 3 milyon kopya sattı.

***

Pop müzikte, her zaman olduğu gibi, bu yıl da skandallar gündemdeydi. Yılın en çok konuşulan ismi, 5 dalda Grammy’ye aday gösterilen Lady GaGa’ydı. Amerikalı şarkıcı, Billboard listelerinden inmeyen şarkıları, sıra dışı kıyafetleri ve eşcinsel hakları için yaptığı öncülükle dikkat çekiyor. Daha çok korku filmlerinden fırlamış bir karakteri andırsa da, kalıplaşmış güzelliği reddeden farklı bir anlayışı pop dünyasına sokmaya çalışıyor. Ancak sonuçta, müzikten çok modayla ilgili gözüküyor ve görüntüsü müziğin önüne geçiyor…

Beyonce, Carrie Underwood, Taylor Swift, Rihanna, Lily Allen, Kelly Clarkson, Katy Perry, Kanye West, 50 Cent ve Black Eyed Peas, 2009’da popüler müzikte en çok öne çıkanlardı. Bütün ödülleri onlar paylaştı, ana akım medya sürekli onları yazdı. Ama bana sorarsanız, bu kadar ilgiyi hak eden şey müzikleri değildi…

Britney Spears, beş yıl aradan sonra turneye çıktı ve üçlü cinsel ilişkiyi anlatan şarkısıyla listelerin tepesine oturdu. Madonna, dünya turnesine devam etti. O da cinsellik yüklü sahne performansı ve videolarıyla gündemde kaldı.

Sonuçta, satışı artırdığı için, bu yıl da pop müziğe bolca cinsellik enjekte edildi. Bu işi abartanlardan birisi de, Shakira’ydı. İngilizce albümü “She Wolf”a ilgiyi çekmek için yine cinselliği kullandı. Ancak özgünlüğünü yitiren müziğiyle bir tür Beyonce taklidi olup çıktı…

Fakat sadece sesiyle başarılı olan birisi vardı: Fiziksel açıdan hiç de çekici olmayan 47 yaşındaki Susan Boyle, yetenek yarışması “Britain’s Got Talent”taki performansıyla herkesi etkiledi. İlk albümü “I Dreamed a Dream”, dünyada satış rekorları kırdı. Bana göre, müzikte yılın en çarpıcı gelişmelerinden birisi buydu.

2009’un en iyi çıkış yapan grubu ise, İngiliz elektro pop ikilisi La Roux oldu.

***

Rock müzikte, U2, yeni albümü “No Line On the Horizon” ve 360 derece adlı turnesiyle ilgi odağıydı. Son teknolojinin kullanıldığı sahne tasarımı, dinleyicileri mest etti; ama grup, neden olduğu aşırı karbon salımı yüzünden çevrecilerin eleştirilerine hedef oldu.

The Beatles’ın bütün kataloğunun hem analog hem de stereo versiyonlarının dijital ortamda yeniden düzenlenilerek yayımlanışı, koleksiyoncular için büyük bir olaydı.

Yılın en sansasyonel video klibini “Pussy” adlı şarkısı için Alman endüstriyel metal grubu Rammstein yaptı. Grup üyelerinin de tamamen çıplak gözüktüğü klip, porno olarak değerlendirildi.

2009’un en başarılı rock grubu, kanımca, “Primary Colours” adlı albümüyle The Horrors’dı. Yılın en iyi albümleri, bu yıl da alternatif ve deneysel müzik alanından çıktı. Bu alanda en başarılı bulduğum ilk 10 albümü, Piano Magic, The Veils, Patrick Watson, Moby, Fever Ray, Wild Beasts, Memory Tapes, Moderat, Twinkranes ve Fuck Buttons yaptı.

***

Caz’da en iyi çıkışı yapan sanatçı, İstanbul Caz Festivali’ne de katılan Melody Gardot’ydu. Genç müzisyen, “My One and Only Thrill” adlı albümüyle büyük beğeni topladı. Yılın en dikkat çeken caz albümleriyse, Vijay Iyer Trio’dan “Historicity”, Allen Toussaint’den “The Bright Mississipi” ve Ran Blake’den “Driftwoods” oldu.

DİJİTAL TEKNOLOJİ VE MÜZİK

Gelişen teknoloji, 2009’da müzik dinleme ve paylaşma yöntemlerini de etkiledi. CD formatı can çekişirken, müzik mağazaları birer birer kapandı, onların yerine MP3 siteleri hızla çoğaldı. Plak şirketleri, yasadışı paylaşım siteleriyle mücadeleyi sürdürürken, gruplar artık albüm yerine sadece single yayımlayacaklarını duyurmaya başladı.

iTunes’dan bu yana en devrimci sistem olarak nitelenen Spotify modeli, Avrupa’da kullanıma girdi. 2010’da Amerika’da da faaliyete geçecek sistemin, iTunes’un sonunu getireceği konuşulurken, Apple firması, kullanıcıların internet üzerinden sahip oldukları müziği dinlemelerine olanak veren Lala’yı satın aldı.