Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Nigel Kennedy’ Category

>Vitrindeki Abümler 18:

with 2 comments

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 9 Mayıs 2010

The NIGEL KENNEDY QUINTET-Shhh! (EMI Records)

Günümüzün yetenekli keman sanatçılarından Nigel Kennedy’nin yeni albümü, yılın güzel sürprizlerinden birisi oldu.

Kennedy, bu son çalışmasını geçen aralık ayındaki İstanbul konserinde kendisine eşlik eden Polonyalı beş müzisyenle kaydetmiş.

Sanatçının klasik müziğin yerleşik kalıplarına karşı çıkan tavrı, bu albümde de öne çıkıyor. Yine türü tam olarak açıklanamayan ama kabaca “elektronik caz” denilen bir tarzı var albümün.

Nigel Kennedy, kariyeri boyunca hep sıra dışı çalışmalar yaptığı için müziğindeki sürprizlere fazla şaşırmamak gerek. Ancak yine de yeni albümde şaşırtıcı iki özellik var.

Birincisi, Kennedy’nin yapımcılığı heavy metal müziğin en büyük gruplarından Motörhead’in vokalisti Lemmy’nin oğlu Paul Inder ile paylaşmış olması. Böylece, kendisine yakıştırılan “punk kemancı” ünvanını hak ettiğini bir kez daha kanıtlamış Kennedy.

İkincisi de, “River Man” adlı parçada vokali ünlü pop şarkıcısı Boy George’un üstlenmesi.

Nick Drake‘in bu muhteşem şarkısında Boy George’la çalışması bile Kennedy’nin yaratıcılığını gösteriyor. Ama Boy George da öyle dokunaklı yorumlamış ki, albümün en gözde şarkısı olmuş “River Man”.

Diğer altı parçanın hepsi Kennedy’nin kendi bestesi. Kimi zaman duygulu kimi zaman neşeli ama genellikle albümün adına da uyum sağlayacak şekilde sakin anları yansıtan bir albüm “Shhh!”.

Bunun tek istisnası, 10 dakikalık kapanış parçası “Oy!”. Kennedy’nin elektro kemanının titreşimleri, bu parçada etkileyici bir funk rock havası yaratmış.

Nigel Kennedy Beşlisi, albümde bir türden diğerine geçerek, 52 dakikalık bir müzikal yolculuğa çıkarıyor dinleyiciyi. İlginç ve heyecan verici bir yolculuk bu!

Albümdeki parçalar hakkında fikir edinmek isterseniz The Nigel Kennedy Quintet’in internet sitesinde “media” bölümünü ziyaret edin.

Albüm için özel olarak tasarlanan site gerçekten çok hoş. Media bölümünde Nigel Kennedy ile albüm hakkında yapılmış bir röportajın videosu da var. “Shhh!”ın ortaya çıkış öyküsünü ünlü kemancının kendi ağzından dinlemek isteyenler, bu videoyu kaçırmasın.

_

Reklamlar

Written by zülalk

09 Mayıs 2010 at 11:05

Boy George, Nick Drake, Nigel Kennedy kategorisinde yayınlandı

>Nigel Kennedy, Babylon’u yaktı

with 2 comments

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/12 Aralık 2009

Çarşamba akşamı Jimi Hendrix Babylon’daydı; müziğiyle, ruhuyla… Nigel Kennedy Quintet, ünlü gitaristin eserlerini yorumlarken, Kennedy’nin elektro kemanından çıkan her nota, Hendrix’in ruhunu getirdi Babylon’a…

Vokalsiz ve farklı bir formda çalınıyor olsa da, o geceki müziğin içinde ana unsurdu Hendrix. Herhalde böyle etkileyici bir performansı duymuş olsa, o da gururlanır, mutlu olurdu…

Babylon’un en kalabalık gecelerinden biri yaşandı o gün. Saat 21.30’da başlayacak konser için içeri adım attığımızda, giriş katının tamamen masalı oturma düzenine ayrıldığını gördük. Yukarıya çıktık; orada da ön kısımlara masalar yerleştirilmişti.

Barın kenarında bir yerde durup beklemeye başladık. Önümüzden birbirini iterek ilerleyen kalabalığın içinde birden Nigel Kennedy’yi gördük. O da elinde birasıyla alt kata inip sahneye ulaşmaya çalışıyordu.

Bize bakıp, çok cana yakın bir şekilde, “Merhaba, nasılsınız?” deyince, konsere birlikte gittiğim arkadaşım, “Ben plak şirketiniz EMI’dan Arzu,” diyerek kendini tanıttı. Nigel Kennedy’nin “It’s fucking lovely to meet you here!” şeklinde ifade ettiği sevinci görülmeye değerdi.

SEMPATİK TAVIRLI, BOL ESPRİLİ BİR PERFORMANS

Herkes yerini bulunca, saat tam 21:55’de başladı konser. Nigel Kennedy ve kendisine eşlik eden dört müzisyen, Hendrix’in “Fire” adlı parçasıyla öyle bir giriş yaptı ki, müthiş bir gece yaşanacağı belliydi.

Müziğin titreşimlerinden yansıyan gücün, yalnızca mekânın zeminini değil, dinleyicinin ruhunu da sarstığı performanslar vardır; onlardan biriydi tanık olduğumuz. Tam 15 dakika sürdü “Fire”…

Dinleyici ile müzisyenler arasındaki sıcak etkileşim, daha o ilk parçada kuruldu. Nigel Kennedy’nin sahnedeki sempatik tavırlarının da büyük etkisi var bunda. Bol bol espri yapıyor, bir yandan birasını içerken bir yandan dinleyicilerle konuşuyor, kimisine adını sorup “Bu en sevdiğim isim. Bu şarkı sizin için,” diyor, kimisine elindeki yayı verip kemanı çaldırıyor…

Klasik müzik konserlerine hakim olan ciddi havadan eser yok sahnede. Zaten dinlediğimiz de sıra dışı bir yorum; klasik müzikle rock ve cazı bir araya getiren çok özgün bir performans.

KAPANIŞ DUKE ELLINGTON’LA

“Fire”la salonu adeta ateşe veren Kennedy ve ekibi, ardından “Little Wing”le melankolizmin doruklarına çıktı. Burada Polonyalı gitarist Jarek Smietana’nın rolünü de vurgulamak gerek. Smietana, gece boyunca elektro gitarla yaptığı mükemmel sololarla, özellikle “Purple Haze”de herkesi büyüledi.

Third Stone from the Sun”da gruba bir kişi daha eklendi. Kennedy’nin “Pek yakışıklı olmasa da çok iyi bir saksofoncu,” diye takıldığı bir diğer Polonyalı sanatçı Tomasz Grzegorski geldi sahneye. Gecenin en caz havasında çalınan Hendrix parçası da buydu.

Drifting” ve arkasından olağanüstü bir “1983… (A Merman I Should Return To Be)” yorumu vardı sırada. Smietana’nın cam bir bardağı gitarın tellerine dokundurup çalışı ilginç anlardandı.

O akşam, sürpriz yapıp sadece Hendrix çalmadı Nigel Kennedy. Gecenin kapanışını, Duke Ellington’la yaptı. Alkışlarla sahneye gelip yine Ellington çaldı. Aralıksız 2.5 saati geçen performans sonunda, dinleyicilerin yüzünde hayranlık, onun yüzünde mutluluk ifadesi vardı…

Written by zülalk

12 Aralık 2009 at 20:15

Jimi Hendrix, Nigel Kennedy kategorisinde yayınlandı

>Punk kemancı, Hendrix’i anıyor

with one comment

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/6 Aralık 2009

Klasik müzik dünyasının albümleri milyonlar satan asi ruhlu punk çocuğu” İstanbul’a geliyor! Tırnak işareti içindeki tanım, konseri düzenleyen Pozitif’e ait. Bu ifadeyi özellikle yazının ilk cümlesine yerleştirdim. Çünkü günümüzde bu tanımlamaya uyabilecek tek bir müzisyen var; buna dikkat çekmek istedim.

Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla klasik müziğin yerleşmiş kurallarına başkaldıran o sanatçı, elbette Nigel Kennedy. Babylon, 9,10 ve 11 Aralık’ta, üç gece boyunca İngiliz kemancıyı ağırlayacak.

Klasik müziğin en ilginç figürlerinden birisi Kennedy. Vivaldi‘nin The Four Seasons adlı eserine getirdiği yorumla tarihin en çok satan klasik müzik albümünü yaptı. Yeteneğiyle alkışları toplarken, aynı zamanda iddialı sözleri, farklı sahne giysileri ve punk tarzı saçıyla da dikkat çekiyor.

Ünlü müzisyen, İstanbul’a bu defa “Jimi Hendrix Experience” adlı özel bir programla geliyor. Nigel Kennedy Ouintet, gelmiş geçmiş en büyük rock gitaristi Jimi Hendrix’e adadığı bu projede onun klasiklerini yorumlayacak.

Kanımca, Babylon konserleri, hem klasik müzik hem de rock dinleyicileri için kaçırılmayacak bir fırsat. Ama bu görüşüme katılmayanlar da olabilir… Kennedy’nin 1999 tarihli “The Kennedy Experience” adlı albümüne gösterilen tepkileri hatırlıyorum; epey gürültü kopmuştu o tarihte…

O albümde, Hendrix’in şarkılarını klasik müziğe uyarlamıştı Kennedy. Orijinalinde gitar, davul ve bas üçlüsüyle çalınan parçaları, sekiz kişilik bir oda orkestrasıyla kaydetmişti.

Hendrix klasikleri, “Third Stone from the Sun”, “Little Wing”, “1983…(A Merman I Should Return To Be)”, “Drifting”, “Fire” ve “Purple Gaze”, Kennedy’nin yorumuyla tamamen değişmişti. Örneğin, açılış parçası “Third Stone from the Sun”, doğaçlamalarla uzatılınca 14 dakikaya çıkmıştı.

Müzik otoritelerinin bir kısmı, bu duruma ciddi tepki gösterdi. Hendrix’in şarkılarının klasik müziğe uyarlanamayacağını söyleyenler de oldu, albümü absürd ve dinlenemez bulanlar da…

EN İYİ YANITI KENDİSİ VERDİ

Bazıları da, bu tür eleştirileri yapanları tutucu ve dar kafalı olmakla suçladı. O tartışma, aradan geçen 10 yılda yatışmış gözükse de, konu ne zaman açılsa, hâlâ birbirine taban tabana zıt bu iki görüşü duyarsınız.

Bana göre, gelen tepkilere en iyi yanıtı, Kennedy’nin kendisi verdi. Hendrix’i de Bach kadar iyi bildiğini, onun kadar mükemmel bir müzisyeni aynen kopyalamayı anlamsız bulduğunu ve müziği orijinal yapan unsurun entegrasyon olduğunu söyledi.

COVER TARTIŞMASI

Kennedy’ye göre Hendrix’in yaptığı da buydu: Çok farklı müzikal etkilere açıktı Hendrix ve onların hepsini kendine özgü bir şekilde bütünleştiriyordu. Onun müziğini çekebileceğiniz çok sayıda farklı yön olması da bundandı…

Aslında bu konu, müzikte “cover” yapılması, yani ünlü şarkıların yeniden yorumlanması çerçevesinde hep tartışılır. Ben bu tartışmada Kennedy’nin tarafındayım. Hendrix projesini yaratıcı buluyorum. Jimi Hendrix’in dehasının Kennedy gibi olağanüstü bir yetenekle buluşması bile başlı başına bir olaydır…

9 yıl önce Aya İrini’de dinleme olanağı bulmuştum ünlü kemancıyı. Ama doğrusu, Babylon’daki konser için de farklı bir heyecan duyuyorum. Çünkü dinleyiciyle sanatçının yoğun bir etkileşimi paylaşabildiği o salonda Nigel Kennedy’yi dinlemek ayrı bir keyif!

Written by zülalk

06 Aralık 2009 at 19:22

Jimi Hendrix, Johann Sebastian Bach, Nigel Kennedy kategorisinde yayınlandı