Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Tori Amos’ Category

>21. Yüzyılın Uyuyan Güzeli

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/ 30 Mayıs 2009

Radiohead’in vokalisti Thom Yorke’un “Grimm Kardeşler’in masal dünyasından çıkmış gibi,” diye nitelendirdiği bir şarkıya takıldım son günlerde. Bat For Lashes adlı grup ile tanıdığımız Natasha Khan‘ın seslendirdiği şarkının adı “Daniel“…

Grubun geçen ay çıkan yeni albüm “Two Suns”da yer alan parçanın esin kaynağı, ünlü Karate Kid filminin karakteri Daniel LaRusso. 29 yaşındaki Khan, çocukken hayran olduğu Daniel’a adamış şarkısını…

Pakistanlı bir baba ile İngiliz bir annenin kızı olan Natasha, gerçekten de 21. yüzyılın Uyuyan Güzeli olabilir. Yüzündeki boyalar, kafasındaki tüyler ve üzerindeki farklı kıyafetlerle kendine has bir “neo-hippie” tarzı var.

Bu nedenle, moda dergilerine de kapak oluyor; ama beni asıl ilgilendiren şey, onun görüntüsü değil; dinleyeni masallar diyarında yolculuğa çıkaran şarkıları…

SCOTT WALKER İLE DÜET

Alternatif müziğin son yıllardaki en yaratıcı isimlerinden birisi Natasha Khan. Bat For Lashes’ın ilk albümü “Fur And Gold” ile üç yıl önce tanıdık onu. Müzik sektörünün önemli ödüllerinden Mercury için aday gösterilen bu albüm, kuşkusuz, 2007’nin en başarılı çalışmalarından biriydi.

What’s A Girl To Do?” adlı parçanın Donnie Darko filminden esinlenen videosuyla tüm dikkatleri çekmişti. Natasha’nın, Björk, Tori Amos ve PJ Harvey’i andıran şarkı söyleme tekniği ile anlattığı öyküler de oldukça ilginçti. Sanki her bir şarkısında, tarihin başka bir dönemine gidip, dinleyeni de peşinden sürüklüyordu…

İkinci albümü sabırsızlıkla bekledik… Ve sonunda geçen ay, “Two Suns”ı elimize alabildik. Doğrusu, Bat For Lashes ismini hiç duymamış olsam da, bu albümü kaçırmazdım. Çünkü içinde, Natasha Khan’ın müzik ikonu Scott Walker ile yaptığı bir düet yer alıyor.

1960’lı ve 70’li yıllarda özellikle İngiltere ve Almanya’da başarı kazanan Amerikalı grup The Walker Brothers‘ın unutulmaz solistiydi Scott Walker. Ama grup dağılınca, 1970’lerin sonunda art rock ve deneysel türdeki solo çalışmalara yöneldi. Son 25 yılda sadece üç albüm yayınladı ve bugünlerde iyice kendi kabuğuna çekildi.

Scott Walker, bugüne kadar duyduğum en etkileyici bariton sesin sahibi. Onun katkıda bulunduğu bir projenin kaçırılması, bir müziksever için gerçek bir kayıp olur. Khan ve Walker’ın seslendirdiği “The Big Sleep” adlı şarkı da, bunun son kanıtı. Piyano eşliğindeki bu kusursuz düeti dinlerken adeta zaman duruyor… Son uykusuna doğru yol alan birinin sevdiğine veda ettiği bir şarkı olduğu için mi acaba? Sanmıyorum… Zaman kavramını yok eden o hissi, Scott Walker’ın büyüleyici sesi yaratıyor. Bir ses, bir şarkıya ancak bu kadar yakışabilir…

Scott Walker’a ek olarak, “Two Suns”a konuk olan başka müzisyenler de var. Brooklynli bas ve beat programcısı Yeasayer ve gospel şarkıcıları albüme katkıda bulunanlar arasında…

Ayrıca bu defa, alternatif rock grubu Ash’in eski gitaristi Charlotte Hatherley de Bat For Lashes ekibinde yer alıyor. Başarılı gitarist Hatherley, bugünlerde gruba dünya turnesinde de eşlik ediyor.

İKİLİK KONSEPTİ

Natasha Khan, albümdeki şarkıları yazarken aşktan, yol filmlerinden ve toplumun dışladığı insanlardan esinlenmiş. İnsanın arayış dürtüsüyle atıldığı bir macera sonunda içine düştüğü kaybolma duygusu, merak uyandırıyor elbette… Ama daha ilginç olan, albümdeki ikilik konsepti. Bu konseptle anlatılan, romantik bir ikili olabileceği gibi, aynı karakterin iki farklı davranışı ya da karşıt bir ikili de olabiliyor.

Natasha Khan, “Two Suns” (İki Güneş) adının yaptığı çağrışıma uygun olarak, şarkılarda iki farklı karaktere bürünüyor. Birisi kendisi; diğeri Pearl adını verdiği bir sarışın, New York’un çılgın gece yaşamını sembolize eden bir karakter. Bu iki karakteri konuşturduğu şarkılarda, aslında kendi kişiliğinin en uç noktalarını göz önüne seriyor.

İkilik felsefesine atıf yapan “Two Planets“, daha ilk dinleyişte çarpıcı müziğiyle akılda yer ediyor. Uzay gemisinden yapılan bir anonsu andıran bir sesle başlayıp, güçlü davul vuruşlarıyla devam eden şarkının sözleri de ilginç. Hayatın hem çok karanlık hem de aydınlık olduğunu söylüyor Natasha Khan, ama ardından ekliyor: “Gecesiz gündüz olmaz…” Sonra da sevdiğine sesleniyor: “Sen de benden ayrılmamalısın”…

Bat For Lashes’ın ikinci albümünün, öncekine göre biraz daha elektronik olduğunu söylemek mümkün; progresif pop denilen türe daha yakın duruyor. Folk şarkıcılarının söylemi, synthesizer sesleri ile başarıyla birleştirilmiş. Piyano ağırlıklı şarkılarda ise, insanın aklına ister istemez Kate Bush geliyor; çünkü yadsınamayacak bir benzerlik söz konusu…

“Two Suns”, belki ticari radyolarda, önceliği magazine veren ya da müziği magazin kategorisinde değerlendiren yayın organlarında yer almayacak ve en çok satılanlar listesinde gözükmeyecek… Ama eminim, Bat For Lashes, yaratıcı ve yeni çalışmaları arayan kulakların radarından kaçmayacak.

Written by zülalk

31 Mayıs 2009 at 09:45

>Tori Amos Masstival’de

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Roll/Temmuz 2007

İçinizde kaç karakter taşıyorsunuz? “O da ne demek, ben normal bir insanım” diye yanıt verebilirsiniz. Fakat alternatif müziğin dahi yeteneği Tori Amos, bu soruya farklı yanıt vererek, “American Doll Posse” adlı son albümündeki şarkılarıyla, bir kadını yaratan beş ayrı kadın karakteri çiziyor. Her albümünde farklı temalarla karşımıza çıkan Amos, bu yeni albümünde kadınlara, aslında hepsinin kendi bölünmüş dişiliklerine sahip olduklarını, fakat bunları bastırmaya zorlanıp birisini seçmeye zorlandıkları anlatmak istiyor. Bu ilginç albümün dünya turnesine geçen ay sonunda başlayan sanatçı, 15 Temmuz’da İstanbul Parkorman’da gerçekleştirilecek Masstival kapsamında da bir konser verecek. Bu nedenle, konserden önce Amos’ın “alter ego” olarak belirlediği karakterleri tanımakta yarar var.

KADINLAR BASKILARA KARŞI ÇIKSIN

Aslında karakterleri tam olarak tanımak için albümdeki şarkılara vermek gerekiyor, ama kısa bir özet en azından bir fikir verebilir. Fotoğrafçı Isabel, Artemis’in bir yansıması ve dışarıdan bakıldığında karakterler arasında en politik olanı. Dünyayı yöneten şef ve sahtekar dostlarının bizi ne kadar kötü bir yola soktuğunu anlatan bir isyan şarkısı olan “Yo George” şarkısıyla albümü açıyor ve kapanışı da bir savaş karşıtı marş olan “Dark Side Of The Sun” ile yapıyor. Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının kraliçesi olan Persephone’a atıf yapan Clyde, hayatı boyunca yaşadığı hayal kırıklıklarıyla mücadele etmeye çalışıyor. Bazen oldukça tehlikeli durumlarla karşı karşıya gelen savaşçı Pip, Athena’yı temsil ediyor. Afrodit’e atıf yapan, aşk ve şehvete düşkün karakter Santa adını taşıyor. Son karakter Tori ise, Demeter ve Dionysos’u içinde barındırıyor, yani içinde hem erkek hem de dişi özellikleri olan bir karakter.

Her birimizin içinde bir Pip, Clyde, Isabel, Santa ve Tori olduğunu söyleyen Tori Amos, hepsine, ortaya çıkıp kendi haklarını talep etmeleri için çağrıda bulunuyor. Gerçekte baskıcılığa karşı çıkıyor ve şöyle diyor: “İçinde bulunduğumuz dünya ataerkil otorite tarafından yaratıldı. Ve ben onlardan sonra geliyorum. Biz kadınlar eğer kontrolcü ideolojilerini bizim üzerimize empoze etmeye çalışanlardan hesap sormazsak, o zaman tek taraflı empoze edilmiş bu egemenliği kabul etmiş oluruz ve bu affedilemez birşey. Yani zihninizi ve kulaklarınızı açıp kendi bütünlüğünüzün ve gerçek sizin dışarı çıkmasına izin verin. Çünkü Tori, Pip, Isabel, Clyde ve Santa’nın size söyleyecekleri var.”

“HARİKA ÇOCUK” TORI AMOS

Tori Amos, kariyerini takdirle izlediğim sanatçılardan biri. Hiçbir zaman kolaycılığa kaçmayışı, popüler olmak adına kalitesinden ödün vermeyişi, albümleri yaparken ortaya koyduğu yetenek ve yaratıcı özgünlük hayranlık uyandırıcı. Üstelik, ara başlıkta belirttiğim gibi, gerçek bir harika çocuk aslında. 1963 doğumlu sanatçı, henüz doğru dürüst konuşamazken beste yapmaya, 2.5 yaşında piyano çalmaya başlamış ve 5 yaşında harika çocuk olarak Baltimore’daki Peabody Enstitüsü’ne kabul edilmiş. Şarkı söyleyiş tarzı nedeniyle Kate Bush’a benzetilen Amos’ın, duygusal şarkılarını seslendirirken piyanoda sergilediği ustalık da takdiri hak ediyor.

Bütün bunlar Tori Amos’ın neden bütün dünyada kült bir dinleyici kitlesinin var olduğunu anlatıyor. Sanatçının konserleri, 2003 yılında Rolling Stone dergisi tarafından en iyi beşinci canlı performans olarak değerlendirildi. 2005 yılında Amerika’da verdiği konserlerin tüm biletleri de, satışa sunulduktan sonra 10 dakika içinde tükendi.

Duyduğumuza göre, turne sırasında bir de sürprizi var sanatçının: Her bir konseri albümdeki karakterlerden birisi açacak ve sonrasında sahneyi Tori’ye bırakacak. Hangisinin konseri başlatacağı ise dünyada olup bitenlere göre değişecek. Acaba İstanbul konserini kim açacak? Bence İstanbul’a Isabel yakışır. Hep birlikte, “Çöllerden dağlara, bozkırlardan kıyılara/ Bu yalnızca Kral George’un deliliği midir?/ Olmaz George!/ Bütün bir ulusu dünyanın dört bucağına taşıdın” diyen Yo George’u söyleyerek başlarız geceye…

Written by zülalk

01 Temmuz 2007 at 18:38

Tori Amos kategorisinde yayınlandı