Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Lenny Kravitz’ Category

>Boğaz’da Unutulmaz Saatler

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/9 Ağustos 2008

İstanbul son günlerde dünyaca ünlü iki müzisyeni daha ağırladı. BKM ve Virgin Radio organizasyonu ile Kuruçeşme Arena’da gerçekleştirilen konserlerde, önce Lenny Kravitz’i, sonra Björk’ü dinledik. İki konser de muhteşemdi, ama aralarında önemli farklar vardı. O farklardan yola çıkıp, en büyük ortak noktalarına getireceğim sözü…

1-Konser başlama saati: Lenny Kravitz, sahneye 1 saat gecikmeli çıktı. Herkesin sabrı tükenmiş, artık ıslıklar duyulmaya başlamıştı ki, Kravitz’i sahnede gören kalabalık rahatladı. Çünkü daha çok beklenenler de olmuştu. Guns N’Roses grubu iki yıl önce aynı mekanda verdiği konsere iki saat gecikmeli başlamış ve hiçbir açıklama yapılmamıştı. Kravitz, hiç değilse trafik nedeniyle geciktiğini söyleyip özür diledi.

Björk ise, önceden duyurulan konser saatinden sadece 15 dakika sonra sahnedeydi,

2-Sahneyi kullanma: Hem Lenny Kravitz hem de Björk, sahneyi çok iyi kullandı. Kravitz, hiç yerinde durmadı; sürekli farklı yönlere giderek dinleyicilerle temas kurdu. Björk de yaptı aynısını, ama Kravitz’in bu kriter bakımından daha başarılı olduğunu belirtmek gerek. Çünkü o, fizik olarak da sahne dışına çıktı, seyircilerin arasına karışıp omuzlarda taşındı.

3-Sahne ve kostüm tasarımı: Bu konuda hiç şüphesiz Björk önde. Farklı dekor tasarımından, giydiği kıyafete ve atılan konfetilere kadar her şey çok güzeldi. Ayrıca kullanılan lazer ışıkları da oldukça etkileyici bir atmosfer yarattı.

Björk, bir başkasının üzerinde görseniz rüküş diyebileceğiniz parlak bir kıyafetle, yalınayak çıktı sahneye. Yerlileri andıran bir şekilde alnını da boyamıştı. Ama o ne yaparsa yapsın kendisine yakıştırmayı başarabiliyor. Kravitz, siyah gözlükleri, dar siyah pantolonu ve kulağındaki küpeleriyle tam bir rock star görünümündeydi, ama yumurta topuk ayakkabıları uzun süre konuşulacağa benzer…

4-Eşlik eden ekip: Bir konserin başarısında hayati derecede önem taşıyan bir nokta bu. Dünyaca ünlü sanatçılar, turnelerine her zaman usta müzisyenlerle çıkıyor. Kravitz’e sahnede, saksafon, trompet, davul ve gitarlarda çok yetenekli müzisyenler eşlik etti. Özellikle gitarist Craig Ross’un soloları olağanüstüydü.

Björk’ün konseri, gitaristin olmadığı ender konserlerden biriydi. Sahnede bir klavyeci, bir baterist ve trompet, saksafon ve trombon çalan 10 kişilik bir genç kız grubu vardı. Bu grup, değişik kıyafetleri ve boyalı yüzleriyle konserin çok renkli geçmesini sağladı. Fakat benim özel olarak adını anmak istediğim kişi, bilgisayarının başında elektronik seslerden sorumlu olan ünlü prodüktör Mark Bell. Elektronik müzik dünyasının en yetenekli isimlerinden olan Bell’e konser sırasında duyduğum o garip ama çok güzel sesler için müteşekkirim.

5-Dinleyicilerle iletişim: Hiç kuşkusuz Kravitz’in dinleyiciyle iletişimi mükemmeldi. Ülkemizin güzelliğinden söz etti, İstanbul’da olmaktan mutlu olduğunu söyledi. Herkese birlikte şarkı söyletti. Ayrılırken de en yakın zamanda yine gelmek istediğini belirterek kalplerde taht kurdu.

Björk ise, konser boyunca sadece iki kere “Merci”, bir kere “Thank You”, bir kere de “Thanks for tonight” dedi. Konser sonunda kimileri bundan yakınıp, Björk’ün İstanbul’daki hayranlarına yönelik hiçbir şey söylememesinin hayal kırıklığı yarattığından söz ediyordu. Ama o da onun tarzı…

6-Konser süresi: Lenny Kravitz, tam iki saat kaldı sahnede. Rock, funk, disco ve soul karışımı müziğiyle gerçekten çok zevkli bir konserdi. Björk’ün perfomansı toplam 1 saat 20 dakika sürdü. İzlanda’nın sıra dışı müzisyeni, çılgınlar gibi dans edip herkesi coşturdu.

7-Verilen mesaj: Kravitz, “Let Love Rule” adlı şarkısından önce kısa bir konuşma yaparak aşk ve barış mesajı verdi. İstenirse barışın sağlanabileceğini, bir gün bunun olacağını söyledi. Björk, konuşarak doğrudan bir mesaj vermediyse de, kanımca, konserin kapanışını yapan “Declare Independence” adlı şarkı, bu işlevi yerine getirdi. Björk, bu şarkıyı Şanghay konserinde Tibet’in özgürlüğü için söylemiş ve büyük tepkiye neden olmuştu. Bazılarının korktuğu gibi İstanbul’da böyle bir şey olmadı. Şarkının agresif sözleri ve çarpıcı müziğiyle konfeti yağmuru altında dinleyicilerle hep birlikte söylendiği anlar, konserin en güzel dakikalarıydı.

Sonuçta, birbirinden çok farklı müzik yapan, bambaşka iki sanatçının canlı performansıyla unutulmaz saatler yaşandı Boğaz kıyılarında. O unutulmazlığın yaratılmasında sıraladığım bu etkenlerdeki profesyonelliğin payı büyüktü mutlaka. Ama asıl etken, insanoğlunun en büyük başarılarından birisinin, müziğin gücüydü…

Written by zülalk

09 Ağustos 2008 at 21:08

Björk, Lenny Kravitz kategorisinde yayınlandı

>Aşkta Devrim Zamanı

leave a comment »

>

© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/23 Şubat 2008

Başlıktaki düşünce, Lenny Kravitz’e ait; aynı zamanda sanatçının yeni yayımlanan albümünün adı: “It Is Time For A Love Revolution”. Rock müziğin en karizmatik seslerinden birisi olan Kravitz’den bunu duymak, ilk anda çok garip gelmiyor insana. 1989’da ilk albümü “Let Love Rule”u yayımladığı günden bu yana aşk üzerine şarkılar söyledi Kravitz. Ama 43 yaşındaki bir erkek, böyle bir devrimin gerekliliğinden söz ediyorsa, herhalde bunu es geçmemek gerekir. Üstelik bunu söyleyen kişi, daha geçen ay verdiği röportajlarda, mükemmel kadını bulup evleninceye kadar cinsel yaşantısına ara verdiğini açıklamışsa… Nicole Kidman, Madonna, Penelope Cruz gibi sinema ve müzik dünyasının en güzel kadınlarıyla birlikte olmuşsa… Şimdiye kadar yaklaşık 30 milyon albümü satılan, dört Grammy ödüllü, zengin, genç ve başarılı bir müzisyense…

Durum böyle olunca denilebilir ki; Lenny Kravitz’in aşk meselesinden canı çok yanmış. Sanatçının kendisi buna başka bir açıklama getiriyor ve onun yaşında artık kadınların yalnızca bedenleriyle değil, akıl ve ruhlarıyla da öne çıktıklarını, son üç yıldır cinsel yaşantısına ara verdiğini ve evlenene kadar da bu sözünü tutacağını söylüyor. Bunların işin magazin tarafı olduğunu düşünenler olabilir ama albüme ilham kaynağı olan atmosferi yaratması açısından ilginç bir bilgi.

70’LERİN KLASİK ROCK’I İLE FUNK’IN BİLEŞİMİ

Lenny Kravitz, 19 yıl önce ilk albümünü yayımladığında, en büyük esin kaynakları olan Rolling Stones, Led Zeppelin, The Beatles, Aerosmith, Prince ve James Brown’un etkisiyle, 70’lerin rock sounduyla funk’ı harmanlamış ve başarılı bir çıkış yapmıştı. Sanatçı, aradan geçen yıllar içinde, bu esin kaynaklarının izinden ayrılmadı; rock, funk, reggae, soul, psychedelic, folk ve baladları bir araya getiren tarzıyla yoluna devam etti. 2004 tarihli bir önceki albümü “Baptism”in sanatçının hayranlarından pek de olumlu eleştiriler almaması, Kravitz’i o çok iyi becerdiği ve kendini artık kanıtladığı rotaya dönmeye itmiş olmalı. Yeni albümde, yine klasik rock ile funk, Kravitz’in retro tarzıyla bir arada. Öyle ki, albümü dinlerken sanki 70’lerden kalma şarkıları dinliyor gibi oluyor, nostaljik duygulara kapılıyorsunuz. (Bana, özellikle Deep Purple ve Led Zeppelin’i anımsattı.) Albüm herhangi bir yenilik getirmiyor; gitar ağırlıklı, psychedelic tınıların ve funk ritimlerin dikkat çektiği, klasik rock severleri memnun edebilecek bir çalışma.

Albümün açılış parçası, “Love Revolution”da “Aşkta devrim zamanı/ Yeni bir oluşum zamanı” diyor Kravitz. Albüm aşk şarkılarıyla dolu olsa da, röportajlarını okuduğunuzda, sanatçının dünyanın gidişatından hoşnut olmadığı da seziliyor. Lenny Kravitz, herşeyin sevgiyle başladığını belirtiyor, ama bu devrim isteğini yalnız aşkın sınırları içinde tutmayarak şunu da ekliyor: Dünya bugün yönetildiği gibi yönetilmeye devam ederse, hiçbir gelişme olmayacak. Haksız mı Lenny Kravitz?

Şarkı sözlerinde aşk sorunlarının yanı sıra, dünya meselelerine ilişkin bazı yorumlar da yapıyor sanatçı. Amerika’nın Irak politikasına dokunduran “Back In Vietnam” ve materyalist dünyayı kınayıp, asıl ihtiyacımızın sevgi olduğunu haykıran “Love Love Love” gibi.

Alışılmadık bir şekilde hızlı ritimli bir aşk şarkısı olan “Will You Marry Me”de Kravitz’in üzerindeki James Brown etkisi açıkça ortaya çıkıyor. “This Moment Is All There Is”de Prince’i; “A New Door” ve etkileyici melodisiyle dikkat çeken “Good Morning”de ise The Beatles’ı hissedebilirsiniz. Led Zeppelin’i hatırlatan blues-rock türündeki “Bring It On”, albümün en güzel şarkılarından birisi. Sanatçıya bu şarkıda, efsanevi Hintli müzisyen Ravi Shankar’ın kızı Anoushka Shankar sitarıyla eşlik ediyor. Birisi, “I Love the Rain”deki gitarların, “Baby I’m Gonna Leave You”daki Jimmy Page’i anımsattığını söyleyecek olursa, ağzım açık kalmaz ama buna içim elvermez… Sonuçta Lenny Kravitz, albümlerindeki bütün enstrümanları kendi çalıyor olsa da, Jimmy Page’in ustalığından uzak…

KRAVITZ, TEMMUZ’DA İLK KEZ TÜRKİYE’DE

Yazıyı, Lenny Kravitz hayranları için bir müjde ile noktalayalım. Ünlü sanatçı, “Love Revolution” adlı turnesi kapsamında bu yaz ülkemizde de bir konser verecek. İstanbul Kuruçeşme Arena, 30 Temmuz akşamı Kravitz’in Türkiye’deki ilk konserine sahne olacak. Önceden alınacak avantajlı bilet fiyatlarının ücreti 85 YTL olarak açıklandı; konser günü yaklaştıkça bu fiyatın artacağı belli. Gelmiş geçmiş en büyük 100 hard rock sanatçısı arasında sayılan Lenny Kravitz’i izlemek için bilet alabilecek kadar şanslı olanlara duyurulur.

Written by zülalk

24 Şubat 2008 at 18:42

Lenny Kravitz kategorisinde yayınlandı