Zülal Kalkandelen / Müzik Yazıları

Archive for the ‘Vivaldi’ Category

>Yeni Yıl Müzikleri

leave a comment »

>© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/20 Aralık 2008

Yeni yıl yaklaşırken garip bir umut doğuyor insanın içine… Nasıl kapanan her kapının ardından bir yenisi açılabilirse, biten yılın ardından da belki her şeyin daha iyi olabileceği günler gelir… İnsanoğlunun zamanı izleyebilmek için pratik nedenlerle kendi yarattığı takvime böylesine bir anlam yüklemesi ilginç. Bir bakıma da iyi; hiç değilse bir süre yeni bir umut için hayal kuruyor insanlar…

Yeni yılın gelişi, hemen her ülkede benzer şekillerde gösteriyor kendisini. Büyük ikramiyeler dağıtan piyangolar çekiliyor. Caddeler, evler ışıklandırılıyor. Vitrinlerini rengârenk süsleyen mağazalar, bu ekonomik krizde pek şansları olmasa da, yılbaşı indirimleri yapıyor. Müzik sektöründe ise, yeni yıl albümleri dikkat çekiyor.

Bir araştırma yapılıp yeni yıl müzikleri belirlenmek istense, sonuç ne çıkar emin değilim; ama yayımlanan albümlere bakılırsa, dönemin taşıdığı umuda en uygun düşeni klasik müzik. Sakinleştirici etkisinden olsa gerek… Aşağıda bu tür albümlere örnekler verdim. Ayrıca bu albümlerin her biri, yılın bu döneminde güzel birer yılbaşı hediyesi olarak da düşünülebilir.

SARAH BRIGTMAN- A WINTER SYMPHONY (EMI)

2008, dünyanın en tanınmış sopranolarından Sarah Brightman için özel bir yıl oldu. Önce ocak ayında “Symphony” adlı çok başarılı bir albüm yayımladı. İspanyolca, Fransızca, İtalyanca ve Almanca söylediği şarkılarda vokal ustalığını bir kez daha kanıtladı. Sonra Pekin Olimpiyatları’nın resmi açılış gösterisindeki muhteşem performansıyla bütün dünyada takdir kazandı. Şimdi de, kariyerinin ilk noel albümünü yayımlayarak, “Müziğin Meleği” ünvanını pekiştiriyor.

Brightman’ın Kış Senfonisi, bilinen noel şarkılarından oluşuyor ama bazı sürprizlere de yer verilmiş. Albüm, ABBA’nın “Arrival” adlı şarkısının farklı bir versiyonuyla başlıyor. Son yıllarda yeniden gündeme gelen ABBA fırtınası, Brightman’ı da etkilemiş olmalı. Albüm satışı açısından bir taktik olarak planlanmış olsa bile, şarkıyı Sarah Brightman’dan dinlemenin zevkine diyecek yok.

Albümün en güzel parçası ise, Arjantinli müzisyen Fernando Lima ile seslendirdikleri “Ave Maria”. Brightman’ın masalsı sesinin Lima’nın tenor vokaliyle birlikteliği, gerçekten dört dörtlük.

“MUSIC FOR” SERİSİ

Sony BMG, yeni yıl öncesinde bir dizi toplama albüm çıkardı. Özellikle klasik müzik sevenlere hitap edebilecek olan bu serinin “Music For Dinner Parties”, “Music For Romance” ve “Music For Christmas” gibi çeşitleri bulunuyor. Dünyanın en önemli bestecilerinin hiç eskimeyen eserlerini bir arada dinleme olanağı sunan bu albümler, insanı yeni bir başlangıca hazırlıyor sanki…

“Music For Christmas”, doğal olarak daha dini motifli bestelere yer verirken, romantik anlara soundtrack olan büyüleyici melodiler “Music For Romance”da… Albümdeki 11 eser, Liverpool Kraliyet Senfoni Orkestrası, Viyana Filarmoni, Londra Telefilmonic Orkestrası ve Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası tarafından çalınmış.

Albümün bana göre tek kusuru, adını kapakta ilk gördüğümde irkilmeme neden olan bir şarkıyı da içermesi… Titanic filminden “My Heart Will Go On”… Gerçi Celine Dion’un o bıktıran yorumu değil albümdeki… Londra Telefilmonic Orkestrası’na flüt sanatçısı James Galway’in eşlik ettiği bir yorum var, ama ne yazık ki Celine Dion’la öyle özdeşleşti ki bu şarkı…

“Music For Dinner Parties”, kokteyller ve akşam yemekleri sırasında çalınabilecek eserleri bir araya getirmiş. Ama bence, yeni yıla hazırlandığımız günlere en uyanı da, serinin bu albümü olmuş. Çünkü neşe ve umudu en çok bu albümdeki parçalar hissettiriyor.

Bach’ın E Majör Keman Konçertosu ile başlayan albüm, Schubert’in Forellenquintett (Alabalık Beşlisi) adlı eseri ile sona eriyor. Tüm CD boyunca da, Liszt’ten Haydn’a, Kreisler’den Brahms’a uzanan güzel bir müzikal yolculuğa çıkarıyor dinleyeni.

RELAX VOL.3 SMOOTH CLASSICS

Klasik müzik konusunda uzman gazeteci Mark Pappenheim’ın, albüm kitapçığında yer alan yazısında bir ifade dikkatimi çekti. “Bu klasik parçalar, sakin bir şekilde akıp gidebilir, ama gerçek aşkın rotası hiç de öyle olmadı.” Albümdeki eserleri dinlerken pek de fark edilmeyen bir noktaya dikkat çekiyor Pappenheim. “Ne hoş, ne rahatlatıcı” diye dinleğimiz müziklerin önemli bir kısmının esin kaynağı, aslında büyük hırslar, kıskançlıklar ve aldatmacalar.

Örneğin Mozart’ın “Cosi fan tutte” adlı eseri, iki kızkardeşin oyuna gelerek, savaşa gittiklerini düşündükleri erkek arkadaşlarını aldatmalarını konu alan bir komik opera için yazılmış. İşin ilginci, bu hikayeyi bilmeden dinlerseniz, farklı duygular yaratabiliyor.

Üç CD’lik albümde Bach, Beethoven, Debussy, Vivaldi, Chopin, Puccini, Ravelgibi 18., 19. ve 20. yüzyılın büyük bestecilerinin yanı sıra, film müzikleriyle ünlenen John Barry’den de bir eser var. “Out of Africa” filminin unutulmaz müziği albümün yansıttığı hava ile uyumlu bir seçim olmuş. Toplam 31 eserin yer aldığı üç saatlik bir macera bu albüm!

Written by zülalk

20 Aralık 2008 at 22:18

>Sarah Chang’den “Dört Mevsim”

leave a comment »

>

© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/3 Kasım 2007

Sarah Chang, Kore asıllı Amerikalı bir keman virtüözü. Henüz 27 yaşında ama kısa kariyerine büyük başarılar sığdıran bir harika çocuk. 4 yaşında keman çalmaya başlayan sanatçı, 8 yaşındayken dünyanın en ünlü orkestra şeflerinden Ricardo Muti ve Zubin Mehta’nın önünde başarılı performanslar gösterdi. O tarihten bu yana da, aralarında Philadelphia Orkestrası ve New York Filarmoni olmak üzere dünyanın önemli orkestralarıyla çalışmaya başladı. 1992 yılında prestijli Avery Fisher Ödülü’ne layık görülen Chang, EMI etiketiyle yayımlanan Vivaldi: The Four Seasons adlı yeni albümüyle yine dikkatleri çekti. Bu ölümsüz eseri Grammy ödüllü Orpheus Oda Orkestrası ile yorumlayan Chang, bir kentten diğer kente sürekli seyahat ettiği yoğun programı içinde sorularımızı yanıtlamayı ihmal etmedi.

Önceki albüm kayıtlarınıza baktığımızda daha az bilinen bazı eserleri tercih ettiğinizi görüyoruz. Fakat şimdi klasik müziğin en popüler eserlerinden birini kaydederek dinleyicilerinizi bir anlamda şaşırttınız.

Son yaptığım kayıtlar, Shostakovich ve Prokofiev konçertolarıydı. Bunlar olağanüstü dramatik ve çok duygusal müzikler. Onları Sir Simon Rattle şefliğinde Berlin Filarmoni’yle yorumlamıştık. Büyük orkestra, büyük şef ve büyük eserler… Bu defa buna karşıt bir şey yapmak istedim. The Four Seasons’ı kaydetmek oldukça uzun bir süredir aklımdaydı. Vivaldi’nin müziği öylesine güzel, saf ve kadınsı ki!

Vivaldi’nin müziğine özel bir düşkünlüğünüz var mı?

Kesinlikle var. Vivaldi’nin saflığını ve basitliğini seviyorum. Ana hatları çizdikten sonra yorumcuların The Four Seasons’a kendi damgalarını vurmalarını sağlayacak bir özgürlüğü yaşamalarına olanak vermesine hayranım.

Ünlü kemancı Gidon Kremer bir keresinde, “başka hiç kimsenin The Four Seasons gibi 20. yüzyılı yansıtan bir eser yazma cüretini gösteremediğini” söylemişti. Aynı fikirde misiniz?

Gidon Kremer büyüleyici bir müzisyen! Benim kendime ait düşüncelerim var ama asla Gidon Kremer’le tartışmaya girmem.

Bu eseri telefonda bekletme müziği olarak ya da restoranlarda ve asansörlerde duyduğunuzda ne hissediyorsunuz?

Dehşete kapılıyorum. Bu asansör müziği değil, öyle olmamalı. Eğer bir restoranda bu müzik çalıyorsa orada yemek yiyemem. Popüler olduğu için mutluyum; bu harika, ama bu bir sanat eseri!

Orpheus Oda Orkestrası ile kayıt yapmak nasıl bir duyguydu? Üstelik, bu orkestranın en büyük özelliği şefsiz çalışması.

Hem zorlayıcı hem de eğlenceliydi. İlk kez şefsiz bir oda orkestrası ile çalmaktan dolayı büyük heyecan duydum ve bunun yarattığı sınırları zorlayıcı etkiden hoşlandım. Çok daha fazla sorumluluk gerektiriyordu ama bu tür çalışmanın getirdiği özgürlüğü de sevdim. Ayrıca hoşuma giden bir diğer şey de, orkestradakilerin göz kontağı kurup daha dikkatli dinleyerek birbirlerinin daha çok farkına varmaları ve böylece gerçek bir oda müziği icra etmeleri oldu.

Kemanla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Yalnızca büyük bir sevgi mi var, yoksa bir tür sevgi ve bağımlılık karışımı mı söz konusu? Bazı müzisyenler çalmadıkları zaman boşluk hissettiklerini söylüyorlar. Siz de böyle hissediyor musunuz?

Aynı diğer insanlarla olan ilişkilere benziyor. Çoğunlukla sevgi var. Ama bazen de onu o kadar çok sevmiyorsunuz ve pek iyi anlaşamıyorsunuz. Fakat kemanım benim hayatımın çok büyük bir parçası ve sahnedeki sesim. Bu nedenle ona nazik davranmaya çalışıyorum! Partilere gidip alışveriş yapmak istediğim günler de oluyor. O zaman biraz ayrı kalabiliriz ama sonuçta ondan uzun süre ayrı kalamam.

8 yaşında bir harika çocuk olarak keşfedildiğinizden beri sürekli olarak çalışıp konser vermeye devam ediyorsunuz. Bugün klasik müziğin en yetenekli genç sanatçılarından birisiniz ve kendi kuşağınız için bir esin kaynağısınız. Bir müzisyen olarak başarmak istediğiniz başka bir hedef var mı?

Bugün yaptığım şeyi sürdürebilmeyi isterim. Konser vermeyi ve albüm yapmayı çok seviyorum. Bunun için kendimi çok talihli olarak görüyorum. Parmaklarım ve kalbim izin veridiği sürece bunu yapmayı istiyorum.

Written by zülalk

04 Kasım 2007 at 18:47