Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Moderat’ Category

>2009’da Dünyada Müziğe Genel Bir Bakış

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/21 Aralık 2009

Yılın en önemli müzik olayı, kuşkusuz Pop Müziğin Kralı Michael Jackson’ın ölümüydü. 50 yaşındaki yıldızın, yeni bir konser serisine hazırlandığı sırada, hiç beklenmedik bir anda gelen ölüm haberi, dünyada şok etkisi yarattı.

Los Angeles’ta düzenlenen cenaze töreni, aynı anda tüm dünya televizyonlarından izlendi. Jackson’ın yeni single’ını da içeren “This Is It” adlı albümü, satış listelerine 1 numaradan girdi ve ilk bir ayda tüm dünyada 3 milyon kopya sattı.

***

Pop müzikte, her zaman olduğu gibi, bu yıl da skandallar gündemdeydi. Yılın en çok konuşulan ismi, 5 dalda Grammy’ye aday gösterilen Lady GaGa’ydı. Amerikalı şarkıcı, Billboard listelerinden inmeyen şarkıları, sıra dışı kıyafetleri ve eşcinsel hakları için yaptığı öncülükle dikkat çekiyor. Daha çok korku filmlerinden fırlamış bir karakteri andırsa da, kalıplaşmış güzelliği reddeden farklı bir anlayışı pop dünyasına sokmaya çalışıyor. Ancak sonuçta, müzikten çok modayla ilgili gözüküyor ve görüntüsü müziğin önüne geçiyor…

Beyonce, Carrie Underwood, Taylor Swift, Rihanna, Lily Allen, Kelly Clarkson, Katy Perry, Kanye West, 50 Cent ve Black Eyed Peas, 2009’da popüler müzikte en çok öne çıkanlardı. Bütün ödülleri onlar paylaştı, ana akım medya sürekli onları yazdı. Ama bana sorarsanız, bu kadar ilgiyi hak eden şey müzikleri değildi…

Britney Spears, beş yıl aradan sonra turneye çıktı ve üçlü cinsel ilişkiyi anlatan şarkısıyla listelerin tepesine oturdu. Madonna, dünya turnesine devam etti. O da cinsellik yüklü sahne performansı ve videolarıyla gündemde kaldı.

Sonuçta, satışı artırdığı için, bu yıl da pop müziğe bolca cinsellik enjekte edildi. Bu işi abartanlardan birisi de, Shakira’ydı. İngilizce albümü “She Wolf”a ilgiyi çekmek için yine cinselliği kullandı. Ancak özgünlüğünü yitiren müziğiyle bir tür Beyonce taklidi olup çıktı…

Fakat sadece sesiyle başarılı olan birisi vardı: Fiziksel açıdan hiç de çekici olmayan 47 yaşındaki Susan Boyle, yetenek yarışması “Britain’s Got Talent”taki performansıyla herkesi etkiledi. İlk albümü “I Dreamed a Dream”, dünyada satış rekorları kırdı. Bana göre, müzikte yılın en çarpıcı gelişmelerinden birisi buydu.

2009’un en iyi çıkış yapan grubu ise, İngiliz elektro pop ikilisi La Roux oldu.

***

Rock müzikte, U2, yeni albümü “No Line On the Horizon” ve 360 derece adlı turnesiyle ilgi odağıydı. Son teknolojinin kullanıldığı sahne tasarımı, dinleyicileri mest etti; ama grup, neden olduğu aşırı karbon salımı yüzünden çevrecilerin eleştirilerine hedef oldu.

The Beatles’ın bütün kataloğunun hem analog hem de stereo versiyonlarının dijital ortamda yeniden düzenlenilerek yayımlanışı, koleksiyoncular için büyük bir olaydı.

Yılın en sansasyonel video klibini “Pussy” adlı şarkısı için Alman endüstriyel metal grubu Rammstein yaptı. Grup üyelerinin de tamamen çıplak gözüktüğü klip, porno olarak değerlendirildi.

2009’un en başarılı rock grubu, kanımca, “Primary Colours” adlı albümüyle The Horrors’dı. Yılın en iyi albümleri, bu yıl da alternatif ve deneysel müzik alanından çıktı. Bu alanda en başarılı bulduğum ilk 10 albümü, Piano Magic, The Veils, Patrick Watson, Moby, Fever Ray, Wild Beasts, Memory Tapes, Moderat, Twinkranes ve Fuck Buttons yaptı.

***

Caz’da en iyi çıkışı yapan sanatçı, İstanbul Caz Festivali’ne de katılan Melody Gardot’ydu. Genç müzisyen, “My One and Only Thrill” adlı albümüyle büyük beğeni topladı. Yılın en dikkat çeken caz albümleriyse, Vijay Iyer Trio’dan “Historicity”, Allen Toussaint’den “The Bright Mississipi” ve Ran Blake’den “Driftwoods” oldu.

DİJİTAL TEKNOLOJİ VE MÜZİK

Gelişen teknoloji, 2009’da müzik dinleme ve paylaşma yöntemlerini de etkiledi. CD formatı can çekişirken, müzik mağazaları birer birer kapandı, onların yerine MP3 siteleri hızla çoğaldı. Plak şirketleri, yasadışı paylaşım siteleriyle mücadeleyi sürdürürken, gruplar artık albüm yerine sadece single yayımlayacaklarını duyurmaya başladı.

iTunes’dan bu yana en devrimci sistem olarak nitelenen Spotify modeli, Avrupa’da kullanıma girdi. 2010’da Amerika’da da faaliyete geçecek sistemin, iTunes’un sonunu getireceği konuşulurken, Apple firması, kullanıcıların internet üzerinden sahip oldukları müziği dinlemelerine olanak veren Lala’yı satın aldı.

>Elektronik Müzikten Seçmeler

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/28 Kasım 2009

Bugün elektronik müzik dünyasına dalacağım.

Kim ne derse desin, bu türde birbirinden ilginç çalışmalar yapılıyor. Nedense Türkiye’de elektronik müziğe karşı küçümseyici bir yaklaşım söz konusudur. Rock müziğe olan sevgisini elektronik müziğe duyduğu nefretle açıklamayı tercih eden çok insan tanıyorum…

Oysa bana göre, iyi müzik akustik de olabilir elektronik de… Yapılış yöntemine değil, kulaklarınızın duyduğuna ve ruhunuzun hissettiğinize odaklanırsanız, hangi türde olursa olsun iyi müzik dinlemenin önünde bir engel yoktur…

MODERAT-MODERAT

2009’un en iyi elektronik müzik albümlerinden birini Moderat yaptı. Berlinli ikili Modeselektor ile Apparat diye bilinen Sascha Ring’in birleşmesinden oluşan bu üçlü, aslında 7 yıl kadar önce bir albüm denemesinde bulunmuş ama ortaya çıkan sonuç pek tatmin edici olmamıştı.

Çünkü Modeselektor’un müziğinde, IDM, hip-hop ve yoğun bas kullanımı dikkat çekiyor. Apparat ise, son yıllarda daha beat ağırlıklı müziğe yönelmesine karşın, duygu yüklü elektro pop ve ambient tarzının ustası.

Moderat üçlüsü bir şekilde bu yıl tekrar bir araya geldi ve yeni bir albüm ortaya çıktı. Bana göre, albümdeki “Rusty Nails”, yılın en iyi elektronik müzik parçası. Apparat’ın “Walls” adlı albümündeki şarkılara benziyor; ama bu şarkının farklılığı, Sascha Ring’in Thom Yorke’vari vokalini dubstep ritimleriyle mükemmel bir uyumla buluşturması.

TWINKRANES-SPEKTRUMTHEATRESNAKES

Dublin’de yaşayan üç müzisyenin kurduğu Twinkranes, son dönemde beni en çok heyecanlandıran gruplardan birisi. Dans müziğini enstrümanlarla canlı çalıp, işin içine dinamik rock soundunu da katan gruplardan hoşlanıyorsanız, Twinkranes’in bu garip isimli albümünü mutlaka dinleyin.

Grup elemanları, yaptıkları müzik üzerinde etkili olan isimleri Happy Mondays, Roxy Music, Brian Eno ve Cluster olarak sıralıyor. Bu bile onlara kayıtsız kalmamak için başlı başına bir neden…

Krautrock, psychedelic rock ve etkili bir synth kullanımını birleştirerek, Holy Fuck‘ı anımsatan müthiş bir sound yaratmış Twinkranes. Myspace’e girip şarkılarını dinleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

DEADMAU5-FOR LACK OF A BETTER NAME

Son dönemde elektronik müziğin en parlak isimlerinden birisi Deadmau5. Asıl adı Joel Zimmerman olan bu Kanadalı genç DJ/prodüktör, yeni albümü “For Lack of a Better Name“i kısa bir süre önce yayınladı.

Armin Van Buuren, Tiesto, Pete Tong gibi önemli DJ ve prodüktörlerin beğeniyle söz ettiği Deadmau5, bu yıl da, İngiliz müzik dergisi DJ’in okuyucuları tarafından “En İyi 100 DJ” anketinde 6. seçildi.

Deadmau5’un çok iyi bir albüm yapacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yoktu. Ama bu ikinci albüm beklentilerin de üzerine çıktı.

“For Lack of a Better Name”, özellikle gotik elektro, drum & bass ve minimal trance türüne getirdiği yaratıcılıkla dikkat çekiyor. Uzun zamandır bu türde dinlediğim en iyi çalışma olduğunu söyleyebilirim. Fikir edinmek isterseniz, http://www.myspace.com/Deadmau5 adresine girip şarkılardan bazılarını dinleyebilirsiniz. Benim favorim “The 16th Hour”.

KRAFTWERK-THE MIX

Elektronik müziğin en büyük, en saygın gruplarından Kraftwerk’ün “The Mix” adlı albümü yeniden düzenlenmiş haliyle yayımladı.

Orijinali 1991’de çıkan The Mix, elektronik müzik dinleyicileri için paha biçilmez bir albümdü. Çünkü içinde Kraftwerk’ün o güne kadar yaptığı albümlerinde (74 tarihli Auobahn ile 86 tarihli Electric Cafe arasındaki dönem) yer alan en sevilen şarkıları vardı. Bu parçalar, grup, stüdyosunda analog teknolojiden dijitale geçtiği sırada yeniden kayıt edilmişti.

The Mix 2009’un farkı ise, orijinal albümdeki şarkıların 2000’lerin teknolojisiyle dijital olarak yeniden düzenlenmiş versiyonlarını içermesi. Kanımca, albüm Kraftwerk tarafından yeniden remikslenip yayımlansaydı çok daha ilginç olabilirdi…

Yine de bu yeni versiyon, orijinaline sahip olmayanlar için çok iyi bir fırsat. Dinledikçe hayranlığı daha da artıyor insanın; 1970’lerde zamanın çok ötesine geçen böyle bir müziği nasıl yapabilmiş Kraftwerk?

Written by zülalk

29 Kasım 2009 at 18:03