Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Stuart A. Staples’ Category

>Dinleyici konuştu, Tindersticks sustu…

with 2 comments

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 22 Eylül 2010

Pazartesi akşamı İstanbul’un gözde konser mekanlarından Babylon’un sezon açılış konseri vardı. İngiliz alternatif rock grubu Tindersticks’i dinlemek üzere asma katın en önünde yerimi aldım. Konser yarım saat gecikmeli olarak başladığında salon tamamen doluydu.

Ancak konserlerdeki doluluk, ülkemizde insanların müzik dinlemeye geldiği anlamını taşımıyor. Geliyorlar, çünkü “Ben de oradaydım” demek istiyorlar; ya davetiyeleri var, bilet için para harcamamışlar ya da orada arkadaşlarını görüp sosyalleşmek istiyorlar.

Ne yazık ki Türkiye’de konser dinleyicisinden çok konser izleyicisi var. Sahneye baksa da konuşmaya devam eden, 1.5 saat susup müziğe kulak veremeyen, dünya çapında müzisyenlere kendilerini kötü bir yemekli gazinoda çalıyormuş gibi hissettiren bir kitle bu…

O kitlenin bir bölümü, o akşam Babylon’da da vardı. Onlar sürekli konuşup müziği bastırınca, grup konsantrasyon zorluğundan “Factory Girls” adlı yeni şarkıya defalarca giriş yapamayıp çalmaktan vazgeçti. Birileri konuşmayı kesmediği için, bizler de Tindersticks’in bugüne kadar yaptığı en güzel şarkılardan birisini canlı dinleme mutluluğunu yaşayamadık!

Ve sonunda vokalist Stuart Staples, o muhteşem bariton sesiyle şu uyarıyı yaptı: “Bizim için zor bir gece oluyor. Bazıları bilet alıp konsere gelir ve dinler, bazılarıysa dinlemez. Bu bir utanç. Duyarlılığınız için teşekkür ederiz…”

TERAPİ GİBİ KONSER

Gelelim Tindersticks’in performansına… Grup, yedi kişilik bir ekiple, sahneye saat 11’de çıktı ve başladı “Falling Down a Mountain”i çalmaya…

Perküsyon ve saksofonun estirdiği caz havasıyla ısınmışken, ardından yine son albümden “Keep You Beautiful” geldi. Bilinen depresif Tindersticks baladlarına göre hafif bir melankoli içeren bu iki şarkıyla giriş yapsalar da, hüzne geçişleri fazla uzun sürmedi. “Sometimes It Hurts” ve “Marbles”dan sonra, “Raindrops”la yitip giden aşkın peşine düştüler…

Çello ve akustik gitarın eşlik ettiği “She’s Gone”, kaybolan sevginin üzüntüsünü yansıttı. Zaman zaman Latin esintili “She Rode Me Down” gibi parçalarla tempo tutup hareketlendik. Ama hemen sonrasında, biten bir ilişkinin arkasından “Can We Start Again?” diye soran Staples’ın etkileyici yorumuyla çarpıldık.

Kapanışta son albümden indie-pop esintili “Harmony Around My Table”a alkışlarla tempo tuttuk. Grup sahneden ayrıldığında, konser sırasında dinleyicilerin saygısız tavrını düşününce, bis için geri geleceklerinden umutlu değildim. Ama ısrarlı alkışlar sonucunda geldiler ve “Before You Close Your Eyes” ve “No Man in the World” ile konsere noktayı koydular.

Gece 1’e doğru Babylon’dan çıkarken “Terapi gibi konserdi” diye geçirdim içimden. Sokaktaki itişmeden, ülkedeki kavgadan uzak, müzikle dolu birkaç saat yaşamıştık.

Aslında konser boyunca ayrılıktan, yalnızlıktan, ulaşılamayan aşktan söz eden şarkılar dinlemiştik. “Böyle terapi mi olur?” diyebilirsiniz… Ama bunu demeden önce, Tindersticks’in içtenliğini hissetmeli, yeteneğine tanık olmalı, Staples’ın olağanüstü güzellikteki sesini duymalı ve hüznün nasıl asil bir şekilde anlatılabileceğini dinlemelisiniz.

O zaman bunu sormayacağınıza eminim…

Reklamlar

Written by zülalk

23 Eylül 2010 at 02:06

Stuart A. Staples, Tindersticks kategorisinde yayınlandı

>26 Ocak’ta Hangi Konsere Gideceksiniz?

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/20 Ocak 2007

Karar vermekte zorlandığınız ama bu durumdan hoşlandığınız anlar var mıdır? “İnsan bundan neden hoşlanır ki?” diye düşünebilirsiniz. Fakat söz konusu kararı zorlaştıran neden eğer seçenek çokluğu ise, bu bir açıdan sevindirici bir durum olarak da görülebilir. İşte 26 Ocak günü İstanbul’da yaşayan müzikseverler için böyle bir gün olabilir. Çünkü aynı saatlerde hem Gotan Project hem de Stuart A. Staples konseri var. Soru şu: Hangisine gideceksiniz?

Ben birkaç yıl önce, New York’ta Central Park yaz konserleri kapsamında her ikisini de izleme olanağı bulduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Ama yine de, o karar vermekte zorlandığım ve bu durumdan hoşlandığım anın keyfini çıkarıyorum. Çünkü bu bana İstanbul’un giderek bir kültür metropolü olma yolunda ilerlediğini hissettiriyor. Son yıllarda özellikle müzik alanında yaşanan gelişmeler, oldukça umut verici. Müzisyenler ve gruplar yeter ki ülkemize gelsinler, ben hangi konsere gideceğime karar vermek için zorlanmaya çoktan razıyım! (Bunu söylüyorum ama sakın ha David Bowie ile Brian Eno aynı gün gelmesin. Öyle bir durumda ne yaparım bilmiyorum…)

Tophane-i Amire’de Buluşan Tango ve Elektronik Müzik

Öyleyse, konserler arasında seçim yapmayı belki kolaylaştırabilir umuduyla, 26 Ocak günü güzel İstanbul’u daha da güzelleştirecek olan müzisyenlerin kimler olduğuna bakalım.

Tophane-i Amire gibi son derece etkileyici tarihi bir mekanda sahneye çıkacak olan Gotan Project, tango ve Latin Amerika ezgilerini elektronik müzikle buluşturuyor. Grubun isminde yer alan “Gotan” kelimesi de Buenos Aires sokak dilinde “tango” anlamına geliyor. 2000 yılında kurulan grup, 2001’de yayımlanan “La Revancha del Tango” adlı albümle büyük çıkış yapıp, tüm dünyada tanındı. Dünyanın pek çok kentinde 200’den fazla konser veren Gotan Project, geçen yılın mart ayında çıkan “Lunatico” adlı albümle de elde ettikleri başarıyı pekiştirdi.

Tangonun modern yüzü olarak görülen grup, konserlerinde akordeon, gitar, keman, piyano ve vokali bir arada kullanıyor. Onlar sahnedeyken, kendinizi konserden daha çok, sanki bir şenlikte hissediyorsunuz. Central Park’taki konserlerinde dev bir video ekran ve sahnedeki dansçıların ekrana yansıyan o kusursuz görüntüleri eşliğinde izleyenlere unutulmaz dakikalar yaşatmışlardı. Müzikleri öylesine tutkulu ve coşkun ki, kendinizi sahneye atıp dans edesiniz geliyor. Fakat dansçıların profesyonelliği karşısında, yerinizde dans eder gibi yapmanızın kendiniz ve herkes için çok daha iyi olduğunu fark ediyorsunuz. Elektronik müzikle harmanlanan tangonun ruhunuzu İstanbul’dan alıp Arjantin sokaklarına taşımasını istiyorsanız, 26 Ocak günü Tophane-i Amire’de olun.

Tindersticks’in Karizmatik Sesi

Aynı gecenin diğer önemli konseri, Stuart A. Staples tarafından Beyoğlu’ndaki Yeni Melek’te verilecek. Kimdir Stuart A. Staples? 90’lı yıllarda efsaneleşen ünlü İngiliz topluluk Tindersticks’in karizmatik sesidir. O öyle bir sestir ki, bir kere duyduysanız hayatınız boyunca unutmanız olanaklı değildir. Aşk ve ayrılık hikayelerini anlatan melankolik şarkıların mimarıdır o. Adı Leonard Cohen, Tom Waits ve Nick Cave gibi dev sanatçılarla birlikte anılır. Müzikal çizgisinden hiçbir ödün vermeden ticari başarıya ulaşabilen Tindersticks’in güçlü sesidir o. Bob Dylan, Neil Young, Lou Reed gibi ozan şarkıcıların geleneğini izler. Duruşu, sesi ve giyimiyle Tindersticks efsanesinin sembolüdür.

Stuart A. Staples, son birkaç yıldır solo çalışmalarına ağırlık veriyor. Yann Tiersen, Terry Edwards ve Tiger Lillies’den Adrian Huge’dan yardım alarak çıkardığı ilk solo albümü “Lucky Recordings”den sonra, 2006 yılında olgunluk albümü olarak nitelendirilen “Leaving Songs”u çıkardı. Staples, bütün Tindersticks albümlerinde olduğu gibi, solo albümlerinde de o içinize işleyen mükemmel karanlığı yansıtmayı başardı.

Central Park’taki Tindersticks konserinin yarattığı duygu selinden henüz çıkmamış bir halde eve doğru yürürken arkadaşımın, “Bu adamlar dünyanın en depresif müziğini yapıyor olmalı. İyi de bu melankoli neden bu kadar çekici, onun yanıtını bulamıyorum,” dediğini hatırlıyorum. Belki de yanıt Staples’ın sesinin büyüsünde ya da o sesin yansıttığı kelimelerin anlamında…

Ben 26 Ocak için kararımı verdim. Yeni Melek’in bir konser için taşıdığı tüm olumsuzluklara karşın, Stuart A. Staples’ın güçlü sesinin cazibesine karşı duramıyorum.