Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘New York’ Category

>New York Sıcağında Bunalanlara Alternatif Mekan: Kütüphaneler

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 2002

Anlama yeteneğimizi bloke eden, gözlerimizi karartıp tansiyonumuzu fırlatan aşırı sıcak ve nemli havaya karşı uzmanların önerileri, doğal olarak dünyanın her yerinde aynı.

Bütün bu bilimsel önerilerin yanı sıra, eğer New York’ta yaşıyorsanız köklü bir çözüm daha var: Kütüphaneler.

Neden benim ülkemde böylesine mükemmel kütüphaneler yok?” sorusunu birçok yabancının aklında döndürüp dolaştıran ve insanı derin bir kıskançlığa sevk eden kütüphaneler…

Plajda sıcağın altında bütün gün yatıp soğuk bir şeyler içerek serinlemeye çalışanların aldığı zevkten daha fazlasını öneriyor New York kütüphaneleri. İçeri adımınızı attığınız anda sizi karşılayan serinlik, gözünüzü açıp beyninizi onarıyor.

Bir iki adım sonra karşınızda sergi salonu…

İçerde bilmediğiniz ve ilk kez göreceğiniz neler var? Gezmeden bilemezsiniz.

Karikatürler, eski yazma teknikleri, gravürler…

Kütüphanenin bahçesinde biraz oturmak isterseniz, güzel bir kafeterya var. Üstelik fiyatlar turistik değil, oldukça ucuz.

İç mekanda raflar dolusu kitapsa, engin bir dünya sunuyor.

Okuma salonu, tam bir kitapsever mabedi; sessiz, serin ve alabildiğine büyük!

New York kütüphanelerinin mimarisi de oldukça ilginç. Yüksek tavanlar ferahlık duygusu yaratıyor. Aydınlatma gözün konforuna uygun tasarlanmış, tasarruflu olsun diye resmi dairelerde kullanılan floresan ışığının verdiği rahatsızlığı hissetmiyorsunuz.

Her masada kendi kendinize araştırma yapabilmenizi sağlayan bilgisayarlar var. Tarama yapmak için sıra beklemiyorsunuz.

New York’ta ücretsiz internete bağlanma olanağı veren yerlerden birisi de bu kütüphaneler. Bunun için hazırlanmış bir listeye adınızı yazmanız yeterli.

Raflar dolusu kitabın çekiciliği karşısında etkilenmemek olanaklı değil. Yılın en sıcak gününde bir çocuğa bütün dondurma çeşitlerini önermek gibi bir şey bu! İstediği kadar yiyebilir, üstelik ücretsiz!

Yukarı kata çıkıyorsunuz; etraf çok sessiz. Mikrofilm odasına girip araştırma yapabilirsiniz. Çeşitli kategorilere ayrılmış binlerce yayın var emrinizde.

Bir başka odada video kasetler ve DVD’ler var. Oldukça yeni filmleri hiçbir ücret ödemeden izlemeniz mümkün.

Bir kat daha yukarı çıkıyorsunuz; kütüphaneye gelir sağlamak üzere çeşitli hediyelik eşyanın satıldığı bir mağaza var.

Öylesine ilginç ve güzel eşyalar satıyorlar ki, dolaşmak epeyce vakit alıyor.

***

Peki kütüphane çalışanları neden bu kadar kibar? Acaba devlet çok mu para ödüyor onlara?

Ah, ülkemin kütüphanecileri… Kütüphanecilik benim ülkemde neden en az tercih edilen mesleklerden birisi?.. Niye üniversite giriş sınavlarında açıkta kalmamak ya da askerlikten kaçmak için işaretlenen bir seçenek?..

Kütüphanede çalışmak zevkli olamaz mı?

Öğretmenlerle kütüphanecilerin kaderi aynı. Karşılığında alabileceğiniz maddi kazanç miktarının, mesleğimizin saygınlığını belirleyen tek etken oluşuna neden şaşırıyoruz ki? Materyalist dünyanın kuralları işliyor durmadan…

New York kütüphaneleriyle ilgili bir gözlemim de şu: Sabah kapılar açılmadan önce mutlaka sıra oluyor; içeri girmek isteyenlerin oluşturduğu sıra… Bir parçası olmaktan mutluluk duyacağınız sıra…

Ziyaretçilerin yaş aralığı ise çok geniş. Gençlerin ve yaşlıların vakit geçirdikleri ortak bir mekan burası!

New York kütüphaneleri hayran olunacak kadar interaktif. Şiir okuma günleri, çocuklar için masal okuma seansları, anadili İngilizce olmayanlar için yoğunlaştırılmış dil kursları, tartışma grupları, film izleme ve yorumlama grupları, bilgisayar eğitim sınıfları, bu interaktif çalışmalardan bazıları…

Kurslar ücretsiz ve herhangi bir alanda deneyimi olan uzmanların eğitimci olarak katılımına açık.

Çocuğunuzun okul sonrası gidecek yeri mi yok? Bunun için ayrıca para harcayıp özel kurslara ödeme yapmanıza gerek yok. Kütüphanelerde okul sonrası yaratıcı aktiviteler yapılıyor.

Okuyucudan beklenen yalnızca ilgi. Ama beklediğinin de fazlasını alıyor New York kütüphaneleri. Okuduğu kitapları ve diğer materyalleri bağışlamak için gelenler hiç eksik olmuyor.

Otobüste ya da metroda okuyanların ellerindeki kitaplara baktığınızda, “The New York Public Library” damgasını görüyorsunuz sürekli…

Kütüphaneye gidip düzenli olarak kitap alma ve okuma, New Yorklu’nun günlük alışkanlığı, hayatın vazgeçilmezlerinden birisi. Markete gidip alışveriş yapmak ya da çamaşır yıkamak gibi…

Toplum yaşamıyla bütünleşen kütüphane bir hayal değil. New York kütüphaneleri, böyle bir örneği kendi ülkesinde görmeyenleri büyüleyecek cinsten birer kurum…

***

Dışarda serin bir gün mü yaşanıyor ya da hava dayanamayacağınız kadar soğuk mu?

Fazla paranız da yok…

Buyrun New York kütüphanelerine! İçerde derin ve konforlu bir dünya var!

Not: Bu yazı, Remzi Kitabevi’nden çıkan “New York’u Yaşamak” adlı kitabımda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Written by zülalk

12 Temmuz 2002 at 11:25

kütüphane, New York kategorisinde yayınlandı